22. Hukuk Dairesi 2015/6828 E. , 2016/12529 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra, inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davalı tarafın müvekkili şirket ile yaptığı sözleşme gereğince araç ile yaptığı satışlar neticesinde elde ettiği tüm kazançları müvekkili şirkete devretmeyi taahhüt etmiş ise de teslim aldığı satış bedellerini şirket uhdesine geçirmediğini, davalı hakkında yaptıkları şikayet üzerine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan davalı hakkında dava açıldığını, yargılama sonunda davalının suçu işlediğinin sübut bulduğunu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin davalıdan 29.450,73 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, raporda belirlenen bedellerin takibe konulduğunu, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek açılan davanın kabulü ile davalının borca itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı taraf, usulüne uygun tebliğe rağmen herhangi bir cevap vermemiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Ceza ve hukuk mahkemeleri kararları arasındaki ilişkiyi düzenleyen ve maddi olay tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi hükmü hukuk hakimini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Her mahkumiyet kararı o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Ceza hakiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve işlenmiş olup olmadığı hukuk hakimini tamamen bağlayıcıdır. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nu 53. maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulanmasına göre, hukuk hakimi; sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile ve o eylemin hukuka aykırılığını ve failiyle belirlenen mahkumiyet kararının bu yönleri ile bağlıdır. Ancak hukuk hakimi; gerek ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile gerekse delil yetersizliğine dayalı beraat kararı ile bağlı değildir.
Somut olayda, davacı işveren, davalı işçinin aralarındaki sözleşme gereğince yaptığı satışlar neticesinde elde ettiği tüm kazançları şirkete devretmesi gerekirken, teslim aldığı satış bedellerini şirket uhdesine geçirmeyerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğini ve işvereni zarara uğrattığını iddia etmiştir. Davalı işçi hakkında söz konusu eylemleri sebebiyle ceza mahkemesince yargılama yapılmış ve mahkemece verilen karar Yargıtay 15. Ceza Dairesi"nin 2013/31895 esas-2016/3325 karar sayılı ilamıyla sanığın, Sütman Ürünleri Ticaret Anonim Şirketinde, satış elemanı olarak çalıştığı dönemde kendisine teslim edilen süt ürünlerini market ve lokantalara pazarlayıp ürünlerin bedelini şirkete teslim etmesi gerekirken teslim etmeyerek mal edindiği şeklinde gerçekleşen eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmediği, bilirkişi raporunun uyuşmazlığı çözmeye yeterli ve denetime elverişli olması ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında sonuca etkisi görülmeyen tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmediği belirtilerek düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Ceza hakiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve işlenmiş olup olmadığı hukuk hakimini tamamen bağlayıcı niteliktedir. Dolayısıyla davalı işçinin kendisine teslim edilen süt ürünlerini market ve lokantalara pazarlayıp ürünlerin bedelini davacı şirkete teslim etmesi gerekirken teslim etmeyerek mal edindiği sabittir. Hal böyle olunca, mahkemece davanın kabulü ile davanın açıldığı tarihe göre davalı işçi aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.04.2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.