9. Hukuk Dairesi 2017/21696 E. , 2020/19907 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.08.2001 tarihinden, işten çıkarıldığı 19.02.2010 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde davalı şirkette usta olarak çalıştığını, ancak davalı işveren tarafından eksik bildirimde bulunulduğunu, davacının iş sözleşmesine de haksız olarak son verildiğini belirterek kıdem tazminatı,ihbar tazminatı, yıllık izin alacağı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 2010 yılı Ocak ve Şubat ayı ücretlerinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, haksız ve yersiz açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde kararda yer alması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1991/7 esas; ve 1992/4 karar sayılı ve 10.04.1992 günlü kararı)
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Davanın reddine veya kabulüne dair karar tefhim edildikten sonra bundan dönülerek yeni ve bundan farklı bir hüküm kurulamayacağı gibi, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması ve kısa kararla çelişik olmaması da gerekir. Aksinin kabulü mahkemelere güveni sarsacağı gibi Anayasa ve kanunlarda yer alan açık kurallara aykırılık oluşturur.
Somut olayda, Mahkemece hükmün gerekçesinde davacının 5 yıl 10 ay 19 gün hizmet süresinin bulunduğunun kabul edildiği belirtilmesine rağmen davacının 01.08.2001-19.02.2010 tarihleri arasında kesintisiz 8 yıl 6 ay 18 gün hizmet süresinin bulunduğunun kabulü ile hazırlanan hesaplamalara itibarla talep edilen alacaklar hakkında hüküm kurulmuştur. Bu durumda, kararın açıklanan gerekçesi ile kurulan hüküm sonucu arasında çelişki bulunduğu belirgindir.
Hal böyle olunca, mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 297 ve 298. maddelerinin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmayıp bozma sebebidir.
3-Taraflar arasında davacının hizmet süresi hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı işçi tarafından açılan hizmet tespiti talepli davada, davacının davalı iş yerinde 01/08/2001 - 09/11/2004, 06/12/2005 - 30/04/2006 ve 1/12/2007 - 10/02/2008 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verildiği kararın Yargıtay incelemesinden geçerek onandığı ve bu şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkeme kararından anlaşıldığı üzere davacı kararda belirtilen tarih aralıklarında kesintili olarak çalışmış olup , hizmet süresinin tespitinde de Mahkeme kararında belirtilen kesintilerini dikkate alınması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken hizmet tespiti hususunda verilen mahkeme kararı ile davacının hizmet durum cetvelinde belirtilen kesintili çalışmaları dikkate alınarak davacının hizmet süresini belirlemek ve tespit edilecek hizmet süresine göre davacının talep ettiği alacaklar hakkında hüküm kurmaktır. Bu hususun gözetilmemesi hatalı olup bozma sebebidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 23.12.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.