Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2019/530
Karar No: 2021/333
Karar Tarihi: 23.03.2021

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/530 Esas 2021/333 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2019/530 E.  ,  2021/333 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


    1. Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalılar Hazine vekili ve Kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    2. Direnme kararı davalılar Hazine vekili ve Kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    I. YARGILAMA SÜRECİ
    Davacı İstemi:
    4. Davacı vekili dava dilekçesinde; İzmir ili, Karşıyaka ilçesi, İmbatlı Mahallesinde kain çekişmeli 35020 ada 9 parsel sayılı taşınmazın (evveliyatı 2671 ada 29 parsel) 40 yıldan bu yana müvekkillerinin babası ...nın malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek Türk Medeni Kanunu (TMK)"nun 713. maddesinin 2. fıkrada belirtilen "…aynı koşullar altında maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…" düzenlemesi gereğince tapu kaydının iptali ile mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı Cevabı:
    5. Davalılar Hazine vekili ve Kayyım vekili ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde; tapu kayıt malikinin belli olduğunu, bu davaya emsal Urla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/51 E. sayılı dosyasının da Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
    Mahkeme Kararı:
    6. Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.09.2013 tarihli ve 2012/284 E., 2013/415 K. sayılı kararı ile; malik Refia"nın kim olduğunun anlaşılamadığı, muhtarlık kayıtlarında bulunmadığı, hayatta olup olmadığının anlaşılamadığı, taşınmazın Celadin Kahya tarafından kullanıldığının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; 35020 ada 9 parselde kayıtlı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

    Özel Daire Bozma Kararı:
    7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar Hazine vekili ve Kayyım vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    8. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 14.12.2016 tarihli ve 2016/17207 E., 2016/16948 K. sayılı kararı ile;
    "…Somut olaya gelince, dava konusu parselin ilk geldi kaydı olduğu anlaşılan 2421 ada 29 parsele ait Beyanname ve Kayıt Varakasında yazılı olan bilgilere ve bu kadastro tutanağının dayanağı olduğu anlaşılan Temmuz 1940 tarih ve 16/20, 2/10/1935 tarih ve 7/10 nolu 26/9/1934 tarih ve 143/8 nolu tapu senetleri ve tapu kaydı özü kayıtları ile aynı parsele kadastro sırasında uygulanan 57/68 vergi genel nolu vergi kaydında yazılı bilgilere dayanılarak dava konusu parselde Refia"ya 2/12 pay yazılmıştır. Bu paya istinaden de temlik ve intikaller sonrasında dava konusu bu pay, ıslah ve imar edinme sebebi ile 19/9/1988 tarihinde 35020 ada 9 parsel olarak Refîa adına 2 katlı ev ve arsası niteliği ile tapuya kayıt ve tescil edilmiştir. O halde; kadastro tutanağındaki bilgiler ile yukarıda yazılı bulunan dayanak tapu kayıtları ve vergi kayıtlarına göre Refia"nın tanınan ve bilinen kişilerden olduğunun kabulü gerekir.
    Tüm bu açıklamalar ışığında, kayıt malikinin kim olduğuna yarar bilgilerin tapu kütüğünde mevcut olduğu, tanınan ve bilinen kişi olup, maddede yazılı koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonunda yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle kayıt malikinin bilinmeyen kişi olduğundan hareketle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir…" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    Direnme Kararı:
    9. Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.04.2019 tarihli ve 2019/122 E., 2019/256 K. sayılı kararı ile; dosya kapsamındaki kayıt ve belge içerikleri ile özellikle Sulh Hukuk Mahkemesinin kayyım atanmasına ilişkin dosyasında inceleme ve araştırmalar yapılmasına rağmen Refia"nın varlığının, nerede ve kim olduğunun tam olarak belirlenemediği, taşınmazın davacıların zilyetliğinde olduğu, Kanun"un aradığı anlamda 20 yılı aşkın süreli bir zilyetliğin gerçekleştiği gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme Kararının Temyizi:
    10. Direnme kararı süresi içinde davalılar Hazine vekili ve Kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    II. UYUŞMAZLIK
    11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; TMK"nın 713/2. maddesinde yer alan "…aynı koşullar altında maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan…" nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin eldeki davada, davacılar yararına kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın kabulüne karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

    III. ÖN SORUN
    12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce, direnme kararını temyiz eden davalı kayyım vekilinin temyiz yoluna başvurma ve temyiz karar harcını yatırmasının gerekip gerekmediği, bu harçlardan muaf olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz eden davalı kayyım vekilinden harç alınmışsa buna ait belgenin dosyasına konulması, alınmamışsa 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)"nun 2494 sayılı Kanun ile değiştirilen 434. maddesinin 3. fıkrası hükmü uyarınca temyiz yoluna başvurma ve karar harcının yatırılması için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.


    IV. GEREKÇE
    13. Öncelikle harç konusunda genel bir açıklama yapılmasında yarar vardır.
    14. Bilindiği üzere kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli olan mali kaynağın sağlanması amacıyla Devletin egemenlik gücüne dayanarak koyduğu mali yükümlülüklerden kaynaklanan alacakları genel olarak kamu alacakları olarak nitelendirilir.
    15. Devletin kamu alacağını oluşturan gelir kaynaklarından birini de, kamu hizmetlerinden yararlananların ödedikleri harçlar oluşturmaktadır. Harçların oluşturduğu yükümlülük, teoride, “masrafı karşılama” ve “faydalanma” ilkelerine dayandırılmaktadır. Masrafları karşılama ilkesine göre harç, hizmetin gerektirdiği maliyetle ölçülürken; faydalanma ilkesinde hizmetin maliyeti değil, yükümlü için taşıdığı değer esas alınmaktadır.
    16. Bu açıklamalar karşısında harç; bazı kamu hizmetlerinden yararlanan ve hatta kanun hükmü ile yararlanmak zorunda bırakılan özel ve tüzel kişilerin, özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında, belli bir ölçüde bu hizmetlerin maliyetine katılmaları amacıyla konulan ve zor unsuruna dayanan mali yükümlülükler olarak tanımlanabilir (Pınar, B.: Yargı ve İcra Harçları, Ankara 2009, s.1-3).
    17. Diğer bir deyişle “…harç; muhtelif kanunların konusunda bulunan adli ve idari hizmetlerde ve bu hizmetin gerektirdiği kırtasiye ve formalite masraflarını karşılamak mülahazasıyla hakiki ve hükmi şahıslardan hazinece alınan bir paradır. Yapılan işler ve görülen hizmet amme hizmetinden ziyade, kişilerin şahsına ve menfaatine ilişkindir” (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 23.12.1976 tarihli ve 1976/7 E., 1976/6 K. sayılı kararı).
    18. Harçlar konusunda genel düzenleme içeren, 492 sayılı Harçlar Kanunu"nun (492 sayılı Kanun/Harçlar Kanunu/Kanun) gerekçesinde harcın tanımı “fertlerin özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu kurumları ve hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir” biçiminde yapılmıştır. Bu tanım, Anayasa Mahkemesinin 31.03.1987 tarihli ve 1986/20 E., 1987/9 K.; 14.02.1991 tarihli ve 1990/18 E., 1991/4 K.; 28.09.1995 tarihli ve 1995/24 E., 52 K. sayılı kararlarında da yer almıştır.
    19. Bir hizmetin harç konusu olabilmesi için; kişinin bir kamu kuruluşundan yararlanması, kişilere kamu eliyle özel bir çıkar sağlanması ve kamu idaresinin kişinin bir işiyle uğraşması gerekir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 07.12.1964 tarihli ve 1964/3 E., 1964/5 K. sayılı kararı).
    20. Bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi, bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de kanunda yer almasına bağlıdır.
    21. Nitekim 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası"nın 73. maddesinin üçüncü bendi “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” hükmünü içermektedir.
    22. Bahsi geçen Anayasa hükmünün vergi, resim ve harç gibi parasal yükümlülüklerin veya bunlardan bağışıklığın, kapsam ve içeriğinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ve açıkça gösterilmesi amacına yönelik bulunduğu bellidir.
    23. O hâlde, harca ilişkin bir kanun hükmünün yorumu ve uygulanmasında, bu ilke ve amaç gözden uzak tutulmamalıdır. Aksi hâlde, kişi ve kurumların yasal dayanağı olmayan bir yükümlülük altına alınmaları veya Devletin önemli bir gelir kaynağından yoksun bırakılması gibi, kanun koyucunun amacına aykırı ve sakıncalı sonuçların doğmasına yol açılmış olur.
    24. Bu kanunilik ilkesine paralel olarak, 492 sayılı Harçlar Kanunu"nun 1. maddesinde, bu Kanuna göre alınacak harçlar arasında, diğer harçlar yanında yargı harçları da bulunmaktadır. Aynı Kanun"un 2. maddesinde ise, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) Sayılı Tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu vurgulanmıştır.
    25. 492 sayılı Harçlar Kanunu"nun "Harçtan müstesna işlemler" başlıklı 13. maddesinde harçtan müstesna mevzular düzenlenmiş, 59. maddesinde "Harçtan müstesna tutulan işlemler" başlığı altında hangi işlemlerin harçtan istisna olduğu sıralanmış, son fıkrasında ise "Yukarıda yer alan istisnalara ilave olarak özel kanunlarda yer alan muafiyet ve istisnalara ilişkin hükümler saklıdır" düzenlemesi getirilmiştir. Aynı Kanun"un “Kısımlar arası müşterek hükümler” üst başlığı altında birinci bölüm olarak “genel muaflıklar ve istisnalar” başlığı, bu başlığın altında ise “Özel kanunlardaki hükümler" alt başlığını taşıyan 123. maddesi düzenlenmiştir.
    26. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 123. maddesinin 1. fıkrası “…Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz…” hükmünü içermektedir.
    27. Harca ilişkin bu genel açıklamalardan sonra, mahkeme kararıyla kayyım olarak atanan Defterdarın kişi adına yaptığı iş ve işlemler nedeniyle yargı harçlarından muaf olup olmadığı hususuna gelince; 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun"un amacı 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere; mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” biçiminde açıklanmış, 2. maddesinde ise “22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder…” hükmü öngörülmüştür.
    28. 3561 sayılı Kanun kapsamında bir yönetim kayyımı olan Defterdar; burada hazineyi temsilen hareket etmemekte; aksine kayyımlık görevi gereği atandığı kişinin anılan taşınmazdaki hak ve menfaatlerini korumak için işlem yapmaktadır. Hazine avukatını vekil tayin etmiş olması da hazine adına hareket ettiğini kabul için yeterli değildir.
    29. 3561 sayılı Kanun"un 2. maddesinin 4. fıkrasında “Kayyımlıkla ilgili işlemler, her türlü vergi, resim, harç, katkı payı gibi mali yükümlülüklerden müstesnadır” hükmüne yer verilmiş ise de burada yargı harçlarından bağışıklığa ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “Harçdan müstesna işlemler” başlıklı 13. maddesi, yine aynı Kanun"un “Harçtan müstesna tutulan işlemler” başlıklı 59. maddesine göre değerlendirme yapıldığında harçtan müstesna tutulan işlemlerden olmadığı da belirgindir. Hâl böyle olunca, Kanunda kayyımlıkla ilgili işlemlerin parasal yükümlülüklerden bağışık olduğu belirtilmiş ise de, açıkça yer verilmeyen yargı harcının bu bağışıklık içerisinde olduğunun kabulüne olanak yoktur.
    30. Aynı hususlar HGK"nın 08.06.2011 tarihli ve 2011/3-243 E., 2011/392 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
    31. Somut olaya gelince; davacı tarafından TMK"nın 713/2. maddesinde yer alan "…aynı koşullar altında maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan…" nedenine dayalı olarak çekişmeli 35020 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile tescil isteğine ilişkin olarak açılan eldeki davada; Refia kayyımı İzmir Defterdarına da husumet yöneltildiği, dosyada delil olarak yer alan Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.01.2012 tarihli ve 2011/1700 E., 2012/60 K. sayılı kararı ile çekişmeli 35020 ada 9 parsel sayılı Refia adına kayıtlı taşınmazı idare etmek üzere, 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun"un 2. maddesi uyarınca İzmir Defterdarının kayyım olarak atandığı, eldeki davada davalı kayyımın verdiği açık yetki ile Hazine avukatı vasıtasıyla temsil edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi, bu hükmün Özel Dairece bozulması ve mahkemenin önceki kararında direnmesi üzerine de davalı kayyımın yine yazılı olarak verdiği yetki ile hazine avukatı sıfatını taşıyan vekili aracılığıyla hükmü temyiz ettiği anlaşılmıştır.
    32. Davalı ... Defterdarlığının taşıdığı kayyımlık sıfatı ile eldeki dava yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında harçtan muafiyeti olmadığı gibi, işlemi de harçtan müstesna kılınmamıştır.
    33. Yapılan açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; temyiz incelemesinin yapılabilmesi için temyiz eden taraftan, temyiz peşin harcının ve ayrıca temyiz tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarifenin 31.03.2011 tarihli ve 6217 Sayılı Kanunun 13. maddesiyle değişik “Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” başlıklı Ek Bölümü uyarınca, Yargıtay’a yapılacak temyiz başvuruları sırasında alınması gereken Yargıtay başvuru harcının da alınması zorunludur. Vekili aracılığıyla temyiz isteminde bulunan defterdar, çekişmeli taşınmazın maliki “Refia” adındaki kişinin hak ve menfaatlerini korumak üzere, 3561 Sayılı Kanun gereğince yönetim kayyımı olarak atandığına ve Hazine adına hareket etmediğine göre, eldeki davada temyiz peşin ve Yargıtay başvuru harçlarından müstesna tutulmadığının kabulü gerekir.
    34. Kayyım veya vekili tarafından temyiz peşin ve başvuru harçlarının yatırıldığına ilişkin bir bilgi ve belge dosyada yer almadığı gibi, mahkeme kalemince bu harçların hesaplanıp temyiz edenden istendiği hâlde süresinde ödenmediği de belgelendirilmemiştir.
    35. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu (HMK)’nun geçici 3. maddesi gereğince uygulanması gereken HUMK’nın 434. maddesi ile ilgili 25.01.1985 tarihli ve 1984/5 E. ve 1985/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, temyiz isteği dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır ve temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Temyiz harç ve giderlerinin eksik ödenmiş veya hiç ödenmemiş olduğunun sonradan anlaşılmış bulunması hâlinde, kararı veren hâkim tarafından yedi günlük kesin süre tanınarak, bu süre içerisinde tamamlanması veya ödenmesi, aksi hâlde temyizden vazgeçmiş sayılacağı temyiz edene yöntemince ve yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi hâlinde HUMK’nın 432. maddesinin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır. Yani verilen kesin süreye rağmen temyiz harç ve giderlerinin verilen süre içinde tamamlanmaması durumunda mahkemece temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılacağına dair bir karar verilmesi gerekir. 05.01.1949 tarihli ve 1944/32 E., 1949/1 K. sayılı YİBK gereğince bu konuda karar verme yetkisi de Yargıtaya değil, yerel mahkemeye aittir. (Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2018 tarihli ve 2015/21-143 E., 2018/476 K.; 16.05.2018 tarihli ve 2017/17-2698 tarihli ve 2018/1096 K. sayılı kararları).
    36. O hâlde Mahkemece; kayyım veya vekili tarafından temyiz peşin ve başvuru harçlarının yatırıldığına ilişkin belge bulunduğu takdirde dosya arasına alınması, ödenmediğinin anlaşılması durumunda YİBK"nın 25.01.1985 tarihli ve 1984/5 E. ve 1985/1 K. sayılı kararı ve HUMK"nun 434/3 maddesi uyarınca işlem yapılması; usulünce muhtıra tebliği üzerine anılan harçların süresi içinde ikmali halinde temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın yeniden Hukuk Genel Kurulu Başkanlığına gönderilmesi; aksine yasal kesin süre içerisinde gerekli harçlar yatırılmamış ise, HUMK" nun 434/3. maddesi uyarınca davalı vekilinin temyizden vazgeçmiş sayılması ve bu doğrultuda işlem yapılması gerekmektedir.
    37. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, kural olarak tapu iptali ve tescil davalarında, davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılacağı, yine kural olarak TMK"nın 713/2. maddesindeki "…aynı koşullar altında maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan…" nedenine dayalı olarak açılan davalarda kayıt malikleri veya mirasçılarının davada kayyım vasıtası ile temsil edilemeyeceği, TMK"nın 713/2. maddesi uyarınca açılan eldeki davada TMK"nın 501. maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla Hazine"ye husumet yöneltildiği, uygulamada Hazinenin davalı sıfatı ile yargılamaya katılmış olduğu davalarda, Hazine yanında kayyıma da yer verilerek yargılamanın sürdürülmesinin ayrıca bozma nedeni yapılmadığı, eldeki davada hükmün Hazine vekili tarafından da temyiz edildiği gözetildiğinde dosyanın bu hâliyle temyiz incelemesinin yapılması mümkün olduğundan dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesinin gerekli olmadığı görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
    38. Hâl böyle olunca, söz konusu eksiklik giderildikten sonra Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığına gönderilmek üzere dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi gerekmiştir.

    V. SONUÇ
    Açıklanan nedenlerle;
    Yukarıda belirtilen eksikliğin tamamlanması için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 23.03.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi