3. Hukuk Dairesi 2017/16817 E. , 2017/17964 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; taraflar arasında 15/08/2014 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme gereği davacı tapu işlemleri sonuçlanıncaya kadar geçerli olmak üzere 500,00 TL kapora ve teminat olmak üzere 10.000,00 TL bedelli senet düzenleyerek satıcıya teslim ettiğini, taşınmaz satış işleminin 11/09/2014 tarihinde gerçekleştiğini, teminat olarak verilen senetlerin kaybedildiği iddiası ile satış işleminin gerçekleşmesinden sonra davacıya kötü niyetli olarak verilmediğini, satış sözleşmesinin ve pazarlık ile satış işlemlerinin davalı ... tarafından yapıldığını, satışa konu konutun yasal sahibinin ise davalının kardeşi ... olduğunu, konut bedelini satıcılara ödediğini, takip konusu bono nedeniyle davacının takip alacaklısına herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek, 15/08/2014 keşide tarihli, 10.000,00 TL tutarlı senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, alacak miktarının %20"sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; takibe konu bononun davacı tarafından davalıya teminat olarak değil borcuna karşılık ödeme aracı olarak verdiğini, davalı ile kardeşinin müteahhitlik yaptığını, inşaatını yaptıkları taşınmazın satışı konusunda davacı ile anlaştıklarını, ancak davacının taşınmaz için çektiği kredinin, satış bedeli ile komisyon ücret ve tapu masraflarını karşılamaya yetmediği için, ödeyemediği borca karşılık dava konusu bononun keşide edildiğini ve davalının kardeşi ..."e teslim edildiğini, söz konusu senedin teminat senedi olduğunu gösterir herhangi bir kanıtın bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile davacının %20"den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, keşidecisi ... alacaklısı ...olan 15/08/2014 keşide tarihli 01/01/2015 vaadeli 10.000,00 TL senet nedeniyle davacı ... ın borçlu olmadığının tesbitine, davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, senet miktarı olan 10.000,00TL üzerinden %20 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun"un 73/2.maddesine göre; “Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar 2/7/1964 tarihli 492 Sayılı Harçlar Kanunununda düzenlenen harçlardan muaftır.” Buna göre tüketici olmayan kişiler harçtan muaf olmadıklarından haklarında açılan davaların aleyhlerinde sonuçlanması halinde harçla sorumlu tutulmaları gerekir.
Harç kamu düzenine ilişkin olup taraflarca bu konu temyiz nedeni olarak ileri sürülmemiş olsa bile temyiz incelemesi sırasında harç alınması gerekip gerekmediği Yargıtay"ca resen incelenir. O halde Mahkemece; tüketici durumunda bulunmayan davalı aleyhine hüküm kurulduğu halde, yukarıda açıklanan hususlar gözardı edilerek kabul edilen miktar üzerinden davalı aleyhine karar ve ilam harcına hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.