14. Hukuk Dairesi 2014/2079 E. , 2014/5863 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/12/2012
NUMARASI : 2011/681-2012/847
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.12.2011 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, mülkiyeti Develi Vergi Dairesine ait hizmet binasında bitişik binanın yapılmasından sonra çatlaklıklar meydana geldiğini ve mahallinde yaptırdıkları tespitte hasarın davalıların yaptırdığını bitişik binadan kaynaklandığının belirlendiğini iddia ederek müvekkiline ait binanın uğradığı toplam zararın tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini gerektiğini ve müvekkillerinden A.. S.."ın yokluğunda yaptırılan tespitin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile hükmedilen tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.
Komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle davacının uğramış olduğu zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Ancak, davacının zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarı 6098 sayılı Borçlar Kanununun 52. maddesine göre indirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıdır. TMK’nun 737 ve 730. maddelerinden doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk olmadığından, davalının kusursuz olması tazminat miktarının düşürülmesinde etkili olamaz.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; davacı vekili binada meydana gelen zararın davalılar tarafından yaptırılan bitişik binadan kaynaklandığını ileri sürmektedir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacının kullanımındaki binanın ve zemininin sağlam olmadığını, binanın iki katının yığma ve iki katının betonarme olduğunu, tespit raporunun da tebliğ edilmediğini belirtmiştir. Mahkemece, dava tarihinden önce Develi Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/62 D. iş sayılı dosyası ile yapılan tespit sonucu ibraz edilen rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur. Ancak bu tespit davalılardan A.. S.. aleyhine yapılmadığı gibi yargılama esnasında keşif yapılmadan karar verilmiştir. Bu şekilde kurulacak hüküm ile davalının savunma hakkı kısıtlanmış olacağından mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda mahallinde keşif yapılarak zararın nedeninin araştırılması ve olayda tarafların kusur durumunun belirlenmesi, ayrıca davalı Şirkete ait bitişik binanın yapılması nedeniyle oluşan zararın parasal tutarının hesaplanması için uzman bilirkişiden tespit raporu da birlikte değerlendirilerek davalıların itirazlarını karşılayacak nitelikte rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, davalı A.. S.."ın yokluğunda yapılan tespit sonucu hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.05.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.