1. Ceza Dairesi 2019/2654 E. , 2020/417 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : Her iki sanık yönünden beraat.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sanık ... hakkında maktul ...’yi nitelikli kasten öldürme, sanık ... hakkında ise maktul ...’yi kasten öldürme suçlarından kurulan beraat hükümlerinin katılanlar ... vekili ile katılan ... vekilinin temyizleri üzerine yapılan incelemede;
Katılanlar ... vekili Av. ... tarafından UYAP sistemi üzerinden 26.09.2018 tarihinde il dışında bir mahkemede şahitli duruşmasının bulunduğu gerekçesiyle ve duruşmanın bir başka güne ertelenmesi istemiyle mesleki mazeret dilekçesi gönderildiği, 27.09.2018 tarihli duruşmada ise bu mazeret dilekçesinin okunmadığı ve talep ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla, CMUK’un 326/2. maddesi uyarınca dava katılanlar ve vekilinin yokluklarında bitirilebilecek olsa da, bu sıfatı almış olan katılanların CMK’nin 234 vd. maddelerinde belirtilen haklarını kullanmalarına engel teşkil edecek nitelikte katılanlar vekilinin mazeret dilekçesi hakkında karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, katılanlar ... vekili ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin öncelikle bu nedenle
tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, Üye ...’in hükmün onanması gerektiğine dair karşı oyu ve oy çokluğu ile 11/02/2020 gününde karar verildi.
KARŞI OY:
Maktul ...’yi kasten öldürmekten sanıklar ... ve Mustafa hakkında Denizli İkinci Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada, her iki sanığın da CMK"nin 223/2-e maddesi gereği delil yetersizliğinden beraatlerine dair verilen kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesince taraf konumundaki Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmediğinden bahisle usul yönünden bozulması üzerine yerel mahkemece yapılan ikinci yargılamada bozma kararına uyulduğu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına,sanıklara ve katılanlar vekilini duruşma gününün tebliğ edildiği katılanlar vekilinin mesleki mazeret dilekçesi vererek duruşmanın başka güne tarihini talep ettiği, ancak mahkemece katılanlar vekilinin talebinin mesleki mazeret dilekçesini hiç dikkate almaksızın ve bu konuda herhangi bir karar vermeksizin yargılamaya devam ederek her iki sanığın da CMK"nin 223/2-e maddesi gereği delil yetersizliğinden beraatlerine karar verildiği, kararın katılanlar vekilince mesleki mazeretlerinin kabul edilmeyip bu konuda herhangi bir karar verilmediği ve haklarını kısıtlanmış olduğu olduğundan bahisle temiz edildiği, Dairemiz çoğunluğunca katılanlar vekilinin haklarını kullanılmasına engel teşkil edecek şekilde dinlenmeksizin dosyada karar verildiği gerekçe gösterilerek yerel mahkeme kararı ikinci defa usulen bozulmuş olup yerel mahkemece yapılan usuli eksikliğin CMK"nin 289. maddesindeki mutlak bozma nedenlerinden birini oluşturmadığı, dosya kapsamından katılan tarafın bir hakkının kısıtlandığının anlaşılması halinde bunun esastan bozma nedeni yapılması halinde bu usuli eksikliğin de bozma sebebi olarak eklenebileceği ancak dosyanın esasına girmeksizin sadece bu nedenin bozma nedeni yapılmasının yargılamanın temel ilkelerinden usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu sırf bu nedenle 2012 yılında işlendiği iddia olunan bir suçun yargılamasının yargılama süresinin daha da uzatılmış olacağını düşündüğümden Dairemiz çoğunluğunun yerel mahkeme kararını usulden bozan kararına katılmıyorum.
Şöyle ki;
5271 sayılı CMK"de katılan bir taraf konumunda olup tali iddia makamı niteliğindedir,tanık dinletebilir,bilirkişi incelemesi yaptırabilir ve verilen kararı temyiz etme hakkına sahiptir. Ancak CMK hükümleri gereğince katılma talebinde bulunmak duruşma gününü ertelenmesine neden olmaz ve yine süreli işlerin katılma nedeniyle ertelenmesi söz konusu değildir.Dosya kapsamına göre hakları zayi edilmiş olan katılanların bu haklarını talep etmeleri halinde Yargıtay tarafından karar bozulmak suretiyle yapılan hak ihlalinin telafisi de pekala mümkündür.
Somut olaya gelince tüm dosya kapsamı incelendiğinde katılanlar vekili dosyanın birinci usuli bozmadan önceki yargılamanın birinci duruşmasından son duruşma olan 8 duruşmaya kadar tevsii tahkikat anlamında sadece olay mahallinde keşif yapılmasını (birinci duruşmada) talep etmiş ve bu talebi de yerel mahkemece gerekçeli olarak reddedilmiştir. Toplam 8 duruşma süren ilk yargılamada katılanlar vekillinin sadece Adli Tıp Kurulu Genel Kurulundan gelen rapora karşı bu raporu kabul etmeyen bir beyanlarda bulunduğu başkaca herhangi bir tevsii tahkikatın talebinin olmadığı görülmüştür.
Sanıklar hakkında ilk kararın (beraat kararı) temyizi ile Aile Bakanlığının dosyadan haberdar edilmesine dayanan birinci usulü bozma kararından sonra yine katılanlara duruşma günü bildirilmiş ve bunun üzerine duruşmadan haberdar olan katılanlar vekili verdiği mesleki mazeret dilekçesinde ikinci bir duruşmaya katılabilmek için dosyanın duruşma gününün ertelenmesini talep etmiştir.Ancak mahkemece verilen bu mazeret dilekçesi sehven görülmemiş olacak ki böyle bir talep zapta geçmemiş ve bu konuda hiçbir karar verilmemiştir. Yargıtayın birinci bozma ilamından sonra bu bozma ilamına uyulup yapılan ikinci yargılamada tarafların tamamına bozma ilamı tebliğ edilmiş ve tek duruşmada sanıkların beraatlerine yeniden karar verilmiştir.
Katılanlar vekilince verilen bu ikinci beraat kararına karşı sunulmuş olan temiz dilekçesinde mesleki mazeret taleplerinin dikkate alınmadığını, bu nedenle bozmaya karşı beyanda bulamadıklarını, tevsii tahkikat taleplerinin de alınmadan yokluklarında karar verilmesinin hak kaybına neden olduğunu belirterek yeniden bozma talebinde bulunmaktadır .
Ceza Muhakemesi Kanununda katılanın davanın tarafı olduğuna dair herhangi bir tereddüt yoktur ve yine katılanlara duruşma gününün bildirilmesi de bu kapsamda zorunludur,dosyada katılanlara duruşma günü bildirilmiş ve duruşmadan haberdar olmuşlardır. O halde mahkemenin usul yönünden tebligat yapmama gibi bir eksikliği yoktur. Ancak katılanlar vekilinin mesleki mazeret dilekçesinde belirttiği üzere tevsii tahkikat talepleri ve bozmaya karşı diyeceklerin sorulması hususları yerine getirilmemiştir. Bu eksiklikler CMK"nin 289. maddesi gereği mutlak bozma sebeplerinden olmayıp gerçekten hak kaybının söz konusu olması halinde katılanlar vekilince verilecek temyiz dilekçesinde belirtildiğinde zaten bu husus Yargıtay tarafından da pekala dikkate alınarak gerekirse dosyadaki karar bu eksiklikler ve hak kaybı nedeniyle bozulabilir.
Dosya kapsamı incelendiğinde katılanlar vekilinin tüm yargılama boyunca mahkemece gerekçeli olarak reddedilen keşif yapılması talebi dışında yoplam 8 duruşmada hiçbir tevsii tahkikat talebi olmayıp, mahkemenin ilk kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde de bu keşifin yapılmamış olması ve alınan Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporunun karar vermeye yeterli olmamasından bahsedilerek bozma kararı verilmesi istenmiştir. Tüm bu belirlemeler dikkate alındığında yerel mahkemece yapılan her usuli işlem eksikliğinin bozmaya sebebiyet vermemesi gerektiğini dosyada katılanlar tarafından tevsii tahkikat taleplerimiz sorulmadı deniyor ise de olayın üzerinden 8 yıl gibi uzun bir süre geçmesine ve 8 duruşma devam etmesine rağmen katılanlarca bildirilmeyen bir hususun bulunduğu, ancak katılanlar vekilinin mazeretinin kabul edilip ertelenerek bu husus kendisinden sorulmadan karar verildiğinden bahisle ikinci kez esasa girilmeden usul bozması yapılmasının doğru olmadığını, katılanlar vekilinin temiz dilekçesinde pekala tevsii tahkikat taleplerinden bahsedebileceğini düşündüğünden (katılanlar vekilinin en son temyizinde böyle bir tevsii tahkikat talebi yoktur) aynı dosyanın ikinci kez usul yönünden bozulmaması gerektiğini, eğer esastan yapılacak incelemede herhangi bir bozma nedeni var ise katılan vekilinin mazeret talebinin kabul edilmemesinin dek bozma nedeni olarak eklenebileceğini düşündüğümden Dairemizin usul yönünden ikinci kez bozma kararına katılmıyorum. Saygılarımla.