Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2018/1111
Karar No: 2021/331
Karar Tarihi: 23.03.2021

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/1111 Esas 2021/331 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2018/1111 E.  ,  2021/331 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi


    1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Erzurum İş Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli ve 2013/704 E., 2015/128 K. sayılı kararı ile verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 23.05.2016 tarihli ve 2015/10402 E., 2016/14802 K. sayılı kararı ile ihbar tazminatından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği yönünden bozulmuş, bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda Erzurum 2. İş Mahkemesinin 20.01.2017 tarihli ve 2016/578 E., 2017/43 K. sayılı kararı ile verilen ihbar tazminatına yönelik talebin kabulüne ilişkin karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 25.05.2017 tarihli ve 2017/33622 E., 2017/12187 K. sayılı kararı ile bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    2. Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    I. YARGILAMA SÜRECİ
    Davacı İstemi:
    4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Erzurum Atatürk Araştırma Hastanesinde laboratuvar teknisyeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı neden bulunmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile kötü niyet tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalı... Tıp Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden tahsilini talep etmiştir.
    5. Birleşen davada davacı vekili; Erzurum İş Mahkemesinin 2013/704 E. sayılı dosyasında bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini alt işveren... Tıp Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden talep ettiklerini ve bu dosya ile de davayı aynı konuya ilişkin bir kısım işçilik alacaklarından sorumlu olan asıl işveren davalı Üniversiteye karşı açtıklarını belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalı ... Rektörlüğünden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı Cevabı:
    6. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin işin bitmesi nedeniyle sona erdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    7. Davalı ... (Üniversite) vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davada taraf sıfatının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemenin Birinci Kararı:
    8. Erzurum İş Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli ve 2013/704 E., 2015/128 K. sayılı kararı ile; davacının iş sözleşmesinin belirsiz süreli hâle geldiği, dosyada bulunan bilirkişi raporunun hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
    9. Erzurum İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    10. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 23.05.2016 tarihli ve 2015/10402 E., 2016/14802 K. sayılı kararı ile; “…1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı... Tıp Sanayi ve Tic. Ltd. Şti."nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2-Davacı vekilinin her iki dava dilekçesi ile de davalılara karşı ihbar tazminatı talebinde bulunmuş olması sebebiyle, hükmedilen ihbar tazminatından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği halde, dava dilekçesinde davalı şirkete karşı ihbar tazminatı talebinde bulunulmadığı yönündeki yanılgılı değerlendirme ile davalı şirket yönünden ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    Mahkemenin İkinci Kararı:
    11. Erzurum 2. İş Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen 20.01.2017 tarihli ve 2016/578 E., 2017/43 K. sayılı karar ile; önceki gerekçeye ilaveten uyulan bozma kararının sadece ihbar tazminatından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğine ilişkin olduğu, bozma konusu yapılmayan kısımlar onanmış sayılacağından davaya sadece ihbar tazminatı yönünden devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının ihbar tazminatına ilişkin talebinin kabulü ile brüt 1.906,08TL ihbar tazminatının davalı şirketi bakımından 27.12.2013 tarihinden, davalı ... bakımından 16.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
    Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
    12. Erzurum 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını davalı ... vekili süresinde temyiz etmiştir.
    13. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 25.05.2017 tarihli ve 2017/33622 E., 2017//12187 K. sayılı kararı ile; “…6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
    a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
    b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
    c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
    ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
    d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
    e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
    İçermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 esas, 2007/611 karar, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 esas, 2008/7142 karar sayılı ilamı).
    Somut olayda, bozma sonrası Mahkemece “Davanın UBGT alacağı ve fazla çalışma ücreti yönünden reddine,” şeklinde hüküm oluşturulmuştur.
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 22.02.2012 tarihli ve 2012/13-747 esas, 2012/84 karar sayılı ilamında ve Dairemizin emsal kararlarında belirtildiği gibi, Yargıtayca bozulan karar, sonraki kararın eki niteliğinde değildir. Bozma ile birlikte önceki hüküm ortadan kalkarak hukukî geçerliliğini yitirir. Mahkemece bozulan karara atıf yapılarak yeni hüküm oluşturulamaz. Bozmadan önceki ve bozmadan sonraki kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297. maddesine uygun olmalıdır.
    Mahkemece yukarıdaki kanuni düzenlemeler ve ilkeler dikkate alınmaksızın, bozma sebebi yapılmayan alacak kalemleri olan kıdem ve kötüniyet tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücret alacakları hakkında hüküm oluşturulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    Direnme Kararı:
    14. Erzurum 2. İş Mahkemesinin 14.02.2018 tarihli ve 2017/317 E., 2018/103 K. sayılı kararı ile; dava konusu taleplerin birbirinden bağımsız nitelik taşıdığı, her bir talebin ayrı ayrı incelendiği ve her biri için ayrı hüküm kurulduğu, bozma kararında ihbar tazminatları dışındaki alacaklar bakımından temyiz itirazlarının reddine karar verildiğinden bu alacaklara dair hükümlerin kesinleştiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme Kararının Temyizi:
    15. Direnme kararı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    II. UYUŞMAZLIK
    16. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, Özel Dairece davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddedildiği gözetildiğinde bozma nedeni yapılmayan alacak kalemleri hakkında mahkemece hüküm kurulmasının gerekli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

    III. ÖN SORUN
    17. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; davacı vekilinin 19.03.2018 tarihli dilekçesinin katılma yoluyla temyiz dilekçesi niteliğinde olup olmadığı, temyiz dilekçesi olduğunun kabulü hâlinde ise; temyiz harç ve giderlerinin yatırılması için mahkemesine geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
    18. Davacı vekilinin 19.03.2018 tarihli dilekçesinde; katılma yoluyla davalının istinaf taleplerinin reddi ile dava ve ıslah dilekçelerinde belirtilen şekilde davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, davacının temyiz harç ve giderlerini de yatırmadığı, bölge adliye mahkemesi tarafından istinaf incelemesi sonunda; öncelikle ilk derece mahkemesi kararını kaldırılmasına, ardında da kendisinin davanın niteliğine göre yeni bir karar verebileceği, dolayısıyla bölge adliye mahkemesinin aynı zamanda bir hüküm mahkemesi olduğu, bu itibarla davacı vekilinin 19.03.2018 tarihli dilekçesinde yer alan taleplerin, bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi kapsamının mahiyetinden kaynaklandığı, davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararı kaldırıldığı takdirde dava konusu tüm alacak taleplerinin kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesini istediği anlaşıldığından temyiz iradesi bulunmayan davacı vekilinin 19.03.2018 tarihli dilekçesinin, temyiz dilekçesi niteliğinde olmadığı, bu nedenle ön sorun bulunmadığı oy birliği ile kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

    IV. GEREKÇE
    19. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun (6100 sayılı Kanun/HMK) “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesi; “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
    a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
    b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
    c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
    ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
    d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
    e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
    (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenlenmiştir.
    20. Aynı Kanun’un “Hükmün Yazılması” başlıklı 298. maddesi ise:
    “(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.
    (2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
    (3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
    (4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.” düzenlemesini içermektedir.
    21. Açıklanan hükümlerin ortaya koyduğu bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denilebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
    22. Bu aşamada usuli kazanılmış hak kavramını açıklamakta yarar bulunmaktadır.
    23. Usuli kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Örneğin hâkimin bir tarafa kesin süre vermesi ile karşı taraf lehine kazanılmış hak doğar.
    24. Nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun 23.10.1981 tarihli ve 1981/15-2296 E., 1981/687 K. sayılı kararında "...mesalâ; bir Yargıtay bozma ilamına uyulmasına, ispat yükü kendisine düşen, takdiri delil iddiasını gerçeğe yakın bir şekilde ispat etmiş ve fakat hâkime bir kanaat vermemiş olan tarafa Usulün 365. maddesi hükmünce hâkim tarafından resen and yöneltilmesine; taraflardan birine kesin süre verilmesine (Usul 164) ilişkin ara kararları bu nitelikte olup bunlardan dönme (rücu) caiz değildir. Çünkü, usule ait kazanılmış hak müessesi, Usul Yasasının dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. (9/5/1960 gün 21 E., 9 K. ve 4.2.1959 gün, 13 E. 5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları gerekçelerinden)..." denilmek suretiyle ara kararı ile oluşan kazanılmış hak çeşitlerinden bahsedilmiştir.
    25. Hemen belirtelim ki, gerek 1086 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu"nda, gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir.
    26. Öte yandan kanun yolunda oluşan kazanılmış haklar da söz konusudur. Şöyle ki, bir mahkemenin Yargıtay dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
    27. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (4.2.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).
    28. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.
    29. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması durumunda Yargıtay bozma kararı ile oluşan usuli kazanılmış hak değer taşımayacaktır. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı ile (YİBK) "...Sonradan çıkan içtihadı birleştirme kararının Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak, henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan bütün işlere tatbikinin gerekli olduğuna..." şeklinde karar verilmiştir.
    30. Bunun gibi bozmaya uyulmasından sonra o konuda yürürlüğe giren yeni bir kanun karşısında bozma ilamına uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hakkın da bir değeri kalmayacaktır.
    31. Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hâlinde usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir. Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2020 tarihli ve 2016/22-702 E., 2020/443 K. sayılı kararında da bu hususa vurgu yapılmıştır.
    32. Görev konusu da usuli kazanılmış hakkın istisnasıdır. Bu husus 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 E., 1959/5 K. sayılı YİBK"da "...Kaide olarak usuli müktesep hak hükmünün vazife konusunda tatbik yeri olmayacağına ve duruşmanın bittiği bildirilinceye kadar vazifesizlik kararı verebileceğine,..." şeklinde ifade edilmiştir.
    33. Bu sayılanların dışında hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı ve harç gibi kamu düzenine ilişkin konularda da usuli kazanılmış haktan söz edilemez.
    34. Ayrıca maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması ile de usuli kazanılmış hak doğmaz.
    35. Somut olayda; Özel Dairece birinci bozma kararı ile davalı Üniversitenin sair temyiz itirazlarının reddiyle ihbar tazminatından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği yönünde bozma kararı verilmiştir. Mahkeme tarafından bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda “Davacının ihbar tazminatına yönelik talebinin kabulü ile; brüt 1.906,08TL ihbar tazminatının davalılardan... Tıp Merkezi şirketi yönünden 27.12.2013 tarihinden, diğer davalı ... yönünden ise 16/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde verilen kararın davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Özel Dairece ikinci bozma kararı ile bozma nedeni yapılmayan alacak kalemleri hakkında hüküm oluşturulmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle bozma kararı verilmesi sonrasında mahkeme tarafından direnme kararı verilerek aynı şekilde hüküm kurulmuştur.
    36. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda Özel Daire bozma kararı kapsamı dışında kalan kısımlar kesinleştiğinden bozma kararına uyan mahkeme tarafından kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılarak karar verilemeyeceği açıktır. Nitekim bozma kararı kapsamı dışında kalan kısımlar bakımından taraflar açısından usuli kazanılmış hak oluşacaktır.
    37. Bu durumda kesinleşen kısımlar hakkında yeniden karar vermesi gerekli olmadığından mahkemece bu kısımların kesinleştiği belirtilerek “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulması yeterlidir.
    38. Zira, mahkeme kararının kesinleşen bölümlerinin infazı mümkün olduğundan kesinleşen hususta yeniden hüküm kurulması hukuki bir sonuç da doğurmayacaktır.
    39. Bu itibarla mahkemece, 17.02.2015 tarihli ve 2013/704 E., 2015/128 K. sayılı mahkemenin birinci kararına atıf yapılarak Özel Dairenin birinci bozma kararı olan 23.05.2016 tarihli ve 2015/10402 E., 2016/14802 K. sayılı kararı ile davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilen kısımlarla ilgili “karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmesi gerekirken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
    40. Mahkemenin 17.02.2015 tarihli ve 2013/704 E., 2015/128 K. sayılı ilk kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesine rağmen Özel Dairenin 23.05.2016 tarihli ve 2015/10402 E., 2016/14802 K. sayılı birinci bozma kararında yer alan “Kararı davalı ... vekili temyiz etmiştir.” şeklindeki ifadenin maddi hataya dayalı olarak yazıldığı anlaşılmıştır.
    41. Özel Dairenin 25.05.2017 tarihli ve 2017/33622 E., 2017/12187 K. sayılı ikinci bozma kararındaki “Somut olayda, bozma sonrası Mahkemece “Davanın UBGT alacağı ve fazla çalışma ücreti yönünden reddine,” şeklinde hüküm oluşturulmuştur.” İfadesinin dosya kapsamına uygun olmadığı, dolayısıyla maddi hataya dayalı olduğu tespit edilmiştir.
    42. Diğer taraftan gerekçeli direnme kararının başlık kısmında davalı adı olarak “Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü” yerine “...” olarak gösterilmiş ise de, bu yanlışlık mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
    43. Ayrıca mahkemenin 20.01.2017 tarihli ve 2016/578 E., 2017/43 K. karar sayılı ikinci kararının hüküm kısmında yer alan beşinci bendinde “5-Ancak önceki hükümde davalılardan... Tıp Merkezi şirketi lehine avukatlık ücretine hükmedilmiş ise de; ihbar tazminatından da sorumlu olduğundan davalı... Tıp Merkezi lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,” şeklinde hüküm kurulmuşken, 14.02.2018 tarihli ve 2017/317 E., 2018/103 K. sayılı direnme kararının hüküm kısmında yer alan sekizinci ve dokuzuncu bentlerinde “8- AAÜT gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı... Tıp Merkezi şirketine verilmesine, 9- davalılardan... Tıp Merkezi Şirketinin ihbar tazminatından da sorumlu olduğundan davalı... Tıp Merkezi lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu hususta açık temyiz itirazları bulunmamakla birlikte belirtilen durumun da maddi hataya dayandığı açıktır.
    44. Hâl böyle olunca direnme kararının usule ilişkin bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir.

    V. SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA,
    Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
    Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 23.03.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi