8. Hukuk Dairesi 2012/823 E. , 2012/9097 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi ve tescil
Davacı-karşı davalı ...ile davalı-karşı davacı ... asıl dosya davalısı ... ve davalı-karşı davalı ... aralarındaki elatmanın önlenmesi ve tescil davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair Yayladağı Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 24.06.2011 gün ve 35/129 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Asıl davada davacı; davalıların tapulama çalışmaları sırasında paftasında gösterilmek suretiyle köy yolu olarak tespit harici bırakılan taşınmaza müdahale ettiklerini açıklayarak, davalıların köy yoluna yaptıkları elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili; asıl davada uyuşmazlık konusu olan ve vekil edeninin zilyetliği altında bulunan taşınmaz bölümünün kazandırıcı zilyetlik hukuksal sebeplerine dayanarak müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, birleşen tescil davasının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi uyarınca hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine; elatmanın önlenmesi davası bakımından davalı ... yönünden pasif taraf ehliyeti yokluğundan reddine, davalılar ... ve ... yönünden kabulüne, teknik bilirkişinin 11.03.2011 tarihli krokisinde A, B ve D harfleri ile gösterilen yerlerdeki davalılar ... ve ..."ın elatmalarının önlenmesine karar verilmiştir. Hüküm, asıl dava davalısı ve birleşen dava davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu taşınmaz 1982 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında paftasında yol olarak gösterildiğine göre, tespit dışı bırakılan taşınmazlar hakkında 766 sayılı Tapulama Kanununun 31/2 ve 3402 sayılı Kadastro
Kanununun 12/3. fıkralarında yer alan 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. fıkrasında; “…tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz” denilmektedir. Görüldüğü gibi 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması için taşınmaz hakkında tutanağın düzenlenmiş ve kesinleşmiş olması gerekir. Uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmediğine göre, mahkemenin gerekçesi bu bakımdan yerinde değildir. Ne var ki; birleşen dosya davacısı ... tescil isteğine komşu taşınmaza komşu dava dışı 56 parsel sayılı taşınmazı 23.02.2009 tarihinde satış suretiyle temlik almıştır. Önceki malikten (zilyetten) tespit dışı kalan uyuşmazlık konusu yere ilişkin olarak dava hakkını devir aldığı hususu ise kanıtlanamamıştır. Şu halde, davacının satın aldığı taşınmaz bölümü TMK.nun 719. maddesi hükmü uyarınca çap kaydı kapsamı ile sınırlı olup, dava konusu tapusuz taşınmaz bölümü bakımından ise, zilyetliği en erken çapa dayalı tapulu taşınmazı satın aldığı 23.02.2009 tarihinden itibaren başlayacaktır. Bu bakımdan satın alma tarihinden dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresi dolmamıştır. Açıklanan ilkeler gözönünde tutularak davanın bu sebeplerle reddine karar verilmesi gerekirken, değişik gerekçeyle reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de hüküm, redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görülmüştür. Birleşen dava davacısının, nizalı taşınmazın adına tapuya tescili isteğinin reddine karar verildiğine ve her iki dosya kapsamı ile paftasında yol olarak gösterilen yere el attığının sabit olduğuna göre, asıl davanın davalı ... bakımından kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Diğer yandan, tescil davasında yasal hasım olması zorunlu olan Hazine ve ilgili Köy Tüzel Kişiliğine TMK.nun 713/3. fıkrası uyarınca dava yöneltilmemiş ve sonrasında davada yer alması sağlanmamış ise de, varılan sonuç karşısında Hazinenin ve Köy Tüzel Kişiliğinin davaya katılması sonucu değiştirmeyeceği gibi sonuca etkili de bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl dava davalısı ve birleşen dava davacısı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün ONANMASINA, HUMK.nun 440/III-2. bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, aşağıda dökümü yazılı 41,10 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 103,92 TL"nin temyiz eden ..."dan alınmasına, 12.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.