
Esas No: 2021/17578
Karar No: 2022/3087
Karar Tarihi: 22.02.2022
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/17578 Esas 2022/3087 Karar Sayılı İlamı
4. Hukuk Dairesi 2021/17578 E. , 2022/3087 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 16/02/2022 Çarşamba davacı vekili Av. ... geldi. Davalılar adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu Nizam hakkında takip yaptığını, takibin semeresiz kaldığını, borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazlarını 06/04/2016 tarihinde diğer davalı şirkete sattığını belirterek, davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, dava koşullarının oluşmadığını, alacağın gerçek olmadığını, dava konusu taşınmazların borca karşılık verildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu, cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, davacının alacağının gerçekte var olduğunu ispat edemediği ve tapu kaydındaki bedeldeki kendi muvazaalı işlemine karşı 3. kişilerden de muvazaaya dayalı hak talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davalı ...'a 15 numaralı bağımsız bölümü sattığı, karşılığında 550.000,00 TL bono aldığı, taşınmazın keşfen belirlenen değerinin 265.000,00 TL olduğu, resmi akitte 50.000,00 TL değer gösterildiği, davacı ve davalı ... arasında taşınmaz alım satım sözleşmesi dışında başkaca bir borcun varlığı davacı tarafça ispat edilmediği, taşınmazın keşfen belirlenen değerinin 265.000,00 TL olmasına rağmen davalı ... tarafından 550.000,00 TL bono tanzim edilmesinin gerçek değer ile örtüşmediği, davalı ...'ın değeri 265.000,00 TL olan bir taşınmazın değerinin iki katı bedeli tutarında bir borcu kabul etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacı tarafın alacağının gerçek bir alacak olduğunun ispat edilemediği, yazılı olduğu şekilde karar
verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, anılan karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Tasarufun iptali davalarının görülebilmesi çin diğer dava koşullarının yanında, dava dayanağı alacağın gerçek olması gerekir. Bazı durumlarda davacı alacaklı ile borçlu anlaşarak, aslında gerçekte olmayan bir alacağı muvazaalı bir şekilde yaratarak, aralarında bir alacak -borç ilişkisi varmış gibi takibe geçip borçlu ile üçüncü kişi arasında gerçekleşen tasarrufun iptalini amaçlayabilirler. Böyle bir durumda davalı üçüncü kişi alacağın gerçekte var olmadığını, muvazaalı olarak yaratıldığını ileri sürebilir.
Somut olayda, davalı üçüncü kişi davacı alacaklı ile borçlu arasındaki alacak ilişkisinin gerçek olmadığını iddia etmiştir. Davacı alacaklı borcun dayanağı olarak 27938 ada 5 parsel 15 nolu bağımsız bölüm satışına istinaden verilen bonoyu göstermiştir. Bono bedeli 550.000,00 TL'dir. Satışa konu taşınmazın değerinin ise 265.000,00 TL olduğu tesbit edilmiştir. Davacı alacaklının senet tanzim tarihinde borçluya taşınmaz sattığı sabittir. Dolayısı ile bir alacak-borç ilişkisinin varlığı sabit olmuştur. Salt bu alacağın fahiş olması alacağın gerçekte var olmadığı anlamına gelmeyecektir. Öte yandan 31/07/2017 tarihinde borçlu adresinde yapılan haciz sırasında, borçlu Nizam davacıya borcu olmadığını, senedi ... AŞ ye verdiğini, alacaklı olan ...'in anılan şirketin yetkisinin abisi olduğunu, ödeme yapmayacağını belirtmiştir. Bu açıklamalar davacı alacaklı ile davalı borçlunun birlikte hareket etmekten ziyade aralarında uyuşmazlık olduğunu göstermektedir.
Bu nedenlerle, mahkemece işin esasına girilerek, İİK’nın 278-279-280 madde koşullarının var olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre, ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında davalı üçüncü kişi ... Asma....Ltd. Şti vekili Avukat ... karardan önce 19/04/2019 tarihinde vekillikten çekilmiş ve bu bilgi müvekkiline 08/10/2019 tarihinde bildirilmiştir. Adı geçen davalının davası yeni bir vekil ile de takip edilmemiştir. Bu halde HMK'nın 82/2. maddesi gereğince anılan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan yine kabule göre, dava ön koşul yokluğundan reddedildiğinden AAÜT'nin 7/1. maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsiz olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının ilk derece Mahkemesine, dairemiz karar örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 3.815,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.