
Esas No: 2007/7702
Karar No: 2007/9461
Karar Tarihi: 4.10.2007
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2007/7702 Esas 2007/9461 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ANKARA 25. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/12/2006
NUMARASI : 2006/270-2006/556
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu dava konusu 5 parselde bulunan taşınmazın 2001 yılı Mart ayından beri davalı tarafından fuzulen işgal edildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazda kiracı olduğunu, kira bedellerini malik M. ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacıya ait taşınmaza haksız olarak elattığı gerekçesiyle davanın kabulü ile elatmanın önlenmesine, ecrimisil isteminin kısmen kabulüne, fazla isteğin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava, elatamanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; dava konusu 5 parselde bulunan bağımsız bölümün kayden davacı Derneğe ait olduğu, bu yere mülkiyetten ve kayıttan kaynaklanan bir hakkı bulunmayan davalının haksız olarak elattığı ileri sürülerek eldeki davanın açıldığı görülmektedir.
Davalı davacının kiracısı olduğunu, fuzuli işgalci olmadığını, kaldı ki davacının banka hesabına kira bedellerini yatırdığını belirterek, banka dekontlarını ibraz etmiştir.
Geçekten de, kira aktinin mutlaka yazılı olarak yapılmasına gerek yoktur.Sözlü bağıt yapılabilmesi de olanaklıdır.Davalının kira bedeli olarak davacı idarenin bankadaki hesabına yatırdığı paraların idare tarafından çekilmesi halinde taraflar arasında kira ilişkisinin kurulduğunun kabulü gerekir.Oysa mahkemece bu konuda bir araştırma ve soruşturma yapılmış değildir.Öte yandan, davacı idare tarafından taşınmazın mülkiyetinin ediniminden bir müddet sonra davalıya 23.2.2006 tarihli ihtarnamenin çekildiği ve taşınmazı terk etmesinin istenildiği dosyadaki belge ile sabittir.Ancak bu ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip edilmediği araştırılmamıştır.
O halde, bu belge ile kira bedeli olarak yatırılan bedeller bakımından delillerin birlikte değerlendirilmesi ile davalının fuzuli şagil olup olmadığının ortaya çıkarılmasında zorunluluk vardır.Bu durumda mahkemece hükme esas olacak şekilde bir araştırma, inceleme ve soruşturma yapıldığı söylenemez.
Diğer taraftan, hangi hallerde bir hükmün tavzihinin istenebileceği HUMK’nun 455. md. gösterilmiştir.Buna göre müphem ve açık olmayan veya çelişik fıkralar içeren hükümlerin tavzihi (açıklaması) istenebilir.Hakim unuttuğu talep hakkında hükmün tavzihi yoluyla bir karar verip bunu hükme ekleyemez.
Oysa, mahkemece yukarıda değinilen ilke göz ardı edilmek suretiyle karardan sonra dosya ele alınarak hüküm fıkrasına kararda olmadığı halde elatmanın önlenmesi isteğinin ilave edilmesi doğru olmadığı gibi, yine davada vekille temsil edilmeyen davalı yararına avukatlık ücreti takdir edilmesi ve bu defa tavzih istemi üzerine hüküm fıkrasında yer verilen avukatlık ücretinin çıkartılması da hüküm fıkrasının değişikliği sonucunu doğuracak nitelikte olduğundan, bu hususta yasal değildir.
Hal böyle olunca davalının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nun 428. md. gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 4.10.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.