Hukuk Genel Kurulu 2016/2685 E. , 2021/329 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 6. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 10.10.1996-07.02.2005 tarihleri arasında kontuar işçisi olarak çalıştığını, en son ücretinin net 488,00TL olduğunu, iş sözleşmesinin haklı neden bulunmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı hakkında 06.01.2005 tarihinde havalimanı dış hatlar terminalinde para aldığından bahisle yolcu Arife Ataş’ın şikâyeti üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığını, durumdan haberdar olan Devlet Hava Meydanları İşletmesinin 27.01.2005 tarihli yazıyla davacının giriş kartının iptal ettiği ve bunu müvekkiline 28.01.2005 tarihinde bildirdiğini, soruşturmanın tamamlanması ve Devlet Hava Meydanları İşletmesinin giriş kartının iptaline ilişkin yazının tebliğ edilmesi üzerine davacının iş sözleşmesinin 01.02.2005 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. Bakırköy 6. İş Mahkemesinin 11.11.2010 tarihli ve 2008/690 E., 2010/509 K. sayılı kararı ile; davacının 06.01.2005 tarihinde yolcudan 100 Euro para aldığını kabul ettiği anlaşıldığından bu davranışın 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci bendinde belirtilen doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış olduğu, davacının ceza davasında beraat etmesinin eldeki dava bakımından sonuca etkili olmayacağı, bununla birlikte Devlet Hava Meydanları İşletmesinin giriş kartının iptal edildiğine ilişkin 27.01.2005 tarihli yazının davalı işverene hangi tarihte tebliğ edildiğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, davalı işverenin fesih nedenini 12.01.2005 tarihinde öğrendiği nazara alındığında iş sözleşmesinin altı iş günlük hak düşürücü süre içerisinde feshedilmediği, giriş kartının iptaline ilişkin kararın davalı işverene yeni bir fesih hakkı vermeyeceği, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Bakırköy 6. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 10.04.2013 tarihli ve 2011/5857 E., 2013/11535 K. sayılı kararı ile; davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, “…2-… Somut olayda, iş akdi işveren tarafından "06/01/2005 tarihinde havalimanı dış hatlar terminalinde XQ860 sefer sayılı uçağın yolcularından Arife ATAŞ isimli yolcudan para aldığı, yolcunun polise başvurarak davacıdan şikayetçi olduğu, davacının da yolcudan para aldığını kabul ederek suçunu ikrar ettiği, Atatürk Havalimanı Emniyet Şube Müdürlüğü tarafından davacının apron giriş kartına el konulduğu, davacının yolcuları dolandırarak menfaat sağladığı" gerekçesiyle 07/02/2005 tarihinde feshedilmiştir.
İşverenin yazılı fesih bildiriminde fesih gerekçesi yaptığı olay 06/01/2005 tarihinde gerçekleşmiştir.
Bu arada hemen belirtilmek gerekir ki, fesih bildirimine konu fiili olgu, 4857 sayılı İş Kanunun 25/III. maddesi kapsamında iş verene zorlayıcı (mücbir) sebeple fesih imkanı vermez. Zira öğreti ve uygulamada "mücbir sebep" olarak genellikle kaçınılamayan ve önceden öngrülemeyen doğal ya da hukuki (Örneğin; deprem, yangın, kaza, karantinaya alınma vs.) nedenler benimsenmiş ve özellikle işçinin kendi eyleminin sonucu olan iş görememe hali zorlayıcı neden kabul edilmemiş, dış etkenlere bağlı, işçinin işini görmesine engel olan harici nedenler mücbir sebep olarak değerlendirilmiştir. (Bkz. Süzek, İş Hukukunun 656 vd. Çelik, İş Hukuku Dersleri, 268 vd ; Mollamahmutoğlu, İş Hukuku, 764 vd. Akyiğit, Kıdem Tazminatı, 227 vd.)
Somut olayda işçinin haksız eylemi (maddi menfaat temin etmesi) nedeniyle apron giriş kartı iptal edilmiş, iş görme ediminin ifası harici etkiyle değil, işçinin eylemi sonucu imkansız hale gelmiştir. Bunun üzerine 12/01/2005 tarihinde davacının savunması alınmıştır.
Davalı şirket 01/02/2005 keşide tarihli noter ihtarı ile Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü"nün şirkete hitaben yazdığı 27/01/2005 tarihli yazıyı tebliğ etmek üzere davacıyı işyerine davet etmiştir.
Bundan sonra 07/02/2005 tarihinde iş akdi işveren tarafından 4857 sayılı yasanın 25/II-maddesi gerekçe gösterilerek feshedilmiştir.
Davalı işverenin bir anonim şirket olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Yukarıda yazılı ilke kararımızda da açıkça belirtildiği üzere, işverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük hak düşüren süre, feshe yetkili merciin olayı öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar.
Yukarıda yapılan tespitler ve ilke kararımızdaki açıklamalar nazara alındığında, somut olayda feshe yetkili merci ve bu merciin feshe gerekçe yapılan olayı ne zaman öğrendiği dosya kapsamından tespit edilememektedir. Bu nedenle öncelikle feshe yetkili merci ve bu merciin feshe gerekçe yapılan olayı ne zaman öğrendiği tespit edilmeden altı iş günlük hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca davalı işyerinde toplu iş sözleşmesi uygulaması olduğu bilindiğinden, toplu iş sözleşmesinde fesih ile ilgili özel bir düzenleme bulunup bulunmadığının tespiti ile bu düzenleme de nazara alınarak fesih sorununun çözümlenmesi gerekmektedir.
Tüm bu nedenlerle, yukarıda yazılı eksiklikler giderilmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle oy çokluğu ile hüküm bozulmuştur.
Direnme Kararı
9. Bozma sonrası dosyanın tevzi edildiği Bakırköy 22. İş Mahkemesinin 09.04.2014 tarihli ve 2013/744 E., 2014/128 K. sayılı kararı ile; Devlet Hava Meydanları İşletmesi tarafından gönderilen yazı cevabında kendilerinde toplu iş sözleşmesinin bulunmadığının bildirildiği, davalı işveren tarafından düzenlenen yazı cevabında ise feshe yetkili makamın insan kaynakları direktörlüğü ve operasyon direktörlüğü olduğunun ve fesih dönemindeki yetkili kişilerin isimlerinin belirtildiği, fesih gerekçesi olan 06.01.2005 tarihli olaya ilişkin davacının 12.01.2005 tarihinde savunmasının alındığı, Devlet Hava Meydanları İşletmesi tarafından davacının giriş kartının 27.01.2005 tarihinde iptal edildiği ve dosyadaki evrak teslim defteri fotokopisinden iptale ilişkin bu kararın aynı gün davalı işverene tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, 01.02.2005 tarihli ihtarnamenin fesih bildirimi olmadığı sadece giriş kartının iptalinin davacıya bildirimi niteliğinde olduğu, davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesinin 07.02.2005 tarihli ihtarname ile feshedildiği, altı günlük hak düşürücü sürenin savunmanın verildiği 12.01.2005 tarihinde başladığı, feshe yetkili kişilerin insan kaynakları direktörü Zafer Emre Memecan ve operasyon direktörü Talha Göksel olduğunun bildirilmesi, işe giriş kartının iptal edildiğine 27.01.2005 tarihli yazının aynı gün davalı işverene tebliği edilmesi ve feshe yetkili kişilere bu bildirimin bahsi geçen tarihten sonra yapıldığının davalı tarafça ispat edilememesi nedeniyle 27.01.2005 tarihinden itibaren altı iş günü geçtikten sonra 07.02.2005 tarihinde yapılan feshin süresinde kabul edilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesinde öngörülen altı iş günlük hak düşürücü süre içinde feshedilip feshedilmediğinin belirlenmesi amacıyla feshe yetkili makamın ve bu makamın feshe gerekçe yapılan olayı ne zaman öğrendiğinin tespit edilmesinin gerekip gerekmediği, ayrıca toplu iş sözleşmesi getirtilerek fesihle ilgili özel bir düzenleme olup olmadığı yönünde bir araştırma yapılmasının gerekli olup olmadığı ve buradan varılacak sonuca göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN:
12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; Özel Dairece davalının sair temyiz itirazlarının reddi ile iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesinde öngörülen altı iş günlük hak düşürücü süre içinde feshedilip feshedilmediğinin belirlenmesi için feshe yetkili makamın ve bu makamın feshe gerekçe yapılan olayı ne zaman öğrendiğinin tespit edilmesi, ayrıca toplu iş sözleşmesi getirtilip fesihle ilgili özel bir düzenleme olup olmadığı yönünde bir araştırma yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verildiği somut olayda, mahkeme tarafından bozma sonrası yapılan yargılamada toplu iş sözleşmesinin getirtilmesine ve davalı işverenden feshe yetkili makamın kim veya neresi olduğunun sorulmasına ilişkin ara karar oluşturulduğu ve bahsi geçen yazı cevaplarının dosya arasında alındığı anlaşılmakla mahkeme tarafından toplu iş sözleşmesinin bulunmadığına dair yazı ile fesih tarihinde yetkili makamın ve kişilerin kim olduğuna dair yazı cevabının değerlendirilmesi suretiyle kurulan hükmün gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Özel Dairece mi yoksa Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
IV. GEREKÇE
13. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429. maddesi).
14. Mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.
15. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına göre; mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucunda verilen yeni hüküm olarak kabul edilir.
16. Somut olayda, mahkemece Özel Daire bozma kararından sonra yapılan yargılamada, toplu iş sözleşmesinin getirtilmesine ve davalı işverenden feshe yetkili makamın kim veya neresi olduğunun sorulmasına ilişkin ara karar oluşturulup bahsi geçen yazı cevapları dosya arasına alındıktan sonra direnme kararı verilmiş ve direnme kararının gerekçesinde diğer delillerle birlikte toplu iş sözleşmesinin bulunmadığına dair yazı ile fesih tarihinde yetkili makamın ve kişilerin kim olduğuna dair yazı cevabı değerlendirilerek iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesinde öngörülen altı iş günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra feshedildiği belirtilmiştir.
17. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre, mahkemece Özel Daire bozma kararı uyarınca dosya arasına alınan belgelere dayanılarak direnme adı altında yeni bir karar verilmiştir.
18. Şu hâlde "direnme" olarak verilen kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusu ile ilgili bozma kararı sonrası elde edilen yeni delil ve olgulara dayalı olarak oluşturulan yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
19. Hâl böyle olunca, verilen bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
20. Bu nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 9. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.03.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.