3. Hukuk Dairesi 2016/10990 E. , 2017/18065 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı abonenin kullandığı kaçak enerji bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için girişilen icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek ... 2. İcra Dairesinin 2011/7281 Esas sayılı dosyasına itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne ... 2. İcra Dairesinin 2011/7281 Esas sayılı icra dosyasının 12.274,32 TL asıl alacak, 1.308,45 TL faiz alacağı, 199,59 TL KDV alacağı üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın likit olmaması, bilirkişi incelemesiyle ortaya konması ve takibin kötü niyetli olarak yapıldığının anlaşılamaması nedeniyle icra inkar tazminatları yönündeki taleplerin reddine karar verilmiş, olup; kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2013/21339 Esas -2014/5934 Karar sayılı kararı ile "...hükme esas alınan bilirkişi raporunda endeks faturalandırılmasında kullanılan endeksörün geriye doğru bir endeks sayımının olmayacağını varsayacağı belirtilerek, endeks bazında dönemsel ve sayaç değişikliğinden sonraki tüketim analizleri yapılmıştır. Bilirkişi raporunda anılan Sayaç Ayar Raporu incelenmediği gibi rapora taraf vekilleri itiraz etmiştir. Somut olayda, borca konu edilen dönemde tüketimi kaydetmiş olan sayacın kontrol edildiği Sayaç Ayar Raporu bilirkişi tarafından incelenmemiş, taraf vekilleri, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Bu durumda mahkemece taraf vekillerinin itirazlarının ilgili kanun ve yönetmelikler çerçevesinde değerlendirilmesi ve bilirkişinin Sayaç Ayar Raporunu incelemesi yönünden ek rapor alınması ve gerektiğinde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği..." belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde; bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile ... 2. İcra Müdürlüğünün 2011/7281 Esas sayılı takip dosyasında 5.074,45 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz üzerinden takibin devamına., fazlaya ilişkin talebinin reddine, alacağın likit olmaması nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, kaçak elektrik kullanımından dolayı yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizin bozma ilamı öncesinde mahkemece davacının 12.274,32 TL asıl alacak, 1.308,45 TL faiz alacağı, 199,59 TL KDV olduğuna karar verilmiş, bu karar davacı tarafça temyiz edilmiş, bozma ilamına mahkeme uyduktan sonra yeni kararında ise davacının 5.074,45 TL alacaklı olduğuna karar verilmiştir. İlk kararı sadece davacı temyiz etmişken ikinci verilen kararda ilk karardaki 13.782,36 TL"den az yeni hüküm kurulması yargılama ve temyizin temel ilkelerinden olan usuli kazanılmış hak kuralının çiğnenmesi mahiyetindedir.
04.02.1959 tarih 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere bozma kararına mahkemece uyulmuş olması taraflardan biri lehine usuli kazanılmış hak meydana getirir. Bu hakkı ne mahkeme ne de temyiz mahkemesi halele uğratabilir. Çünkü, müktesep hakkın tanınması kamu düzeni düşüncesiyle kabul edilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre bozma ilamında gösterildiği şekilde işlem yapılarak sonucu dairesinde hüküm kurulmalıdır.
Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
Mahkemece, usuli kazanılmış hak kuralı bir yana bırakılarak temyiz eden davacı aleyhine olacak şekilde daha önce hükmedilen 13.782,36 TL" den daha az şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlere hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.