Ceza Genel Kurulu 2018/431 E. , 2019/132 K.
"İçtihat Metni"
Kararı veren : Yargıtay Ceza Genel Kurulu
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Askeri aracı hususi menfaatinde kullanmak ve askerleri kanuna muhalif hizmetçilikte kullanmak suçlarından sanık ..."ın beraatine ilişkin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 19. Ceza Dairesince sanık ve müdafisi ile Cumhuriyet savcısının huzurunda verilen 27.12.2017 tarihli ve 2-1 sayılı hükümlerin, sanık müdafileri tarafından vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesi tarafından 05.02.2018 tarihli ve 2-1 sayılı ek karar ile süresinde yapılmadığından bahisle temyiz isteminin reddine karar verildiği, ek kararın da sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “onama” istekli 05.09.2018 tarihli ve 6 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
2797 sayılı Yargıtay Kanunu"nun 15. maddesinin üçüncü fıkrasında, ilk derece mahkemesi olarak Özel Dairelerce verilen hükümlerin Ceza Genel Kurulunca temyiz yoluyla inceleneceğinin belirtilmesi karşısında; sanık hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin reddine dair ek kararın da “temyiz” kanun yoluna tâbi olduğu kabul edilmiştir.
Temyiz incelemesi yapan Ceza Genel Kurulunca dosya incelenip görüşülerek gereği düşünüldü:
Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; beraat hükmü ile birlikte sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik temyiz isteminin süresinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 04.01.2016 tarihli 1-1 sayılı iddianamesiyle, suç tarihi olan Temmuz 2014’te Askeri Yargıtay 2. Dairesi üyesi olarak görev yapan sanık ... hakkında, servis aracı olarak kullanılmak üzere tahsis edilen askeri aracı planlanan yol güzergâhının dışına sevk etmek suretiyle “askeri aracı hususi menfaatinde kullanmak” suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 130/1-2-3. maddeleri gereğince, ayrıca askeri araç sürücüsü Ulş. Er .....’a emir vererek ona sivil bir hırka giydirip vermiş olduğu zarfı .....’ın evine bıraktırmak suretiyle “askerleri kanuna muhalif hizmetçilikte kullanmak” suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 114/3. maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
Askeri Yargıtay 3. Dairesi Başkanlığınca yapılan yargılama sırasında 6771 sayılı Kanun’un 17. maddesinin “e” fıkrası uyarınca Askeri Yargıtay’ın kaldırılması sebebiyle dava dosyası Askeri Yargıtay tarafından 16.05.2017 tarihli ve 3038 sayılı yazı ile Yargıtay 1. Başkanlığına gönderilmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17.10.2017 tarihli ve 28-37 sayılı görevsizlik kararıyla dosyanın gönderildiği Yargıtay 19. Ceza Dairesince 27.12.2017 tarih ve 2-1 sayı ile yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca her iki suç yönünden ayrı ayrı beraat kararı verildiği, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil eden sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmediği,
19. Ceza Dairesi tarafından 27.12.2017 tarihinde sanık müdafisi, sanık ve Cumhuriyet savcısının huzurunda verilen kararın temyiz edilmemesi sebebiyle Özel Dairece 12.01.2018 tarihinde kesinleşme şerhlerinin tanzim edilmesi sonrası, gerekçeli kararın 26.01.2018 tarihinde sanık müdafisine tebliğ edilmesi üzerine, sanık müdafileri tarafından verilen 02.02.2018 havale tarihli dilekçe ile beraat hükümlerinin sanık lehine vekalet ücreti verilmemesi sebebiyle temyiz edildiği, 19. Ceza Dairesinin 05.02.2018 tarihli 2-1 sayılı ek kararıyla CMK’nın 291. maddesinde belirtilen 15 günlük süre içinde temyiz edilmediğinden bahisle CMK’nın 296. maddesi gereğince temyiz isteminin reddine karar verildiği, ek kararın 15.02.2018 tarihinde sanık müdafisine tebliğ edilmesi üzerine sanık müdafileri tarafından verilen 20.02.2018 havale tarihli dilekçe ile 27.12.2017 tarihli karar duruşmasında sadece sanığın beraat ettiğinin tefhim edildiği, vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmediği konusunda herhangi bir karar verilmediği ve duruşmada tefhim edilmediği, vekalet ücretine hükmedilmediğini gerekçeli kararın tebliğ edilmesiyle öğrendikleri, bu sebeple temyiz taleplerinin süresinde olduğu belirtilerek, sanık lehine vekalet ücreti verilmesi talebiyle ek kararın temyiz edildiği,
İlk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Daire tarafından 27.12.2017 tarihinde sanık müdafisi, sanık ve Cumhuriyet savcısının huzurunda kısa kararın verildiği, kısa karar ile gerekçeli kararın birbiriyle uyumlu olduğu, kısa ve gerekçeli kararların son paragrafında; “Sanık müdafisi ve sanığın yüzüne karşı, Yargıtay Cumhuriyet savcısı Salih Çimenin huzurunda isteme uygun olarak sanık müdafisi ve sanığa ve Yargıtay Cumhuriyet savcısına tefhimden itibaren başlayarak isterlerse on beş gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanak yazmanına beyanda bulunmak suretiyle Yargıtay Ceza Genel Kuruluna temyiz başvurusunda bulunabileceklerine ilişkin olarak 27.12.2017 günü oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, ana çizgileriyle anlatıldı.” şeklinde açıklamalara yer verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 5271 sayılı CMK’nın 291. maddesinde, temyiz isteminin yüze karşı verilen kararlarda hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün içinde hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla olacağı, bu takdirde, beyanın tutanağa geçirilerek hâkime tasdik ettirileceği, yoklukta verilen kararlarda ise temyiz süresinin tebliğle başlayacağı belirtilmiştir.
Sanık müdafileri tarafından yapılan temyiz talebinin vekalet ücretine hasredildiği dikkate alınarak temyizin süresinde olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, kısa karar ile gerekçeli kararda vekalet ücretine hükmedilmediği, kısa kararın sanık ve sanık müdafisine tefhim edildiği, 27.12.2017 tarihli duruşma tutanağında verilen kararın açıkça okunup, ana çizgileriyle anlatıldığının belirtildiği, diğer taraftan CMK’nın “Duruşma tutanağının ispat gücü” başlıklı 222. maddesinde; “Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir.” düzenlemesine yer verilmiş olup bu hüküm karşısında duruşma tutanaklarında yazılı hususların aksi yalnızca tutanağın sahte olduğunun anlaşılması hâlinde ileri sürülebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
27.12.2017 tarihli kısa kararın açıklandığı duruşma tutanağında kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmediği, bu hususun tüm karar ile birlikte açıkça okunup anlatıldığı, duruşma tutanağının aksinin kabulünü gerektirecek koşulların bulunmadığı, 27.12.2017 tarihinde sanık ve müdafisine tefhim edilen kararın CMK’nın 291. maddesinde öngörülen 15 günlük temyiz süresinden sonra 02.02.2018 tarihinde temyiz edildiği anlaşıldığından Özel Dairece verilen 05.02.2018 tarihli ek kararın usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilmelidir.
Öte yandan, CMK"nın 302. maddesinin birinci fıkrasının "Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz isteminin esastan reddine karar verilir" şeklinde düzenlenmesi ve inceleme konusu olayda Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden geçen bir hüküm bulunmaması, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Özel Dairelerce de istikrarlı şekilde benimsenen hükmün "onanması" şeklindeki uygulama da birlikte değerlendirildiğinde; "onanması" ibaresinin kullanılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, sanık müdafilerinin yasal süresi geçtikten sonra vaki temyiz istemlerinin reddine dair Özel Dairece verilen 05.02.2018 tarihli ek kararda bir isabetsizlik bulunmadığından ek kararın onanmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 05.02.2018 tarihli ve 2-1 sayılı temyiz isteminin reddine dair ek kararının ONANMASINA,
2- Dosyanın, Yargıtay 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.