8. Hukuk Dairesi 2016/4291 E. , 2019/11455 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, (amcası olan) davalının dava konusu 119 ada 7 parsel, 118 ada 4 ve 5 parsel, 106 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 parsel, 116 ada 86 parsel ve 915 ada 28 parsel sayılı taşınmazlarda bulunan kendisi, annesi ve babasına ait hisselerini satın almasına rağmen tapuların tarafına devredilmediğini belirterek tapu kayıtlarının iptal edilerek adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, 08.07.2015 tarihli duruşmada davayı kabul etmiştir.
Mahkemece, “Tapulu bir taşınmazın mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmeler Türk Medeni Kanunu"nun 706, Borçlar Kanunu"nun 213 ve Tapu Kanunu"nun 26.maddesi hükümleri uyarınca resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Geçersiz bir harici satışa dayanılarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamaz.” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 677/2. maddesinde düzenlenen miras payının devri sözleşmesi ve harici satın almaya dayalı tapu iptali ile tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 106 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 nolu parseller ile 118 ada 4 parsel sayılı sayılı taşınmazların 1/5 payı davalı ..., 1/5 payı muris ... ve dava dışı kişiler adına, 915 ada 28 ve 118 ada 5 parsel sayılı taşınmazların 1/2 payının dava dışı ..., 1/2 hissesinin ise (muris ... payının intikal edilerek) davacı, davalı ve diğer mirasçılar adına iştirak halinde olduğu, 116 ada 86 parsel sayılı taşınmazın ise 1/5 payı davalı ..., 1/5 payı ... ve dava dışı kişiler adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı bulunduğu görülmektedir.
Ayrıca; 02.03.2013 tarihli “Tarla Satış Sözleşmesine” göre, davalının dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan kendi payları ile ölü murisleri ... ve ...’dan intikal edecek hisseleri bedel karşılığı davacıya haricen (ve yazılı şekilde) sattığı, dosya arasında mevcut veraset ilamlarına göre de tarafların ... ile ...’ın mirasçıları arasında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere kabul, davaya son veren taraf işlemlerinden olup, 6100 sayılı HMK"nin 308/2. maddesinde, "Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur."; 309/2. maddesinde, "Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir." ve 311. maddesinde; "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Eldeki dava, niteliği itibariyle kamu düzeni ile ilgili bulunmadığına, davada taraf olmayan kişilerin haklarını etkilemeye yönelik bir istek ve kabul iradelerini fesada uğratan geçerli bir nedenin varlığı da ileri sürülmediğine göre, yukarıdaki düzenlemeler gözetilmek suretiyle davalının kabul beyanına değer verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece davayı kabul eden tarafın kendi payları ile (... ile ...’dan intikal edecek) miras payları yönünden (veraset ilamları gözetilerek) davaya konu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiği göz önünde bulundurulmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca; dava, (miras bırakanların payları yönünden) miras payının devrine dayalı TMK"nin 677. maddesi uyarınca açılan miras payının iptali ve tescil isteğine ilişkin olup anılan madde hükmüne göre, yazılı olmak koşuluyla mirasçılar arasında yapılan miras payının devrine dair sözleşmeler geçerlidir. Bu nedenle muris ... adına kayıtlı taşınmazlar ile ilgiliden intikal edip hali hazırda iştirak halinde olan gayrimenkuller yönünden miras payının devri sözleşmesine değer verilmemiş olması da isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK"nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK"un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK"un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.