Abaküs Yazılım
16. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/16992
Karar No: 2020/1339
Karar Tarihi: 03.06.2020

Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2016/16992 Esas 2020/1339 Karar Sayılı İlamı

16. Hukuk Dairesi         2016/16992 E.  ,  2020/1339 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ
    KANUN YOLU: TEMYİZ


    Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
    Kadastro sırasında, ... Mahallesi 4 ada 57 ve 70 parsel sayılı 2690 ve 2300 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 57 parsel sayılı taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan işlenmeyen yerlerden olduğu gerekçesiyle Ham toprak vasfıyla Hazine adına; 70 parsel sayılı taşınmaz ise, vergi kaydı ve zilyetlik nedeniyle ve tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli 57 parsel sayılı taşınmazın kendisi adına tespit edilen 70 parsel ile bir bütün olduğunu ileri sürerek; ...... Akay ise, 70 parsel sayılı taşınmazın taksim sonucu annesi ...’a isabet ettiği ve kendi zilyetliklerinde bulunduğu iddiasına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Yargılama sırasında ..., satın almaya dayalı olarak çekişmeli 4 ada 70 parselin kendi adına tescili istemiyle; ... ve arkadaşları ise, miras yoluyla gelen hakka ve tapu kaydına dayanarak davaya katılmışlardır. Mahkemece davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, davacıların ve müdahillerin davalarının reddine; çekişmeli 4 ada 57 sayılı parselin tespit gibi Hazine adına tesciline, 4 ada 70 sayılı parselin ise kadastro tespitinin iptali ile ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili, ... vs. vekili, müdahil ... vekili, müdahiller ... vs. vekili ve müdahil ... tarafından temyiz edilmiştir.
    1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ... mirasçıları ... ve ... vekili, Şakir mirasçısı ... ve diğerleri ile asli müdahiller ... ve diğerleri vekili ile ...’in çekişmeli 57 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelen ve yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile, bu parsel hakkındaki usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,

    2- Tarafların çekişmeli 70 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
    a) Çekişmeli parselin kadastro tespiti 1988 yılında yapılmıştır. Asli müdahil ..., taşınmazı tespit tarihinden sonra 06.06.1989 tarihinde satın aldığı iddiası ile davaya müdahil olmuştur. Ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 26/D maddesi gereğince kadastro mahkemesinde dava açıldıktan sonra katılanın davasının kadastro mahkemesinde görülebilmesi için asli müdahilin davasının tespitten önceki hakka dayalı olması zorunludur. Tespitten sonraki hukuki nedene dayanan uyuşmazlıkları çözmek Kadastro Mahkemesinin görevi dışında olması nedeniyle mahkemece asli müdahil ..."in davası yönünden görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esasa girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
    b) Asli müdahiller Berber ...mirasçıları ... ve arkadaşları ile mirasçı ...’in çekişmeli 70 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; adı geçenler, Temmuz 1304 tarih ve 660 nolu tapu kaydı ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmış olup, tapu kayıt maliki “” 1324 (1908) tarihinde öldüğüne, tapu malikinin ölümünden sonra tapu kaydı intikal görmediğine ve çekişmeli taşınmazın Berber ...terekesine göre 3. kişi konumunda bulunan kişilerin zilyetliğinde bulunması nedeniyle tapu kaydının hukuki kıymetini kaybettiği dosya kapsamından anlaşıldığına göre, adı geçenler yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükme yönelen temyiz itirazları yerinde değildir.
    c) Davacılar ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili, ... ve ... vekili, ... ve davacı (...mirasçıları) ... ve diğerleri vekilinin, çekişmeli 70 parsele ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, zilyetliğin kadastro tespitinden önce terk edildiği ve davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanun"un 14. maddesindeki zilyetlikle iktisap şartları oluşmadığı gerekçesiyle, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmaz, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiş olup, Hazine tarafından bu parsele yönelik açılan bir dava bulunmadığı gibi, Hazine’nin yargılama sırasında usulünce bir katılımı da söz konusu değildir. Dolayısıyla dava, gerçek kişiler arasında görülen kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 30/2 maddesinde düzenlenen re"sen araştırma kuralına tabi davalardan da olmadığına göre, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi isabetsizdir. Davacı ... mirasçısı ......, çekişmeli taşınmazın dedesi ...’ye ait olup onun ölümüyle mirasçıları arasında yapılan taksimde annesi ...’a isabet ettiği halde, dayısı olan ... adına tespit edilmesinin isabetsiz olduğu iddiasıyla dava açmış olup; 1994 tarihli keşifte beyanına başvurulan bilirkişi ve tanıklar, çekişmeli taşınmazın davacıların annesi “...’nın bağı” olarak bildiklerini, 1971 yılına kadar taşınmazın ... tarafından kullanıldığını, ölümünden sonra bir süre davacı ......’ın kullandığını ancak sonrasında ...... ile Şakir arasında anlaşmazlık çıkınca 1984 yıllarında zilyetliğin terk edildiğini ifade etmişler; yine 2007 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ise, dava konusu taşınmazı bazı yıllar davalı ...’in, bazı yıllar ise (davacı ......’ın babası ve muris ...’nın eşi) Solak Mehmet’in kullandığını, taksim olup olmadığını bilmediklerini belirtmişler; 2000 yılında yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar da, taşınmazın ...’ya ait olup onun ölümünden sonra mirasçılarının kullandığını, Şakir ile ... ve diğer kardeşler arasında taksim olup olmadığını bilmediklerini beyan etmişlerdir. Bu haliyle, keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ifadeleri birbiriyle çeliştiği gibi, söz konusu ifadeler hüküm vermeye de yeterli bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
    Hal böyle olunca; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, tarafların ortak kök murisi ... (...) terekesinin yöntemince taksim edilip edilmediği, taksim edilmişse çekişmeli taşınmazın kime isabet ettiği, tespit gününe kadar kim tarafından ve ne şekilde zilyet ve tasarruf edildiği noktasında toplandığı anlaşılmakta olup, Mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için; mahallinde, önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin olarak çekişme konusu taşınmazın kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle ve ne sıfatla kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, alınan beyanlar ile önceki keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının beyanları arasında çelişki ortaya çıktığı takdirde bu çelişkiler yöntemince giderilmeye çalışılmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler giderilemediği takdirde hangi beyana neden üstünlük tanındığı hususu tartışılıp gerekçelendirilmeli ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
    03.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi