Ceza Genel Kurulu 2017/268 E. , 2019/98 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 850-355
Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanık ..."ın TCK"nın 85/1, 62, 50/4, 52/4 ve 63. maddeleri gereğince 12.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve mahsuba ilişkin Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 04.03.2010 tarihli ve 191-911 sayılı hükmün, katılan vekili ve sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 09.10.2013 tarihli ve 14131-23188 sayı ile;
"Ticari araç sürücüsü sanığın olay günü minübüsü ile meskun mahalde gündüz, kontrollü dönel kavşakta trafik ışıklarının sarıya döndüğü esnada kırmızı ışığa yakalanmamak için hızını kavşak içinde iyice arttırmak suretiyle geçiş yapmak isterken kavşak içinde olan bisikletliye çarparak ölümüne neden olduğu şeklinde gelişen olayda, TCK"nın 22/3. maddesi gereğince artırıma tabi tutulması ve eylemin bilinçli taksirle işlendiği kabul edilerek tayin olunan cezanın asli kusurlu olan sanık hakkında meydana gelen zararın ağırlığı da dikkate alınarak temel ceza tayininde asgari hadden uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 17.06.2014 tarih ve 850-355 sayı ile;
"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; vuku bulan kazada sanığın sevk ve idaresindeki minibüs ile olay mahalli kavşağına geldiğinde hızını azaltıp kontrollü bir şekilde kavşaktan geçişini yapması gerekirken bu hususa uymadığı, olay mahallindeki fren izi de dikkate alındığında müteyakkız hızda seyretmediği anlaşılmakla, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle tali kusurlu olduğu kanaatine varılmış, sanığın müteyakkız hızda seyretmemesi şeklindeki tali kusurunda bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı..." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
Bu hükmün de sanık müdafisi ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2014 tarihli ve 365340 sayılı "onama" istekli tebliğnamesi ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 04.02.2015 tarihli ve 21817-1904 sayılı tevdi kararıyla Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 223-811 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 01.03.2017 tarih ve 15-1542 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık;
Bir kişinin ölümü ile neticelenen olayda;
1-Sanığın, eylemini taksirle mi yoksa bilinçli taksirle mi gerçekleştirdiğinin,
2-Sanık hakkında hüküm kurulurken temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerekip gerekmediğinin,
Belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, Yerel Mahkeme kararının “yeni hüküm” niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;
a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak,
c) Bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
d) Önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi hâlinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Özel Dairece ilk hükmün, sanık hakkında bilinçli taksir hükmünün uygulanması ve asli kusurlu olması nedeniyle temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasının ardından, Yerel Mahkemece sanığın kusur durumunun tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu Başkanlığından 21.04.2014 tarihli ve 2218 sayılı raporun alındığı, gerekçeli kararda her ne kadar raporun tarih ve sayısı belirtilmemiş olsa da gerekçeli kararın “gerekçe ve kabul” başlığı altındaki kısmında yer verilen “...Sanığın sevk ve idaresindeki minibüs ile olay mahalli kavşağına geldiğinde hızını azaltıp kontrollü bir şekilde kavşaktan geçişini yapması gerekirken bu hususa uymadığı, olay mahallindeki fren izi de dikkate alındığında müteyakkız hızda seyretmediği anlaşılmakla, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle tali kusurlu olduğu, müteveffa ..."un ise sevk ve idaresindeki bisiklet ile olay mahallinde ters istikamet şeridine girerek kavşakta gerekli kontrolleri yapmadan, gelen araçların hızını ve konumunu dikkate almadan tedbirsiz şekilde kavşağa giriş yaparak sanığın istikamet şeridine giriş yapıp sanığa ilk geçiş hakkını vermemek suretiyle asli derecede kusurlu olduğu” şeklindeki ibarelerin, Adli Tıp Kurumu Başkanlığının anılan raporundan aynen alıntı olmasının yanı sıra, gerekçeli kararın “direnme gerekçesi” başlıklı kısmında da “Sanığın sevk ve idaresindeki minibüs ile olay mahalli kavşağına geldiğinde hızını azaltıp kontrollü bir şekilde kavşaktan geçişini yapması gerekirken bu hususa uymadığı, olay mahallindeki fren izi de dikkate alındığında müteyakkız hızda seyretmediği anlaşılmakla, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle tali kusurlu olduğu” kanaatine varıldığı belirtilip yine anılan rapordaki tespitler gerekçeli karara aktarılarak önceki hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçeyle sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmayıp önceki hükümde yer almayan ve bozmadan sonra elde edilen delile dayanılarak yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulmuş olması nedeniyle yeni hüküm niteliğinde olduğundan, bu yeni hükmün doğrudan Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün değildir. Bu nedenle, dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1. Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.06.2014 tarihli ve 850-355 sayılı karar yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 12.02.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.