21. Hukuk Dairesi 2018/2777 E. , 2019/3518 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasındaki tespit davası nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, temyiz konusu hükme ilişkin dava, HMK’nun 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin davacı vekilince duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
A)Davacı İstemi:
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir
B)Davalı Cevabı:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığını, Kurum tarafından yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu, davanın reddiyle alacağın % 10 zamlı tahsilini talep etmiştir.
C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
İlk derece mahkemesince ; “...Davacı ... tarafından 7 gün dışında açılan menfi tespit davasının mesmu olmadığı , davanın esasa girilmeden reddi gerektiği, ” gerekçesiyle “Süresinde açılmayan davanın reddine, 6183 sayılı kanuna göre talep edilen alacak üzerinde %10 haksız çıkma tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine” karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu;
Davacı vekili istinaf talebinde; 13/12/2016 tarihinde ödeme emirlerini tebliğ aldıktan sonra davalı Kuruma 7 gün içinde 19/12/2016 tarihinde itiraz ettiğini, Kurum tarafından itirazın reddine ilişkin kararın davacıya 23/12/2016 tarihinde tebliğ edildiğini; ödeme emirlerinin gereken nitelikleri taşımadığını, Yargıtay 10 H.D."nin emsal kararı uyarınca Kuruma yapılan başvurunun dava açma süresini kestiği halde, eksik inceleme ile hatalı değerlendirme sonucu hüküm kurulduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
D)Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesince ""...(Yargıtay 10. H.D. 18.01.2018 t., 2015/23531 E., 2018/226 K.; 18.01.2018 t., 2015/23528 E., 2018/225K.; Yargıtay HGK, 24.02.2016 t., 2015/10-2155 E., 2016/179 K.) görüşüne yer verilmiş olup; dava konusu ödeme emirlerine yönelik itirazın, davalı Kurum tarafından değerlendirmeye alındığı ve itiraza verilen yanıt içeriğinde, iş mahkemesinde yasal süre içinde dava açabileği belirtildiğinden; Kurum tarafından itirazın reddine ilişkin kararın tebliğinden itibaren 7 günlük süre geçirilmeden açılan davanın, hak düşürücü süre içinde açıldığını kabul etmek gerekmiştir.
Davacının zamanaşımı iddiası yönünden yapılan inceleme sonucunda ise, 2004 yılı Haziran ayı ve sonrasına ilişkin prim borçlarının ödenmesi gereken süre gözetildiğinde, 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile gerçekleştirilen düzenleme uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve ödeme emri tebliğ tarihi olan 13.12.2016 tarihi itibariyle 2016 yılı Kasım ayı ve sonrasına ilişkin borçlar yönünden zamanaşımı süresinin dolmadığı, öncesine ilişkin borçların ise zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle, kanunun olaya uygulanmasındaki hata HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında kısmen kabule karar vermek gerekmiş” gerekçesiyle
“ 1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; ... 9. İş Mahkemesi"nden verilen 21.09.2017 tarih, 2016/631 Esas ve 2017/324 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA;
2-Davanın KISMEN KABULÜYLE,
-2015/34224 sayılı takip dosyası üzerinden tebliğ edilen ödeme emrinin 2004 ve 2005 yılına ilişkin 38.119,52 TL"lik kısmının iptaliyle, takibin 4.380,10 TL üzerinden devamına,
-2015/34226 sayılı takip dosyası üzerinden tebliğ edilen ödeme emrinin 2004 ve 2005 yılına ilişkin ...413,70 TL"lik kısmının iptaliyle, takibin 392,24 TL üzerinden devamına,
-2015/34228 sayılı takip dosyası üzerinden tebliğ edilen ödeme emrinin 2006/10 ay ve öncesine ilişkin 962,99 TL"lik kısmının iptaliyle, takibin 190,11 TL üzerinden devamına, ” karar verilmiştir.
E)Temyiz:
Davacı vekili; “ Öncelikle borçlu şirket hakkında takip yapıp borçlarını kısmen ya da tamamen tahsil edemeyince davacı hakkında takibe geçmesi gerektiği, davanın tümden kabulü gerektiği ve resen”
Fer"i Müdahil Kurum vekili ; “Ödeme emrine karşı 7 günlük sürede dava açılmadığı ve resen,” gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur.
F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlerle, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanun"un 58. maddesinde ödeme emrine karşı dava açma süresi 7 gün ile sınırlandırmıştır. İtiraz davası için öngörülen 7 günlük sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.4.2001 gün ve 2002/21-201-297 ve 24....2004 gün ve 2004/10164-170 sayılı Kararları).
Ödeme emrinin iptaline yönelik dava “menfi tespit” niteliğinde olup, maddede belirtilen; “böyle bir borcu olmadığı”, “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” yönündeki iddialar dışında yeni ve ayrı bir itiraz nedeni ileri sürülemeyecektir. İcra ve İflas Kanununun 72. maddesine koşut bir düzenlemeye 6183 sayılı Kanunda yer verilmemiş olması karşısında, 7 günlük hak düşürücü süreyi geçiren borçlunun, aynı konuda yeni bir menfi tespit davası açma olanağı bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03/10/2007 gün ve 2007/21-623- 717 ve 24.02.2016 gün, 2015/10-2155 E., 2016/179 K. sayılı Kararları).
Somut olayda, davaya konu ödeme emirlerinin 13/12/2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, 13/12/2016 tarihiyle tebliğ aldığı ödeme emirlerinin arka sayfasında itirazın 7 gün içinde iş mahkemesine yapılacağı yazılı olduğu halde davanın 29/12/2016 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Dava 7 günlük hak düşürücü süre içinde açılmadığından ödeme emrinin tebliği ile birlikte davalı Kurum alacağı kesinleşecektir.
Yapılacak iş, 6183 sayılı Kanun"un 58. maddesi gereği, 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
G) SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
07/05/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.