Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/527
Karar No: 2019/69

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/527 Esas 2019/69 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/527 E.  ,  2019/69 K.

    "İçtihat Metni"

    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 21. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza
    Sayısı : 236-297


    Resmî belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda değişen suç vasfına göre sanığın özel belgede sahtecilik suçundan TCK"nın 207/1, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 14.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 23.10.2012 tarihli ve 412-857 sayılı hükmün, sanık müdafisi ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesince 22.02.2016 tarih ve 6555-1544 sayı ile;
    “Sanık ..."nun 20.09.2008 tanzim, 10.01.2009 vade tarihli, alacaklısı ..., borçlusu ... olan 580,000 TL bedelli senedi kendi el yazısı ile yazıp doldurduktan sonra, katılan adına imza atarak veya bir başkasına imzalattırarak, Bursa 4. İcra Müdürlüğ"nün 2009/10279 Esas sayılı dosyası ile 16.06.2009 tarihinde katılan aleyhine icra takibi yaptığı, Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi Başkanlığının 2009/894 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen "imza itiraz davası" sırasında alınan 21.12.2009 tarihli bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan 24.03.2010 tarihli bilirkişi raporu ve Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı"ndan temin edilen 14.06.2010 tarihli uzmanlık raporunda senet üzerindeki imzaların katılan ..."nun eli ürünü olmadığına dair kanaat bildirildiği, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca aldırılan Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü"nün 13.12.2010 tarihli ekspertiz raporuna göre ise, senetteki imzaların sanık ..."nun eli mahsulü olmadığı, borçlu adına atılan imzaların ise ... eli mahsulü olma ihtimalinin bulunduğu inkar kastıyla atılmış olabileceği kanaatine varıldığının belirtildiği olayda; atılı suçu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemeyen sanık hakkında; "şüpheden sanık yararlanır ilkesi" de gözardı edilmek suretiyle, tahmine dayalı varsayımlarla beraat yerine mahkumiyet hükmü kurulmuş olması,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkeme ise 06.04.2016 tarih ve 236-297 sayı ile, bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.09.2016 tarihli ve 266501 sayılı “onama” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 1220-1060 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesince 28.02.2017 tarih, 11314-988 sayı ve oy çokluğu ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı özel belgede sahtecilik suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Katılan ... Buğu vekili tarafından Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 20.11.2009 tarihli şikayet dilekçesinde; müvekkilinin yetmiş dört yaşında maddi durumu iyi bir bayan olduğunu, bir gün Garanti Bankasına gittiğinde sahibi olduğu menkul kıymetler üzerine haciz ve bloke konulduğunu öğrenmesi üzerine hemen dosya numarasını alıp icra dairesine gittiğini, Bursa 4. İcra Müdürlüğünün 2009/10279 sayılı icra dosyasında hiç tanımadığı ve o güne kadar ismini hiç duymadığı sanık ... tarafından hakkında senede dayalı icra takibi yapıldığını öğrendiğini, senetteki yazı ve imzaların müvekkiline ait olmadığını ve bu senedi vermesi için hiçbir sebebin bulunmadığını, haricen yapılan araştırmada da sanığın bir başka yaşlı bayan hakkında da benzer icra takibi yaptığının tespit edildiğini, sanığın bu şekilde malvarlığı çok olan ve kimsesi bulunmayan kişileri tespit ederek malvarlıklarını hukuka aykırı şekilde ele geçirmeye çalıştığını, bu nedenle sanık hakkında kamu davası açılması gerektiğini belirtmesi sonucunda, sanık hakkında soruşturmaya başlanıldığı,
    Katılan ... Buğu vekili tarafından Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesine hitaben düzenlenen 14.09.2009 tarihli dilekçe ile sanık hakkında icra takibinin iptaline yönelik dava açıldığı,
    Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesine hitaben adli tıp ve belge inceleme uzmanı tarafından düzenlenen 21.12.2009 tarihli bilirkişi raporunda; "1- İnceleme konusu senedin ön yüzündeki katılana atfen atılı birbirinden farklı tersim özelliği gösteren iki adet borçlu imzalarından işaretli olan imza ile katılana ait mukayese imzalarının; imzalarda başlangıç hareketlerinin, imzalardaki ara gramaların ve imzalarda kendine özgü karakteristik hareketin yapılışı, imzalarda yapılan birbirine benzer şekillerin seyri ve mesafelerin orantısı itibariyle kısmi benzerlikler saptanmakta ise de inceleme konusu imzanın katılanın eli ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde daha ileri bir tespite gidilemediği, 2- İnceleme konusu senette katılana atfen atılı borçlu imzalarından sol başta bulunan imzanın tersimi basit, taklidi kolay, önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen kırık çizgilerden ibaret imza olması nedeni ile aidiyetinin ve bu meyanda katılanın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemeyeceği," kanaatinin bildirildiği,
    Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesine hitaben Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen 24.03.2010 tarihli raporda; senetteki katılan adına atılı olan borçlu imzalarının mevcut mukayese imzalarına kıyasla katılanın eli ürünü olmadığının tespit edildiği,
    Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesine hitaben Ankara Jandarma Genel Komutanlığınca düzenlenen 14.06.2010 tarihli uzmanlık raporunda; inceleme konusu senet üzerinde atılı bulunan söz konusu imzaların katılanın eli ürünü olmadığının tespit edildiği,
    Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 13.12.2010 tarihli ekspertiz raporunda; "1- Senetteki borçlu imzalarının sanığın eli mahsulü olmadığının, 2- Senetteki imzaların aynı anda aynı kişi tarafından atılması gerektiğinin kabulü durumunda; a- Senet üzerindeki borçlu imzalarından diğerine göre solda bulunan imza, sağ taraftaki imzanın, daha yavaş el hareketleriyle, imzayı genel hatlarıyla anımsatacak nitelikte tersim edildiği, b- sağ tarafta bulunan imza, sol tarafta atılı bulunan imzaya göre daha hızlı, imza genel görünüm ve hatları itibariyle daha belirgin olarak tersim edildiği, bu haliyle imzaların, sonraki durumlar gözetilerek önceden inkar kastıyla atılmış imzalar olabileceğinin değerlendirildiğinin, 3- Borçlu adına atılı bulunan imzalardan, diğerine göre sağ tarafta bulunan imzanın, özellikle son bölümün tersimi ile bitirilişi yönünden benzerlikler görüldüğünün, görülen bu benzerliklere ve yukarıda yapılan açıklamalara istinaden, söz konusu imzaların katılanın eli mahsulü olabileceğinin," değerlendirildiğinin belirtildiği,
    Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.12.2010 tarihinde sanık hakkında resmî belgede sahtecilik suçunu işlediğine dair şüpheden uzak, kesin ve somut delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, katılan vekilinin bu karara itiraz etmesi üzerine Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 20.05.2011 tarihli ve 2011/584 sayılı kararıyla itirazın kabulüne ve sanık hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına karar verildiği, bunun üzerine sanık hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı,
    Mahkemece suça konu bono üzerinde yapılan incelemede; senedi düzenleyenin adresi ve T.C. kimlik numarasının yazıldığının ancak senette düzenleme yerinin bulunmadığının tespit edildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan; sanığı tanımadığını, bankaya parasını almaya gittiğinde hesabına bloke konulduğunu öğrendiğini, araştırdığında bir senet nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığını ve taşınmazlarının haczedildiğini tespit ettiğini, sanığa herhangi bir şekilde senet vermediğini ve senetteki imzaların kendisine ait olmadığını, para ihtiyacının bulunmadığını, maaşının ve ailesinden gelen gelirlerinin olduğunu, 350.000 dolar gibi yüksek miktardaki parayı harcamasının söz konusu olmadığını, şikâyetçi olduğunu,
    Tanık ...; terzi dükkânının olduğunu ve bundan dolayı Ömer Bolatlı"yı tanıdığını, sanığın da müşterisi olduğunu, 2000"li yıllarda büyük paralardan bahseden sanığın tedirgin bir şekilde Ömer"e ne olur gibilerinden soru sorduğunu, Ömer"in de “Sağlamdır bir şey olmaz.” şeklinde sözler söylediğini, ancak miktarı hatırlamadığı gibi birinden para alacağını yoksa birine para vereceğini bilmediğini,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ... kollukta; ticaretle uğraştığını, katılanla 1983 yılında aile dostları vasıtasıyla tanıştığını, katılanın borsada hisse alım satımı yaptığından dolayı iyi para kazandığını, 2001 yılında kendisine "Oğlum sen iyi kazanıyorsun, akılsız yatırımlar yapma, getir paranı borsada değerlendirelim, parana takla attıralım." dediğini, bunun üzerine katılana iki buçuk yıl içerisinde peyderpey 350.000 dolar verdiğini, bu paralar karşılığında bir belge almadığını, suça konu senet düzenlenirken bir sözleşme yaptıklarını, ancak bu sözleşmeyi şu an bulamadığını, bulması halinde getireceğini, iki buçuk yıl sonunda katılanın kendisine "Biraz bekleyin, şu an borsa zarar ediyor, ben hisse senetlerini ne zaman satacağımı size söyleyeceğim." dediğini, 2006 yılından sonra katılana ulaşamadığını ancak ekonomik durumu iyi olduğu için katılanın yanlış anlamasından çekinerek fazla üzerine gitmediğini, 2007 yılı sonunda katılana ulaştığında işini büyüteceğinden vermiş olduğu parayı, varsa da kârını istediğini, katılanın “Benim o kadar param yok. Parayı veremem.” dediğini, katılanın adına hisse senedi alıp almadığını bilmediğini, senedin düzenlendiği 20.09.2008 tarihinde katılanın evine gittiğini, mali müşavir olan kardeşini arayıp 350.000 doların o günkü karşılığını sorduğunu, onun da 700.000-750.000 TL civarında olabileceğini söylediğini, katılanın ise 500.000 TL olduğunu iddia ettiğini ve en sonunda 580.000 TL"ye mutabık olduklarını, katılanın kendisine "Senedi sen yaz doldur ben senet doldurmasını bilmiyorum." demesi üzerine senedi kendisinin düzenlediğini, katılanın ise yanında senede imza attığını, katılanın evine gittiğinde kapıyı tanımadığı elli beş yaşlarında bir erkeğin açtığını,
    Mahkemede ise; Ömer Bolatlı isimli kişinin katılan ile müşterek arkadaşları olduğunu fakat olaydan sonra öldüğünü, toplam 350.000 dolar parayı üç seferde katılana verdiğini, bunlardan 150.000 doları Ömer Bolatlı"nın evinde verdiğini, onun hanımı Fatma"nın da buna şahit olduğunu, daha sonraki tarihlerde katılanın iş yerine iki sefer gelerek parayı aldığını, aradan uzun süre geçtiği için bunların miktarını hatırlamadığını, paraları verirken aldığı belgenin kaybolduğunu, senet ödenmeyince senedi takibe koyduğunu, sorulması üzerine; katılanın evine hiç gitmediğini,
    Savunmuştur.
    TCK"nın "Resmî belge hükmünde belgeler" başlıklı 210. maddesinin birinci fıkrası "Özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması hâlinde, resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanır." şeklindedir.
    Buna göre kambiyo senetlerinden olan bonolarda yapılan sahteciliklerde resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır. Burada söz konusu olan, sadece resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin cezanın uygulanması değildir. Resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerin bütün olarak uygulanmasıdır.
    Uyuşmazlık konusu "bono" ile ilgili olduğundan, bononun hukuki niteliği ve yapısının irdelenmesinde de yarar bulunmaktadır.
    Bono; gerek mülga 6762 sayılı, gerekse meri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda poliçe ve çek ile birlikte üçüncü bir kambiyo senedi türü olarak kabul edilmiştir. Bono, hukuki niteliği itibarıyla bağımsız bir borç ikrarını içeren senettir. Bir senedin "bono" niteliğini haiz olabilmesi için taşıması gereken bazı zorunlu kanuni unsurlar bulunmaktadır.
    Buna göre bono;
    1- Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
    2- Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,
    3- Vadeyi,
    4- Ödeme yerini,
    5- Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,
    6- Düzenlenme tarihini ve yerini,
    7- Düzenleyenin imzasını, ihtiva etmelidir.
    Bu unsurlardan birini taşımayan bir senet bono vasfını haiz olmayacağından üzerinde yapılan sahtecilikte özel belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır.
    Gelinen bu aşamada özel belgede sahtecilik suçunun anlatılmasında da fayda bulunmaktadır.
    TCK’nın “Özel Belgede Sahtecilik” başlığını taşıyan 207. maddesi;
    "Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir.
    Özel belge, kamu görevlisinin görevi nedeniyle düzenledikleri dışında kalan, resmî belgeden sayılmayan, resmî bir işlem nedeniyle düzenlenmiş olmayan, ancak; doğrudan hukuken hüküm, sonuç meydana getiren, bir hakkın doğmasına veya kanıtlanmasına yarayan yazıdır. (Kubilay Taşdemir, Belgelerde Sahtecilik Suçları, Ankara, 2013, s. 441.) Başka bir deyişle, resmî belgenin özelliklerini taşımayan tüm yazılar özel belge olarak nitelendirilebilir.
    Resmî ve özel belgede sahtecilik suçları seçimlik hareketli suçlar olup, kanun koyucu gerçek bir belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesini, belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesini veya sahte belgenin kullanılmasını suç olarak saymıştır. Suç konuları farklı olmakla birlikte, resmî ve özel belgede sahtecilik suçları unsurları itibarıyla benzer şekilde düzenlenmiştir.
    Bununla birlikte resmî belgede sahtecilik suçu, belgenin düzenlenmesiyle oluşurken, özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin kullanılması da gerekir. Kullanmadan maksat, bu sahte belgenin herhangi bir hukuki ilişkide veya herhangi bir hukuki işlem tesisinde dikkate alınmasını sağlamaya çalışmaktır.
    Belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, sahteciliğe konu belgenin aldatma yeteneğinin de bulunması gerekir.
    TCK"nın 207. maddesinin ikinci fıkrasında ise; başkaları tarafından sahte olarak düzenlenmiş olan bir özel belgeyi, sahte olduğunu bilerek kullanan kişinin de özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanık ...’nun 20.09.2008 düzenleme tarihli ve 580.000 TL bedelli suça konu senedi kendi el yazısıyla doldurup senedin borçlusu görünen katılan ... yerine başkasına imza attırarak bu senedi Bursa 4. İcra Müdürlüğü vasıtasıyla takibe koyduğunun iddia olunduğu olayda; sanık, katılanla 1983 yılında aile dostları aracılığıyla tanıştığını, katılanın borsada hisse alım satımı yaparak iyi para kazandığını, 2001 yılında kendisine "Oğlum sen iyi kazanıyorsun, akılsız yatırımlar yapma, getir paranı borsada değerlendirelim, parana takla attıralım." demesi üzerine katılana iki buçuk yıl içerisinde peyderpey 350.000 dolar verdiğini ve bunun karşılığında katılanın evine giderek suça konu senedi kendisi doldurup katılana imzalattırmak suretiyle aldığını savunmuş ise de katılanın sanığı tanımadığını ve suça konu senedi kendisinin imzalamadığını ifade etmesi, Ankara Jandarma Genel Komutanlığınca düzenlenen 14.06.2010 ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen 24.03.2010 tarihli raporlarda senet üzerindeki borçlu imzalarının katılana ait olmadığının net olarak tespit edilmiş olması, Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 13.12.2010 tarihli ekspertiz raporunda ise imzaların katılana ait olabileceği belirtilerek varsayıma dayalı bir tespit yapılması, sanığın katılana 350.000 dolar gibi yüksek miktarda para verdiğini savunmasına rağmen bununla ilgili bir belge sunamaması, katılanı önceden tanıdığını dahi ispatlayamamış olması, Mahkemede sorulması üzerine de katılanın evine hiç gitmediğini beyan ederek çelişkiye düşmesi göz önünde bulundurulduğunda, sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunun sübut bulduğunun kabulü gerekmektedir.
    Bu itibarla, Yerel Mahkeme hükmündeki direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve hükmün esasının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu üyesi; eksik inceleme ile karar verildiğinden dolayı hükmün bozulması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle,
    1- Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.04.2016 tarihli ve 236-297 sayılı hükmündeki direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA,
    2- Dosyanın, Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.04.2016 tarihli ve 236-297 sayılı hükmünün esasının incelenmesi amacıyla, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.12.2016 tarihli ve 398 sayılı kararı ile Yargıtay 21. Ceza Dairesinin kapatılması nedeniyle aynı karar uyarınca bu Daireye ait işlerin devredildiği Yargıtay 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 05.02.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi