1. Ceza Dairesi 2019/3959 E. , 2020/418 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme, öldürmeye yardım etme
HÜKÜM : 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2018 tarih ve 2016/299 esas 2018/131 karar sayılı ilamı ile;
1-Sanıklar... ve ... hakkında CMK"nin 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat,
2-Sanık ... hakkında TCK"nin 81/1, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekilinin istinaf talebi üzerine kısmen kaldırılarak Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf talebinin esastan reddine, 3-Sanık ... için TCK"nin 81/1, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası,
Sanık ... için TCK"nin 81/1, 39/2-a,c, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 3ay hapis cezası.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Katılanlar vekili tarafından 19.03.2019 tarihinde süre tutum dilekçesi verilerek temyiz iradesi açıklanmış ise de, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 11.03.2019 gün ve 2018/797 esas, 2019/460 karar sayılı gerekçeli kararın vekile 25.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği, katılanlar vekili tarafından CMK’nin 295/1. maddesinde belirtilen yasal süreden sonra 09.04.2019 tarihinde gerekçeli temyiz dilekçesi verildiği anlaşılmakla, süre tutum dilekçesi temyiz sebeplerini içermediğinden, temyiz isteminin aynı Kanunun 294 ve 298. maddeleri uyarınca reddine, Üyeler ... ve ...’in temyizin geçerli olduğuna dair karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi.
Sanık ...’in maktul ...’ı yardım eden sıfatıyla kasten öldürme suçundan beraatine dair İstanbul 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2018 tarih 2016/299 esas 2018/131 sayılı kararıyla kurulan hükme yönelik olarak katılanlar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, istinaf başvurusunun kabulüne ve yeniden kurulan hükümle, sanık ...’in maktul ...’ı yardım eden sıfatıyla kasten öldürme suçundan TCK’nin 81, 39, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 11/03/2019 gün ve 2018/797 esas, 2019/460 sayılı kararının, sanık ... müdafiinin temyiz etmesi üzerine, bu temyiz istemiyle sınırlı olarak yapılan incelemede ;
Oluşa ve dosya kapsamına göre; olay öncesinde sanıklar ile maktul ve arkadaşlarının birbirlerini tanımadıkları, olayın ani şekilde geliştiği, sanıkların arkadaş ve akraba olmalarına rağmen, sanık ...’in diğer sanık ...’e yönelik TCK’nin 39/2-a maddesi kapsamında suç öncesi veya sonrası için bir yardım vaadinin bulunmadığı, otopsi raporuna göre maktulün, sanık ... tarafından silahla birden fazla ateş edilmesi sonucu vücuduna üç adet isabet aldığı, bu isabetlerden sonra sanık ...’in otomobil ile sanık ...’i olay yerinden almak amacıyla mağdur ...’a çarpmasına ilişkin hareketlerin ise TCK’nin 39/2-c maddesi anlamında yardım etme kapsamında değerlendirilemeyeceği, sanık ...’in atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek CMK"nin 304/2. maddesi uyarınca dosyanın takdiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11/02/2020 gününde oy birliği ile karar verildi.
KARŞI OY:
Katılan vekilinin temyiz isteminin reddine dair sayın çoğunluk kararına katılmamaktayım.
Anayasanın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesine göre herkes temel haklardan olan adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma, adalete erişim hakkı ve temyiz hakkını da içermektedir.
Anayasanın 40. maddesinin 2. fıkrasına göre, Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
CMK"nin 232. maddesinin 6. fıkrasına göre, mahkemeler hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma yeri ve süresini tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça göstermek zorundadır. CMK"nin 294, 295 ve 298. maddelerinin hükümleri karşısında, kanun koyucunun taraflara temyiz sebeplerini bildirme süresini, bilinçli olarak ihmal ettiğinin kabulü mümkün değildir.
Ceza Muhakemeleri Kanununun hükümleri genel olarak nazara alındığında, yargılamanın başından sonuna kadar tarafların hak ve yükümlülüklerinin bildirilmesinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Belirtilen nedenlerle, 15 günlük temyiz süresinde ya da temyiz için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde verilecek ek dilekçede, temyiz sebeplerinin bildirilmesinin gerekli olduğunun ilgili tarafa bildirilmesi zorunlu olduğundan temyiz sebeplerinin 7 günlük süreden sonra verildiğinden bahisle, katılan vekilinin temyiz istemlerinin reddine dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.
KARŞI OY:
Katılan vekilinin temyiz isteminin reddine dair sayın çoğunluk kararına katılmıyorum.
Şöyleki; 5271 sayılı CMK"da olağan kanun yolları başlığı altında yer alan 294/1.md: Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır,
CMK 295.md: Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir. Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir,
CMK 298 md: Yargıtay...... ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa temyiz istemini reddeder,
CMK 301 md: Yargıtay yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında inceleme yapar şeklinde düzenlemeler yapılmakla Bölge Adliye Mahkemelerinden geçerek Yargıtay incelemesine tabi olan dosyalarda temyizin ancak temyiz dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceğini düzenlemiştir.
5271 sayılı CMK"de olağanüstü kanun yolları başlığı altında 308. maddesinde Yargıtay Cumhuriyetbaşsavcısının itiraz yetkisini düzenlemiştir.
CMK"nin 308. md: Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re"sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.
İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.
5271 sayılı CMK"nin 232. maddesinin başlığında Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar düzenlenmiş olup CMK 232/6. fıkrasında ;Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir şeklinde düzenlenmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulumuzun kendisine itirazen gelen bir dosyada sadece itiraz sebepleriyle sınırlı kalmayıp dosyada bulunan yasaya aykırılıkların tamamını resen inceleyip bu hususlarda kararlar verdiği bilinmektedir.
Görüldüğü üzere aynı yasada olağan kanun yollarından temyiz yolunda temyiz davasını açan sanık veya katılan tarafın veya müdafilerinin dilekçesinde sebep bildirme zorunluluğu getirilmiş (CMK"nin 294/1) sebepten yoksun sadece kendi aleyhine verilen karara karşı temyiz hakkının kullandığını yasal süreleri içerisinde yargı merciine bildiren ve kararı davaya temyiz ediyorum diyen tarafın talebinin ise temyiz sebebi içermemesi nedeniyle reddolunacağını yasa koyucu hüküm altına almıştır.
Yasa koyucu CMK nın 232/6. maddesinde kararı veren mahkemenin hükmünde bu karara karşı yasa yollarının neler olduğunu süresini ve merciini tereddüte mahal vermeyecek şekilde kararında belirtmesi gerektiğini belirtmiş ancak bu düzenlemeden daha sonra yürürlüğe giren mevzuatla mahkeme kararlarının temyizinin sebep içermesi gerektiği sebepsiz temyizin geçerli olmayacağı öngörülemediğinden olacak ki mahkemenin kararında temyiz sebebinin de dilekçede bulunması gerektiğini mahkemenin kararında bildirilmesi yasada düzenlenmemiştir. Uygulamada da böyle bir bildirim yapılmamaktadır.
CMK daki temyiz sebebi ile bağlılık ilkesi uygulanacak ise temyiz sebebi bildirilmeden yapılan temyizlerin geçersiz sayılacağını ve hak kayıplarının yaşanabileceğini açıkça gören yargı mercilerinin bunun CMK"nin 232/6. md gereği davanın taraflarına kısa kararın son kısmında açıkça bildirilmesinin yasanın zorunlu bir sonucu olduğunu düşünmekle beraber yürürlükte olan mevzuat gözönüne alındığında herhangi bir hukuk eğitimi almayan ve ceza davasına taraf olan kişinin veya ilgili tarafın avukatının istinaf mahkemelerinden aleyhine çıktığını düşündüğü kararı sebep bildirmeksizin süresinde temyiz etse dahi bu temyizin Yargıtay Dairesince reddolunacağı ancak Yargıtay Cumhuriyet savcısının ilgili Yargıtay Dairesinin kararına karşı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna itiraz etme hakkını kullanırken hiçbir sebep bildirmek zorunda olmadığı bununda vatandaşın aleyhine olarak 1982 Anayasasının 10,11,36,90 md. ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ve 10. maddelerinde karşılıklarını bulan kanun önünde eşitlik ve silahların eşitliği ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini, yasal düzenlemelerin millet adına TBMM tarafından yapıldığını ancak bunların ilahi metinler olmayıp uygulayıcılar tarafından eksik,yanlış veya hakkaniyete aykırı olanlar var ise bunların belirlenip düzeltilmesinin de yasalarda düzenlendiği, usuli bir düzenlemeyi bilemediği için yasal süresi içerisinde temyiz dilekçesini sebep bildirmeden veren davanın tarafı veya taraf avukatının temyiz talebinin usul hükmü gereği sebep bildirilmediği düşüncesi ile reddolunmasının hukuki ve vicdani olmadığını sadece kanuni olduğunu ancak, hakimin görevinin kanunu değil hukuku uygulamak olduğunu düşündüğümden Ceza Muhakemesinin odak noktası sayılan maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engelleyecek mahiyetteki bu usul hükümlerinin davaya konu olaya uygulanması yerine öncelikle bu hükümlerin 1982 Anayasasına aykırılığı düşüncesi ile Anayasa mahkemesine iptal talebi ile gidilmesi bu kabul edilmeyecek ise Yargıtay Dairemiz tarafından CMK"de sanık lehine kıyasın yasak olmadığı dikkate alınarak CMK"nin 294/1. madde hükmündeki sebeple bağlılık kuralının CMK"nin 308. maddesindeki sebep bildirmenin zorunlu olmadığı şeklinde yorumlanması gerektiği ve sebep bildirilmese ve hatta taraf müdafii tarafından verilse dahi temyizen incelenme iradesinin belirlenebildiği dosyaların usule aykırılık nedeniyle reddedilip toplumun adalete,devlete,hukuka olan inancının sarsılmasını önlemek ve ihkakı hak yolunun açılmasının önüne de geçmek gerektiği düşüncesi ve gerekçesi ile çoğunluğun kanaatine usul yönünden muhalifim.