14. Hukuk Dairesi 2013/14184 E. , 2014/4469 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İspir Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/03/2013
NUMARASI : 2013/1-2013/167
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.11.2008 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı M.. Köyü, kadimden beri yararlandıkları üzeri açık akan sulama ve hayvan sulama suyu olarak kullanılan suya, davalı köyün kaynağından itibaren kapalı kanal içine almak suretiyle müdahale ettiğini belirterek, davalının suya müdahalesinin önlenmesini istemiştir
Davalı vekili, suyun kanal içine alınmasına projelendirilerek özel idarece karar verildiğini, davacının bu sudan hiç bir zaman faydalanmadığını, davalı köyün kadim hakkı bulunduğunu, davacı köyde uzun süredir kimsenin oturmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 01.03.2012 günlü 2011/20589 Esas 2012/5340 Karar sayılı ilamı ile özetle “..Dava konusu suyun genel su olduğu ve bu suda davacı köyün kadim hakkı bulunduğu mahkemenin de kabulündedir. Dosyada mevcut mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre; davacı köyde 6-7 hane bulunduğu, köylülerin çoğunun köy dışında olduğu, köyün dava konusu sudan başka su kaynağı bulunmadığı, yaz aylarında köyde
30-35 kişi yaşadığı, zirai olarak ot biçildiği, kanal yapıldıktan sonra ise davacı köyün suyu kullanamadığı anlaşılmaktadır. İlçe Tarım Müdürlüğü yazısında, davacı köyde hayvan bulunmadığı belirtilmiştir. Zirai bilirkişi raporunda ise; davacı köyün sezondaki (12 sulama) su ihtiyacının 45.000 ton olduğu belirtilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davacı köyün ötedenberi yararlanma biçimi, yazın gelen insan sayısı ve ihtiyaçları belirlenerek, ötedenberi kullanma biçimini sağlayacak şekilde sulama düzeni kurularak, davalının bu şekilde müdahalesinin önlenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” denilerek bozulmuştur
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile fen bilirkişisinin 16.08.2012 tarihli raporuna ekli krokide “F-G-H-C” harfleri ile gösterilen kısımlara ilişkin olarak pazartesi günü saat 12:00"den başlayarak Salı günü saat 12:00"ye kadar davalı köyün dava konusu suya elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı köy vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, mahkemece Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01.03.2012 tarihli bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamından sonra mahallinde keşif yapılmadan davacı köye yazın gelen insan sayısı ve ihiyaçları belirlenmeden hüküm kurulmuştur. Ayrıca bozma ilamından önce alınan 18.08.2010 tarihli ziraat bilirkişi raporunda davacı M.. köyünün sınırlarında olan arazilerden 100 dönümünün sulanabilir nitelikte olduğu kanalın üst kısımında olan 50 dönümün ise ancak motorla sulama imkanı olduğu ve davacı köyün 45.000 ton suya ihtiyacı olduğu, davalı K... Köyünün ise 700 dönüm arazisinde sulama yapıldığı ve 315.000 ton suya ihtiyacı olduğu, dava dışı Karakoç Köynünün ise 220 dönüm arazisinde haftanın bir günü (perşembe günü) sulama yapıldığı su ihtiyacının ise 100.000 ton olduğu, davacı köyün de haftanın bir günü sulama kanalından faydalanabileceği belirtilmiştir. Davalı K... Köyü vekili ise ziraat bilirkişi raporuna davalı köyün sulanan arazi miktarın 1331 dönüm olduğu halde sulanan arazi miktarının eksik tespit edildiği ayrıca sulanan arazi miktarı ile öngörülen sulama süreleri arasında orantı bulunmadığını bildirerek itirazda bulunmuş ancak bu itirazlarıda mahkemece karşılanmamıştır.
Bu durumda mahkemece Dairemizin uygulamaları ve jeoloji bilirkişi raporunda belirtildiği üzere suların en az olduğu ekim-kasım aylarında mahallinde fen, jeoloji ve ziraat bilirkişi marifetiyle keşif yapılmalı, davacı köye yazın gelen insan sayısı ve ihtiyaçları saptanmalı,taraf köylerin dava konusu suyu kullanmada kadim kullanma hakları olduğu gözetilerek taraf köylerin dava konusu su ile sulanan arazi miktarları zeminde bilimsel yöntemlerle tam olarak tespit edilerek taraf köyler arasında infaza elverişli su rejimi kurulmalıdır.
Değinilen yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.04.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.