Abaküs Yazılım
3. Ceza Dairesi
Esas No: 2020/14235
Karar No: 2020/19644
Karar Tarihi: 21.12.2020

Kasten yaralama - mala zarar verme - Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2020/14235 Esas 2020/19644 Karar Sayılı İlamı

(Kapatılan)3. Ceza Dairesi         2020/14235 E.  ,  2020/19644 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

    SUÇLAR : Kasten yaralama, mala zarar verme
    HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyetlere dair


    Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
    Gereği görüşülüp düşünüldü:
    Müşteki ...’in birleşen dosyada sanıktan şikayetçi olup cezalandırılmasını istemesine ve katılma talebinin bulunmasına rağmen, bu konu hakkında bir karar verilmediği anlaşıldığından, müştekinin CMK"nin 237/2 ve 260/1. maddeleri gereğince kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde;
    1) Katılan suça sürüklenen çocuk ... hakkında katılan ...’e karşı kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde:
    Katılan sanık ... müdafiinin "sanık" sıfatıyla temyiz istemine ilişkin 07.06.2016 havale tarihli süre tutum dilekçesi verdiği ve bu dilekçesinde "katılan" sıfatıyla temyiz isteminde bulunmadığı anlaşılmakla, 28.07.2016 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesindeki katılan suça sürüklenen çocuk hakkında kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin "katılan" sıfatıyla temyiz isteminin süresinden sonra yapıldığı ve incelenme olanağı bulunmadığından, katılan ... müdafiinin temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun"un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
    2) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında katılan ...’e karşı mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde:
    Hükmolunan adli para cezalarının tür ve miktarı, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun"un 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanun"un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun"a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca hükümlerin kesin nitelikte bulunduğundan suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
    3) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında katılan ...’ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde:
    Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğa yüklenen suçun (TCK"nin 86/1, 87/3, 31/3) gerektirdiği cezanın türü ve üst haddine göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e, 66/2 ve 67. maddeleri gereğince 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, suç tarihi olan 27.04.2012 tarihi ile hükmün temyiz inceleme tarihi arasında 5271 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e, 66/2 ve 67. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olması,
    Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun"un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK"nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
    4) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında katılan ...’ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde:
    Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğa yüklenen suçun (TCK"nin 86/1, 87/3, 31/3) gerektirdiği cezanın türü ve üst haddine göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e, 66/2 ve 67. maddeleri gereğince 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, suç tarihi olan 27.04.2012 tarihi ile hükmün temyiz inceleme tarihi arasında 5271 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e, 66/2 ve 67. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olması,
    Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun"un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK"nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
    5) Sanık ... hakkında katılan ...’e karşı mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde:
    Oluşa, suçun işleniş biçimine, sanığın kastının yoğunluğuna, katılan hakkında düzenlenen raporların içeriğine,meydana gelen zarara ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin kanuna uygun yeterli gerekçe göstererek kurulan hükümlerde teşdid uygulamasında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamede bu hususta yer alan bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2012 tarihli ve 2011/842 Esas, 2012/100 Karar sayılı, 10.04.2012 tarihli 2011/479 Esas, 2012/145 Karar sayılı ve 08.05.2012 tarihli 2011/449 Esas ve 2012/186 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanığın katılana yönelik eylemleri neticesinde katılan ...’in basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına ve gözlüğünü kırarak malına zarar verdiği, bunlarla ilgili katılan tarafından sarfedilen en azından hastaneye gidiş geliş masraflarının ödenmesi yönünde herhangi bir girişimde bulunmadığı, katılanın şikayetinin devam ettiği, sanık tarafından katılanın zararlarının giderildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığından sanığın 5271 sayılı CMK"nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından olduğu kabul edilen suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan bu nedenle mahkemenin sanık hakkında kurulan hükümlerde 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin uygulamamasında isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamenin bu husustaki bozma yönündeki düşüncesine iştirak edilmemiştir.
    Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
    Sanık hakkında katılana karşı TCK’nin 86/1, 87/3, 87/1-c, 151/1. maddeleri gereğince cezalandırılması için kamu davası açıldığı, suçların bu haliyle uzlaşma kapsamında olmadığı, sanık hakkında TCK’nin 86/1,87/3,87/1-c maddesi de uygulanamayacağından, 24/10/2019 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun" un 26. maddesi ile mağdurun farklı olması durumuyla ilgili ile uzlaşma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi nazara alınarak, sanığın mahkumiyetine karar verilen ve temyiz incelemesine konu edilen TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçu ve TCK’nin 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; sanık ile katılan arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK"nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hükümler kurulması lüzumu,
    Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun"un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
    6) Sanık ... hakkında katılan ...’ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde:
    Oluşa, katılan ...’nin aşamalarda değişmeyen beyanlarına, tanıklar ... ve ...’nın beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; olay günü sanık ...’in diğer suça sürüklenen çocuklar ile birlikte iştirak iradesiyle katılanı darp ederek kasten yaraladığının anlaşılması karşısında, mahkemenin kabul, takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamede yer alan sanık ... hakkında katılan ...’ye karşı kasten yaralama suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
    Oluşa, suçun işleniş biçimine, sanığın kastının yoğunluğuna, katılan hakkında düzenlenen raporların içeriğine, meydana gelen zarara ve tüm dosya kapsamına göre,
    mahkemenin kanuna uygun yeterli gerekçe göstererek kurulan hükümde teşdid uygulamasında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamede bu hususta yer alan bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2012 tarihli ve 2011/842 Esas, 2012/100 Karar sayılı, 10.04.2012 tarihli 2011/479 Esas, 2012/145 Karar sayılı ve 08.05.2012 tarihli 2011/449 Esas ve 2012/186 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanığın katılana yönelik eylemleri neticesinde katılan ...’nin kemik kırığı oluşacak ve basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde yaralanmasına neden olduğu, bununla ilgili katılan tarafından sarfedilen en azından hastaneye gidiş geliş masraflarının ödenmesi yönünde herhangi bir girişimde bulunmadığı, katılanın şikayetinin devam ettiği, sanık tarafından katılanın zararının giderildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığından sanığın 5271 sayılı CMK"nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından olduğu kabul edilen suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan bu nedenle mahkemenin sanık hakkında kurulan hükümde 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin uygulamamasında isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamenin bu husustaki bozma yönündeki düşüncesine iştirak edilmemiştir.
    Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
    a) ... Tıp Fakültesi Hastanesinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı öğretim görevlisininin 24.05.2012 tarihli raporunda ""burun kemiğinde fraktür olduğu, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1/6) derecede olduğunun "" belirtildiği, adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1), orta (2-3), ağır (4-5-6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK"nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2)"ye kadar artırımının öngörülmüş olması karşısında ve bu haliyle katılanda meydana gelen kemik kırığının derecesinde çelişki bulunup hüküm kurmaya elverişli olmadığından, katılanın yaralanmasına ilişkin tüm raporlar ile varsa hasta dosyası, film ve grafilerin, en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
    b) Kabule göre de; sanık hakkında, TCK’nin 86/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay hapis cezası üzerinden TCK’nin 87/3. maddesi gereği, 1/6 oranında artırım yapılırken, 1 yıl 3 ay 5 gün hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak 1 yıl 2 ay 2 gün hapis cezasına hükmedilmesi, TCK’nin 62/1. maddesi gereği, 1/6 oranında indirim yapılırken 1 yıl 19 gün hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak 357 gün hapis cezasına hükmedilmesi ve devamında TCK’nin 50/1-a maddesi uygulanmadan yazılı şekilde eksik adli para cezasına karar verilerek hükmün hatalı olarak kurulması,
    c) Katılan hakkında ... Tıp Fakültesi Hastanesinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı öğretim görevlisininin 24.05.2012 tarihli raporunda ""burun kemiğinde fraktür olduğu, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1/6) derecede olduğu"" belirtildiği halde, sanık hakkında kurulan hükümde kemiğin hayati fonksiyonlarına etkisinin orta (1/12) oranında olduğunun yazılması,
    d) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK"nin 86/1. maddesi uyarınca belirlenen temel ceza üzerinden TCK"nin 87/3. maddesi gereğince (1/6) oranında artırım yapıldığının belirtilmesi karşısında (1/12) oranında artırım yapılarak hükmün karıştırılması,
    Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun"un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, sanık aleyhine temyiz bulunmadığından CMUK"un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 21.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi