8. Hukuk Dairesi 2019/5851 E. , 2019/11251 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Alanya 1. Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Antalya 1. Asliye Mahkemesinin 20.12.2017 tarihli ve 2015/883 Esas, 2017/1785 Karar sayılı kararıyla kabulüne karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve kısmen reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekili ve davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, davalı eş adına olan taşınmazlar nedeniyle 200.000,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüyle 200.000,00 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline hükmedilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle, 154.262,25 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. a. 237 ada 5 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Somut olaya gelince; eşler, 07.09.1998 tarihinde evlenmiş, 20.12.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 17.02.2014 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK"nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 S.lı TMK mad.179).
Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 Sayılı TMK mad.235/1). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vb.) göre değerlendirilir (TMK mad. 228/1). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK mad. 227/1 ve 235/1), sürüm (rayiç) değerleri (TMK mad. 232 ve 239/1) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir.
Somut olaya gelince, 237 ada 5 parsel sayılı taşınmazın arsasının edinilmiş mal olduğu hususunda uyuşmazlık olmadığı, İlk Derece Mahkemesince, taşınmaz üzerinde bulunan binanın boşanma dava tarihindeki (20.12.2012) inşaat seviyesi %65 kabul edilerek bina yönünden artık değere katılma alacağına hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesince de binanın seviyesine ilişkin itirazların kabul edilmediği anlaşılmaktır. Ancak dosya kapsamındaki taraf beyanları belediyeden gelen cevabi yazının ekindeki 15.03.2012 tarihli inşaat ruhsatı ve 10.12.2013 tarihli inşaatın tamamlanmış olduğuna dair bilgi ve belgelere, taraflarca yapılan inşaat sözleşmeleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı"nın verileri ile bilirkişi raporunun olağan oluşu birlikte dikkate alındığından taşınmaz üzerinde bulunan binanın mal rejiminin sonra erdiği boşanma dava tarihinde (20.12.2012) inşaat seviyesinin %45 olduğunun kabulü gerekir. O halde, Mahkemece, bina yönünden mal rejiminin sonra erdiği boşanma dava tarihinde (20.12.2012) inşaat seviyesinin %45 olduğunun kabul edilerek, bu seviye üzerinden hesaplanan alacağa karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
b. Faize yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
TMK"nin 239/son maddesinde; “…aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür…” hüküm altına alınmıştır. Yargıtay"ın ve Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporları tarihi de dikkate alınarak tasfiyeye karar verilen İlk Derece Mahkemesi karar tarihi olan 20.12.2017 tarihinden itibaren katılma alacağına faiz yürütülmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi"nce verilen karar tarihi itibaren faiz yürütülmüş olması doğru olmamış, bu husus da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle her iki taraf vekilinin temyiz itirazları (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 11.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.