Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/3777
Karar No: 2020/3565
Karar Tarihi: 10.06.2020

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2019/3777 Esas 2020/3565 Karar Sayılı İlamı

14. Hukuk Dairesi         2019/3777 E.  ,  2020/3565 K.

    "İçtihat Metni"

    14. Hukuk Dairesi
    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi



    Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.01.2013 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi ve kal talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03.12.2018 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Davacı vekili, davalı ... (Eski adıyla Yukarı ... Köyü) hudutları içerisinde ... Mevkiinde 3 adet memba suyu kaynağı bulunduğunu, batıda ve ortada bulunan kaynağı devamlı içme suyu ve sulama suyu olarak davalı Köyün kullandığını, ortadaki kaynak ile doğudaki kaynağın sularını ise birlikte kullandıklarını, davalı Köy tarafından ortadaki ve batıdaki kaynağın suyunun yer altından borular döşenerek batıdaki kaynağa haksız olarak aktarıldığını belirterek ... (...) su kaynağından çıkan ve tarafların 48"er saat münavebeli kullandığı sulama suyuna davalı Köy Tüzel Kişiliği tarafından yapılan müdahalenin menine, kaçak döşenen boruların kal"ine, kaynaktan değirmene kadar olan kapalı büz su kanalına vaki ağaçların köklerinin yaptığı müdahalenin men"i ile bu kanalın temizlenip pik-demir veya plastik boru döşenerek su yolunun amaca uygun hale getirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı ... vekili, dava konusu su kaynağının davalı köyün sınırları içinde kaldığını ve özel mülkiyete tabi araziden çıktığını, davacıların dava konusu su üzerinde kadim bir hakkı olmadığını, sulama rejimi kurulduğu söylenen mahkeme kararının müdahalenin önlenmesi davası olduğunu ve reddedildiğini, dava konusu su hakkında 7478 sayılı Köy içme Suları Hakkındaki Kanunun 11. maddesi uyarınca, davalı ... yararına 17.05.1968 tarihli tahsis kararı mevcut olduğunu ve tahsis kararının idari nitelikte olduğunu, iptal edilmedikçe adli yargıda davaya bakılıp sonuçlandırılamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
    Sulh Hukuk Mahkemesince, davalı köy lehine tahsis kararı bulunduğundan bu kararın idari yoldan iptali sağlanmadıkça tahsis kararı gereğince davanın adli yargıda görülmesinin hukuken olanaksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine kararı verildiği ilk kararın Yargıtay 14.H.D.’nin 25.05.2015 tarih ve 2014/12245- 2015/5772 E./K. sayılı Kararıyla; “Tahsis kararına konu üç ayrı kaynak olarak çıkan ... Memba suyunun ... İl Özel İdaresi Tarımsal Hizmetleri Müdürlüğünün 14.11.2013 tarihli 7950 sayılı yazıları ile ... (Yukarı ...) köyüne içmesuyu amaçlı tashihine ilişkin kararın bulunduğu anlaşılmıştır. 17.05.1968 tarihli tahsis kararında 50 lt/sn kaynak suyundan 1 lt/sn kaynak suyunun davalı köye tahsis edilmiş olduğu, bunun dışında kalan kaynak suyunun tahsise konu edilmediği anlaşıldığından uyuşmazlığın bu kısmı yönünden adli yargının görevli olduğu gözetilmeksizin idari yargının görevli olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
    Görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Asliye Hukuk Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile “... Köyü"nde, 1 nolu ... su kaynağından çıkan ve 48 saat taraflar arasında münavebeli kullanılan suya el atmanın önlenmesine, ... Köyü"nde 1 nolu kaynakta köye giden içme suyu dışındaki diğer boruların ve birinci kaynaktan krokideki kaynak 1 ile sarı boyalı 1 nolu noktasındaki su geçit yolu üzerindeki ağaçların müdahalesinin önlenmesine ve kaline, su geçit yolu üzerindeki 1.960,00 TL ağaç bedelinin davacı taraftan alınarak, davalı ..."e karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte verilmesine, ... Köyündeki 1 nolu kaynaktan ilk su toplama havuzuna kadar PE100 boru tipi ile suyun taşınmasına” karar verilmiştir.
    Hükmü; davacılar vekili ile davalı köy vekili ve diğer davalı ölü ... mirasçıları vekili temyiz etmiştir.
    Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gereğince; Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
    Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanununun 756. maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır."
    Gerek Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gerekse 756/2. maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.
    Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (.../.../..., Türk Eşya Hukuku, ... 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanununa tabidir.
    Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera,orman vb) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.
    Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tabi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa elatma varsa elatmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır.
    Türk Medeni Kanununun 756/2. maddesi gereğince "Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur" hükmü doğrultusunda kaynak hakkı ancak tapuda düzenlenecek resmi senetle tapu malikinin rızası ile kurulabilir.
    Yine benzer şekilde Türk Medeni Kanununun 837. maddesi de "Başkasının arazisinde bulunan kaynak üzerinde irtifak hakkı, bu arazinin malikini suyun alınmasına ve akıtılmasına katlanmakla yükümlü kılar. Bu hak, aksi kararlaştırılmadıkça başkasına devredilebilir ve mirasçıya geçer. Kaynak hakkı, bağımsız nitelikte ve en az 30 yıl için kurulmuş ise tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir” şeklinde düzenlenmiştir.
    Madde hükmünde belirtildiği üzere, kaynak irtifakı doğrudan kişiye bağlı olarak kurulabileceği gibi başkalarına devri de kararlaştırılabilir. Bağımsız ve daimi hak olarak tesis edildiğinde tapu kütüğüne ayrı bir sayfaya kaydı da mümkündür. Kaynak hakkının kazanılmasına ilişkin kanunda açık bir hüküm olmamakla birlikte eşyaya bağlı diğer irtifakların kazanılması hükümleri uyarınca Türk Medeni Kanununun 780. maddesinden kıyasen yararlanarak taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmektedir (m.704/2). Bu durumda kaynak hakkının, resmi şekilde düzenlenecek sözleşme ile tapu siciline tescil ile kazanılması mümkündür.
    Gerçekten Türk Medeni Kanununun 756/2 ve 837. maddesinde belirtilen kaynak irtifakına konu olabilecek su özel su olup genel su niteliğindeki yeraltı suyu bu düzenlemelerin dışındadır. Nitekim genel sular taşınmaz mülkiyetinin kapsamı içinde kabul edilemez.
    Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; davacılar su kaynağına davalılar tarafından yapılan elatmanın önlenmesini ve boruların kalini talep etmiştir. Mahkemece yapılan keşifler sonucunda alınan bilirkişi raporlarında dava konusu kaynaktan çıkan suyun niteliğinin tartışılmadığı görülmüştür. Davacı köy ve davalı köyün suya ihtiyaçları olup olmadığı her iki köyün su kaynakları araştırılmak suretiyle belirlenmeli ve dava konusu suyun genel su olduğunun tespiti halinde tarafların kadim kullanım durumlarının bulunup bulunmadığı da değerlendirilmek şartıyla gerekirse su rejimi kurulmak suretiyle tarafların taleplerini karşılayacak şekilde bir hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.












    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi