
Esas No: 2020/686
Karar No: 2021/334
Karar Tarihi: 23.03.2021
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/686 Esas 2021/334 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Çivril Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; çekişme konusu Çivril ilçesi Savran Köyü"nde kain 1671 ve 1672 parsel sayılı taşınmazların yaklaşık 40 yıldan bu yana müvekkilinin zilyetliğinde tarım arazisi olarak kullanıldığını, taşınmazların kimliği belirsiz kimseler adına tapuya tescil edildiğini, tapuda malik olarak görünen şahısların kim olduklarının belli olmadığını ve tapunun hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek 1671 ve 1672 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)"nun 713/2. fıkrasındaki koşulların gerçekleşmediğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 12. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçtiğini, tapuda malik görünen kişilerin vefat ettiğinin ve mirasçı bırakmamış olduklarının tespit edilmesi hâlinde mirasın devlete kalacağını, devlete kalan malların ise zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine, tapuda malik olarak görünen kişilerin vefat etmiş ve mirasçı bırakmamış oldukları tespit edildiği takdirde dava konusu hisselerin Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
6. Davalı Savran Köyü Muhtarlığı; cevap dilekçesi sunmamış, yargılamaya katılmamıştır. Özel Daire bozma kararı sonrası yargılamaya katılan ... vekili; Çivril"de bulunan tüm köy ve kasabaların tüzel kişilikleri sona erdiğinden aktif ve pasifleri ile Çivril Belediye Başkanlığına devrolduklarını belirterek davanın reddi ile dava konusu taşınmazların ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararı:
7. Çivril Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.12.2011 tarihli ve 2008/111 E., 2011/651 K. sayılı kararı ile; tanık beyanlarından dava konusu taşınmazların 20 yılı aşkın bir süredir davacı ve daha öncesinde davacının babası tarafından nizasız ve fasılasız ve malik sıfatıyla kullanıldığı, yaklaşık 20 yıldır da taşınmazda elma ağaçları dikilerek davacı tarafından bakımının yapıldığı, yapılan araştırmalarda tapu maliklerinin tespit edilemediği, bu hâliyle tapu kütüğünde yer alan maliklerin kim olduklarının anlaşılamadığı, TMK"nın 713/2. maddesinde düzenlenen koşulun gerçekleştiği, her ne kadar davalı Hazine vekili tarafından tapu maliklerinin mirasçısı bulunamaması hâlinde taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi talep edilmiş ise de; davacı yararına kazanma koşulu gerçekleştiğinden davalı Hazine vekilinin talebine itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne Çivril ilçesi Savran Köyü 1671 ve 1672 nolu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
9. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 20.01.2015 tarihli ve 2014/26309 E., 2015/1095 K. sayılı kararı ile;
"… Dava konusu parseller, R.Evvel 1297 tarih 60 sayılı tapu kaydı ile 1937 tarih 143 sayılı vergi kaydı kapsamında kaldığı, 40 yıldan fazla süre tasarruf edildiği ancak ölüm tarihleri ile mirasçılarının belirlenemediği açıklanarak 26.10.1962 tarihinde Mehmet oğulları Hüseyin, Mustafa, Mehmet ve Eyüp mirasçıları adına tespit edilmiş, kadastro tutanaklarının 12.12.1964 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kayıtları oluşmuştur.
Dava; TMK"nın 713/2. maddesindeki, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkânsız olmasıdır (HGK"nın 10.4.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar sayılı ilamı). Kütükteki bilgi ve belgelerden, gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde ve malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılabilir. Somut olayda, dava konusu taşınmazlar dayanak tapu kaydı ile vergi kaydına dayalı olarak tespit edildiği, 40 yıldan fazla süre Mehmet oğulları Hüseyin, Mustafa, Mehmet ve Eyüp mirasçıları tarafından tasarruf edildiği, ancak ölüm tarihleri ile mirasçılarına ulaşılamadığı açıklanarak kayıt malikleri adına tespit ve tescil edilmiştir. Kadastro tutanağındaki bu açıklamalar, dayanak tapu kaydı ile vergi kaydı nazara alındığında malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna ulaşılmasına olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine, davalı Hazine vekilinin tescil talebi konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir…" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
10. Çivril Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.02.2016 tarihli ve 2015/642 E., 2016/27 K. sayılı kararı ile; mahkemece yapılan araştırma sonucunda tapu maliklerinin tespit edilemediği, zira tapu kütüğünün malik hanesinde sadece ölü Mehmet oğulları Hüseyin, Mustafa, Eyüp ve Mehmet mirasçılarının yazılı olduğu, bu hâliyle tespit edilmelerinin de çok zor olduğu ve tapu kütüğünde yer alan maliklerin kim olduklarının anlaşılamadığı, mahkemenin 2005/187 E., 2007/183 K. sayılı dosyasında dava konusu olan 1669 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında malik gözüken şahısların çekişmeli 1671 ve 1672 parsellerin tapu kaydında gözüken şahıslar ile aynı olduğu, kolluk marifetiyle yapılan araştırma ve Nüfus Müdürlüğünde yapılan inceleme sonucunda tapuda yazılı şahısların davaya konu köyde ve komşu Karayahşiler köyünde hiç tanınmadığı ve bilinmediği, Kıralan Kasabasında benzer isimde şahısların olduğu ancak bu kişilerin davaya konu yer ile bir ilgilerinin bulunmadığı, bu şekilde kesinleşmiş mahkeme ilamı ile dava konusu bu parseller için TMK"nın 713. maddesindeki şartların oluştuğu, yanlış bir tapu kaydının dava konusu yerlere uygulandığının kabulünün gerektiği gerekçesiyle ve önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
11. Direnme kararı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; TMK"nın 713/2. maddesinde yer alan "…aynı koşullar altında maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan…" nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin eldeki davada, davacı yararına kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın kabulüne karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
A. Davalı ... vekilinin temyizi yönünden;
13. Dava açmakta olduğu gibi, gerek ilk derece gerekse üst derece denetim yapan yargı organlarına yönelik her talep bakımından da istemde bulunanın hukuki yararının mevcut olması gerekir. Bu kapsamda olmak üzere temyiz talebinde bulunan tarafın da kararı temyiz etmekte hukuki yararı bulunmalıdır.
14. Yerel mahkemenin davanın kabulüne dair ilk kararı davalı Savran Köyü Muhtarlığı tarafından temyiz edilmemiştir. 6360 sayılı Kanun hükümleri ile davalı olan Savran Köyü Muhtarlığının tüzel kişiliğine son verildiğinden ... vekili tarafından dava takip edilerek direnme kararı temyiz edilmiş ise de; önceki kararı temyiz etmeyen davalının esasa ilişkin direnme kararını temyizinde artık hukuki yararı bulunmamaktadır. O hâlde, davalı ... vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir.
B. Davalı Hazine vekilinin temyizi yönünden;
15. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir.
16. Kanunun açıkça izin verdiği hâllerden biri de TMK"nın 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ("..ölmüş.." sözcüğü Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli ve 2009(58 E., 2011/52 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir) ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir. Kanun maddesinde yazılı her üç neden ayrı davaların konusudur.
17. Eldeki davada davacı, “...maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan...” nedenine dayalı olarak tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Hemen burada "maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan" ifadesinden anlaşılması gerekenin ne olduğu hususu üzerinde durmakta yarar vardır.
18. Kanun"un açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hâli; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının olanaksız olmasıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 E., 194 K.; 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 E., 2011/180 K. sayılı kararları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir.
19. Bilindiği üzere, tapu maliki belli, bilinen ve muayyen bir kişi veya kişilerdir. Tapu kütüğü ancak bu şekilde oluşturulur. 17.08.2013 tarihli ve 28738 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanan Tapu Sicil Tüzüğü"ne göre; taşınmaz malın maliki gerçek kişi ise adı, soyadı, baba adı; tüzel kişi ise tam olarak unvanı ve edinme sebebi tapu kütüğü denilen defterin malik sütununa yazılır. Bunun yanı sıra, tapu kütüğüne yazılan bir hakkın devri durumunda devreden malikin adı, soyadı, baba adı ve edinme sebebi ile tarih ve yevmiye numarası tamamen silinmeyip kırmızı kalemle çizilip, devralanın adı ,soyadı, baba adı ve edinme sebebi ile tarih ve yevmiye numarası yazılır (Tapu Sicil Tüzüğü (TST) m. 28).
20. Tapu kütüğünün sağlıklı olarak tutulması bu şekilde olmasına karşın, Kanun"un öngördüğü şekilde düzenlenememe durumları da söz konusu olmaktadır. Bu ihtimali göz önünde tutan kanun koyucu TMK"nın 713/2. (3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 13/B-c) maddesinde "…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan.." sebebine yer vermiştir. Yukarıda da ifade edildiği üzere, tapu kütüğünde yazılı bulunan malikin kim olduğunun anlaşılamaması; gayrimenkul sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilgilerin tapu kütüğünden çıkarılmaması hâlidir.
21. Malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması tapuda adı yazılı kişinin kim olduğunun tespitine yarayacak bilgilerin hiç bulunmamasından kaynaklanabileceği gibi (malik hanesinin boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması), soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda da malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir (Sapanoğlu, S., Tapulu Taşınmaz Mal Mülkiyetinin Tapu Dışı Yollardan Kazanılması, Ankara 2008, s. 34-35, Özdemir, H.H.; İmar, İhya ve Zilyetliğe Dayanan Tapu İptali Davaları, Ankara 2002, s. 1051, Karahasan, M.R./Özmen, İ., Zilyetlik Tescil Tapu iptali Davaları, Ankara 1983, s. 382).
22. Türk hukukunda çeşitli sebepler ile taşınmazlar gerçekte malik olmayan kişiler adına tescil edilebilmektedir. 5 Mart 1912 tarihli Eşhası Hükmiyenin Emval-i Gayrimenkuleye Tasarruflarına Dair Muvakkat Kanun’a kadar tüzel kişilere taşınmazları üzerinde tasarruf yapma hakkı tanınmadığından, cemaatler azizler adına veya gerçekte olmayan kişiler adına taşınmazlarını tescil ettirmekteydiler. Bu şekilde gerçekte mevcut olmayan biri adına taşınmazın tescil edilmesine; namı mevhum adı verilmektedir (Sapanoğlu, s. 35 , Özdemir, s. 1051). Nam-ı mevhum olarak nitelendirilen kişiler adına kayıtlı taşınmazlarda, tapu kütüğü gerçek maliki göstermediği için böyle bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkündür. Namı müstear (takma ad) adına kayıtlı taşınmazlar da maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan taşınmaz olarak kabul edilmektedir.
23. Tapu malikinin tebliğe yarar adresinin tespit edilememesi ile kim olduğunun tespit edilememesi hâlleri birbirinden ayrıdır (HGK"nın 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 E., 194 K. sayılı kararı). Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir. Uygulamada, kayıt malikinin adı, baba adı ve doğum tarihinin tapu kaydında yazılı olması, kadastro beyannameleri, tapulama/kadastro tutanakları ve dayanak belgelerin kimliğin tespitine yarar bilgileri içermesi, bu tutanaklarda taşınmazın kullanım, taksim ve intikaline ilişkin açıklamalarda isimlerinin geçmesi durumunda bu kişiler bilinen kişi olarak kabul edilmektedirler. Yine, tapu sicili ekindeki tedavül (el değiştirme) ve bunlara esas kayıt ve belgelerden tapu malikine ilişkin bilginin mevcut olması gibi durumlarda malikin kim olduğu bellidir. Özetle; kayıt malikinin mirasçılarının belirlenememesi, kimliğine ait bilgilerin elde edilememesi, adresinin saptanamaması gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünden maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez.
24. Öyleyse, tapuda malik sütununda tek isim kayıtlı olsa dahi, bu isimle kimin kast olunduğu ve böylece taşınmazın kime ait bulunduğu anlaşılabilmekte ise Kanun"daki koşulun gerçekleştiği kabul edilemez. Ancak, mal sahibinin adı silinmiş, yenisinin adı yazılmamış, siciline göre malikin tayin edilemediği hâllerde malikin kim olduğunun anlaşılamamasından söz edilir ki, o takdirde de TMK"nın 713/2. maddesindeki unsurun varlığı kabul edilerek diğer iktisap koşulları da araştırılmak suretiyle toplanan delillere göre karar verilmesi gereklidir (Özdemir, s. 1051-1053).
25. Yapılan açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesine gelince; çekişmeli 1671 ve 1672 parsel sayılı taşınmazların 26.10.1962 tarihinde yapılan tapulama çalışmalarında; 1669-1670-1671 ve 1672 parsel sayılı taşınmazların evvelce bir parça hâlinde R. Ahır 1287 tarihli ve 60 numaralı tapu kaydı ile Hüseyin, Mustafa, Eyüp ve Mehmet adlarına kayıtlı olup isimleri yazılı maliklerin ölüm tarihleri ve mirasçıları bilinemediğinden hâlen Hüseyin, Mustafa, Eyüp ve Mehmet mirasçıları tarafından 40-50 senedir 4 parsel hâlinde zilyet olunduğu, 1937 yılında vergi tahririnde vergiye bağlandığı, tapu kaydı ve vergi kaydının taşınmaza uyduğu açıklamasına yer verilerek R. Ahır 1287 tarihli ve 60 numaralı tapu kaydı ile 1937 tarihli ve 143 numaralı vergi kaydına dayalı olarak ölü Mehmet oğlu Hüseyin, Mustafa, Eyüp ve Mehmet mirasçıları adlarına tespit edildikleri ve 12.12.1964 tarihinde tapuya tescil edildikleri anlaşılmaktadır.
26. Tapu kaydı ve tapulama tutanağındaki açıklamalara göre kayıt malikleri ölü Mehmet oğlu Hüseyin, Mustafa, Eyüp ve Mehmet mirasçılarının kim olduğuna yarar bilgilerin tapu kütüğünde mevcut olduğu, adı geçenlerin tapu kayıtlarında, tapulama tutanaklarında isimleri bulunan, tanınan ve bilinen kişilerden oldukları anlaşıldığından TMK’nin 713/2. maddesinde belirtilen "…maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan.." kişi olarak nitelendirilmeleri mümkün değildir.
27. O hâlde, mahkemece, anılan maddede yazılı koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmadığından davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmesi gereklidir.
28. Diğer taraftan, malikin dava tarihinde bilinmediği kabul edildiğinden TMK"nın 501. maddesine göre tapu malikinin hiç mirasçı bırakmadan ölmesi hâlinde ölen gerçek kişinin mirasının devlete kalacak olması durumunda başlangıçta davalı olarak Hazine gösterilmek suretiyle taraf teşkili sağlanabilir. Yargıtayın kökleşmiş içtihatları da bu yöndedir. Davalı Hazine tarafından, tapuda malik olarak görünen kişilerin vefat etmiş ve mirasçı bırakmamış olduklarının tespit edilmesi hâlinde taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesi talep edilmiştir. Bu durumda, toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek Hazinenin tescil talebi bakımından olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gereklidir.
29. Ayrıca direnmeye ilişkin gerekçeli kararda 29.08.2008 olan dava tarihi 14.12.2015 olarak yazılmış ise de, bu husus mahallinde her zaman düzeltilebilecek bir maddi hata olarak değerlendirilmiş ve işin esasına etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
30. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
31. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yukarıda A bendinde açıklanan nedenlerle (§13-14) davalı ... vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
2- Yukarıda B bendinde açıklanan nedenlerle (§15-31) davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen geçici 3. maddeye göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.