
Esas No: 2017/484
Karar No: 2021/493
Karar Tarihi: 15.04.2021
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/484 Esas 2021/493 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasında “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kayseri 2. İş Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işçinin, müvekkil şirkette montaj sorumlusu olarak uzun süre çalıştığını, depo ve mal sorumlusu olarak çalışan işçilerle işbirliği yapmak suretiyle müvekkili şirketin bilgisi olmadan bir kısım malları çalarak üçüncü kişilere sattıklarının tespit edildiğini, davalıya demirbaş olarak teslim edilen ve bedeli 12.000,00TL olan malların eksik olduğunun tespiti üzerine kendisinden bu durumu açıklamasının istenildiğini fakat davalı işçinin durumu açıklayamadığını, davalı ile birlikte çalışan diğer işçilerin beyanları doğrultusunda bu malları işyeri dışına izinsiz çıkardıkları ve bu malların bir kısmının Kayseri Fuarı karşısında bulunan ... Markete sattıklarının tespit edildiğini, yapılan araştırmalar neticesinde şirket mallarından Crea Marka 2212 model kamera başta olmak üzere tamamı şirket deposundan temin edilen kamera ve alarm sistemi ekipmanlarını satıp söz konusu markete bizzat kendilerince kurulmak suretiyle müvekkil şirketi zarara uğrattıklarının anlaşıldığını, bu olayın anlaşılmasından sonra müvekkil şirkette davalı işçinin de katılımıyla yapılan toplantılar neticesinde tutulan tutanaklarda söz konusu suçun nasıl işlendiğinin bizzat davalı tarafından anlatıldığını ve yönetim kadrosuyla birlikte imza altına alındığını, davalının da müvekkili şirketi zarara uğratan bu fiilini inkâr etmediğini, 08.11.2010 tarihinde çekilen ihtarla davalının iş sözleşmesine son verildiğini, davalının bu eylemleri nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 12.000,00TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline isnat edilen fiillerin gerçekle ilgisi bulunmadığını, davacı şirketten tüm malzemelerin sipariş üzerine, depo fişi ile sayılı şekilde alındığını ve montaj işlemi yapıldıktan sonra bir rapor ile artan malzeme varsa şirket deposuna teslim edildiğini, ayda iki defa depoda malzeme sayımı yapıldığını, iddia edilen olayların gerçekleşmesinin şirket içi mal denetimi yanı sıra müvekkilinin ahlâki eğilimleri nedeni ile de mümkün olmadığını, müvekkiline tazminat ödememek ve daha önce işten ayrılan çalışanlardan intikam almak için böyle bir iftira atıldığını, diğer yandan ... Market isimli işyerine müvekkili tarafından malzeme takıldığı iddiasının da iftira olduğunu, sunulan tutanakların işverence tek taraflı tutulduğunu, müvekkilin imzasının olmadığından bu tutanak ve belgelerin kabul edilmediğini, davacı işverenin müvekkilin iş sözleşmesini daha önceden işyerinden çıkarılan işçiler lehine tanıklık yapması ve onlar tarafından düzenlenen tutanaklara imza atması sebebi ile feshettiğini, ileri sürülen iddiaların yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. Kayseri 2. İş Mahkemesinin 24.06.2014 tarihli ve 2011/14 E., 2014/373 K. sayılı kararı ile; bir kısım malların ... Markete monte edildiği belirlenip davalı ve diğer çalışanlar hakkında zimmet nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğu, Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/599 E. sayılı dosyasında delil yetersizliğinden beraat ettikleri, alınan bilirkişi raporlarıyla da zimmet konusunun ortaya konamadığı, ... Markete monte edilmiş bir kısım malzemenin genel olarak tüm montajlar için kullanılabilen nitelikte olduğu ve zamanında uygun denetim sistemi kurmayan davacı şirketin mahkemenin dava dışı bir başka işçinin açtığı 2010/399 E. sayılı dava dosyasında ortaya koyulduğu üzere 15.05.2010 tarihi ve sonrasında gerçekleşen zam ve sigorta primi konusundaki uyuşmazlık sonrasında bu yola gittiği, tüm işyeri montajlarından bu eksikliğin bir kısmının tespitinin mümkün olduğu ve davalı işçinin Asliye Ceza Mahkemesindeki dosyasında beraat etmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Kayseri 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 22.12.2015 tarihli ve 2014/24276 E., 2015/35377 K. sayılı kararı ile davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; “…2-Dosyadaki mühendis bilirkişi raporunda, ... Markete kurulan güvenlik siteminin toplam maliyetinin 2.350TL olması gerekirken 504.66TL "ye yaptırıldığı. Adım Bilgisayar isimli dava dışı bir firmadan ... Markete güvenlik sitemi için 504.66TL fatura kesildiği, kullanılan malzemelerin davacı firmada kullanılan marka ile aynı olmasına rağmen davacıya ait malzemeler olup olmadığının tespitinin de mümkün olmadığı belirtilmiştir. Ekonomist - maliyeci bilirkişi kök ve ek raporunda davalının imzası olan bir kısım teslim belgelerine göre bir kısım tespitlerde bulunmakla birlikte, ancak şirket envanter kayıtlarının incelenmesi halinde sağlıklı sonuca gidilebileceğini bildirmiştir. Davacı tarafından da delil listesinde işyeri kayıtları ve keşif deliline dayanılmış olmakla; mahkemece işyerinde keşif icra edilerek şirket envanter kayıt ve defterleri bilirkişiye incelettirilmeli, davalının imzası olmayan belgeler bakımından yeterli delil ve ispat aracı bulunmadığından yalnızca imzası bulunan belgeler dikkate alınarak, davalının işyerinde meydana gelen envanter açığından sorumlu tutulup tutulamayacağı, sorumlu tutulabilir ise de ne kadarlık tutarından sorumlu olması gerektiği hususları açık ve denetime elverişli şekilde tespit edilmelidir. Davacının delilleri tam olarak toplanmadan eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Kayseri 2. İş Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 2016/51 E., 2016/165 K. sayılı kararı ile mahkemenin, bilirkişi marifetiyle yerinde inceleme yapan ceza dosyası içeriğinin irdelendiği, davacı şirketin iddia ettiği hususları ispatla zorunlu olduğu, davacının limited şirket olarak defter ve kayıtları ile tüm hususları açıklığa kavuşturacak durumda olması gerektiği, ticari konumuna göre belge ve bilgilerin eksikliğinden faydalanamayacağı, var olan belgeler yerinde incelendiğinden önceden olmayan olguların sonradan keşifle tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından davacı şirkette meydana gelen envanter açığından kaynaklı tazminat istemine ilişkin eldeki davada, ihtilafı çözmek açısından davacı işverenin delillerinin tam olarak toplanıp toplanmadığı, özellikle delil listesinde keşif deliline de dayanıldığı anlaşılmakla mahkemece keşif icra edilerek şirket envanter kayıt ve defterlerinde yalnız davalının imzası olan belgelerde inceleme yapılmasının gerekip gerekmediği, buradan varılacak sonuca göre dosya kapsamında yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm tesis etmeye yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramlar ile yasal mevzuatın irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.
13. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir.
14. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusu ise ispat yükü olarak tanımlanabilir.
15. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun (HMK) 187/1. maddesinde; “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.” düzenlemesi mevcuttur.
16. Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; “kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar” şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.
17. Hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir vakıanın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir.
18. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde düzenlendiği gibi, usul hukukunun en önemli konularından biri olan ispat yükü kuralı, HMK’nın 190. maddesinde de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.
19. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir.
20. Her iki taraf da, ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise, bu hâlde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.
21. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise, yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi hâlinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. İspat yükü, bu hâl için önemlidir.
22. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse, davayı kaybeder. O taraf, davacı ise davası reddedilir; davalı ise aleyhine eda ve/veya tespit hükmü kurulur.
23. Herkesin iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğuna ilişkin genel kuralın, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça" deyimi ile bazı istisnalarının olabileceği hükme bağlanmıştır. Başka bir anlatımla, ispat yükünün yer değiştirdiği hâllerde bu kuralın istisnaları devreye girer. Genel kuralın istisnalarının söz konusu olduğu durumlarda, ispat yükü bir olgudan kendi lehine haklar çıkaran tarafa değil, o olgu aleyhine olan (karşı) tarafa aittir.
24. Bu kapsamda normal bir duruma dayanan tarafın, bu iddiasını ispat etmesi gerekmez; bilâkis ispat yükü bu normal durumun aksini iddia eden tarafa düşer.
25. Bazı hâllerde bir olguyu kimin ispat etmesi gerektiği (ispat yükü), özel bir kanun hükmü ile belirlenmiştir. Kanun, bu halleri saklı tutmuştur. Bu hallerde, ispat yükünün (genel kurala göre) kime düştüğünü araştırmaya gerek yoktur. İspat yükü özel kanun hükümlerinde yazılı olan kimselere düşer.
26. Bir vakıanın ispatı için başvurulan vasıtalara da delil denir.
27. HMK’nın konuya ilişkin ve “somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194. maddesine göre;
“(1)Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar.
(2)Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.”
28. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda; hâkim, davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da duruşma bitinceye kadar delil gösterebilirler. Dava ile ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında, hâkimin de görevli olmasına, “kendiliğinden araştırma ilkesi” denir. Bu ilke kamu düzenini ilgilendiren çekişmeli davalarda ve çekişmesiz yargı işlerinde önem gösterir.
29. Taraflarca getirilme (hazırlama) ilkesinin uygulandığı davalarda, deliller kural olarak taraflarca gösterilir. Hâkim delillere kendiliğinden başvuramaz.
30. Taraflarca getirilme ilkesi, dava malzemelerinin mahkemeye kimin tarafından getirileceğiyle ilgili bir ilkedir. Buna göre, hâkim kendiliğinden taraflarca ileri sürülmemiş vakıaları araştıramaz, hükmüne esas alamaz. Mahkeme, sadece tarafların getirdiği vakıalara göre talep sonucunu inceleyip karar verir.
31. Taraflarca getirilme ilkesi HMK’nın 25. maddesinde şu şekilde ifade edilmiştir; “(1) Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.
(2) Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz.”
32. Bu ilkenin bir sonucu olarak mahkeme, sadece taraflarca ileri sürülen vakıaları inceleyebilir. Buna kural olarak deliller de dâhildir.
33. Tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı işveren vekili, davalı işçinin depo ve mal sorumlusu olarak çalışan bazı işçilerle ortak hareket etmek suretiyle, müvekkili şirketin bilgisi dışında bir kısım malları izinsiz alarak bunları üçüncü kişilere sattıklarının tespit edildiğini ileri sürerek oluşan zararın davalı işçiden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
34. Dosya içerisinde yer alan, davalı işçi ile diğer dava dışı bazı işçiler aleyhine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan dolayı açılan ceza davasında yapılan yargılama sonucu Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2011/599 E., 2013/262 K. sayılı kararı ile delil yetersizliğinden beraat kararı vermekle birlikte, kararın gerekçesinde davalı işçinin “... markete yapılan güvenlik şirket montajında kullanılan malzemeleri Adım Bilgisayardan ben aldım, arkadaşlarıma söyleyerek montajını aldım…” şeklinde ifadesinin bulunduğu görülmüştür.
35. Zararın tahsili istemli eldeki davada, ... Markette kullanılan güvenlik kameraları ve alarm cihazlarının yerinde incelemesini yaparak olay tarihindeki değerini tespit eden mühendis bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, olay tarihinde yaklaşık maliyeti 2.350,00TL olan donanımların, davalı tarafından montaj dâhil 504,66TL "ye yaptırıldığı, Adım Bilgisayar isimli dava dışı bir firmadan ... Markete güvenlik sitemi için 504,66TL fatura kesildiği, bu malzemelerin davacıya ait malzemeler olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Davalı işçi, ilgili rapora itirazında 19.08.2011 tarihli görgü tespit tutanağına dayanmış ve davacı işverenin avukatının “...mevcut kamera sistemleri firmamızın kullandığı ve envanterinde kayıtlı bulunan kamera sistemleri değildir…” şeklinde beyanının yer aldığı görgü tespit tutanağı dikkate alındığında, rapordaki tespitlerin işbu dava ile ilgisinin olmadığını ifade etmişse de; bahsi geçen görgü tespit tutanağında kamera dışındaki diğer donanım ve teçhizatların davacı işverene ait olmadığı konusunda bir belirleme yapılmamıştır.
36. Dosya içeriğinde yer alan deliller doğrultusunda hazırlanan ekonomist-maliyeci bilirkişi kök raporunda davalı işçiye teslim edilen malzemelerin alınan işlerin sözleşmeleri teslim edilerek depodan çekildiği, çekilen malzemelerin bir kısmının sarf malzemesi, bir kısmının başka yerlere nakli mümkün dayanıklı malzemeler olduğu, depo açığı tespitinin keşif ve kabul tutanakları dikkate alınarak yapılabileceği, davalıdan tazmini konusunda yıllık resmi envanter kayıtlarının karşılaştırılması gerektiği belirtilmiş, bu rapor sonrası davacı işveren bir takım ürün transfer formları sunmakla birlikte resmî defter ve kayıtların oldukça hacimli olduğunu ve mahkemeye sunulmasının zor olduğunu, bilirkişilerce şirket merkezinde incelemeye hazır hâlde bekletildiğini ve ek rapor alınması gerektiğini içeren itiraz dilekçesi sunmuştur.
37. Ek rapor yine dosya üzerinden ve aynı ekonomist-maliyeci bilirkişi tarafından hazırlanmakla birlikte, bu defa davalının imzasının yer aldığı teslim belgelerine göre bir takım tespitler yapılmıştır.
38. Mahkemece, hem davalı işçi aleyhine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraat kararı ile sonuçlanan ceza davası içeriğinin incelendiği, hem de var olan belgelerin yerinde incelendiği, önceden olmayan olguların sonradan keşifle tespitinin mümkün olmadığı, ticari konumuna göre belgelerin eksikliğinden davacının yararlanamayacağı gerekçeleriyle davanın reddine ilişkin önceki kararında direnilmiştir.
39. Ancak, mahkeme gerekçesinin aksine davacı işverenin envanter kayıt ve defterleri üzerinde mahallinde inceleme yapılmamış, sadece ... Markette yer alan kamera ve alarm cihazları için yerinde inceleme sonrası bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Yani işyeri özeline ait yapılmış bir keşif yoktur. Davacı yargılamanın başından beri işyerinde keşif yapılmasını istediği gibi, delil listesinde de işyeri kayıtları ve keşif deliline dayanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesine göre mahkemelerin, tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi vardır. Dolayısıyla mahkemelerce, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddialar ve gösterilen delillerin gereği gibi incelenmesi zorunludur.
40. Bu nedenle, davacı tarafından delil listesinde işyeri kayıtları ve keşif deliline dayanılmış olması karşısında; mahkemece işyerinde keşif icra edilerek şirket envanter kayıt ve defterleri bilirkişiye incelettirilmeli, davalının imzası olmayan belgeler bakımından yeterli delil ve ispat aracı bulunmadığından yalnızca imzası bulunan belgeler dikkate alınarak, davalının işyerinde meydana gelen envanter açığından sorumlu tutulup tutulamayacağı, sorumlu tutulabilir ise ne kadarlık tutarından sorumlu olması gerektiği hususları açık ve denetime elverişli şekilde tespit edilmelidir.
41. Öte yandan, direnme kararının gerekçesinde bahsi geçen Kayseri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/599 E., 2013/262 K. sayılı kararı, delil yetersizliğine dayanan beraat kararıdır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Somut olayda ise, ceza yargılamasında davalı hakkında kesin ve yeterli delil elde edilememesi sebebiyle beraat kararı verilmiş olup, maddi vakıaya yönelik olarak bir tespit yapılmamıştır. Bu nedenle verilen beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı hususu her türlü tereddütten uzaktır.
42. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, mahkemece yapılan incelemelerde davalı işçinin zarardan sorumlu olduğu yönünde kesin bir sonuca gidilemediği ve eldeki davada keşif yapılmasıyla da zararın davalıdan kaynaklandığının tespitinin mümkün olmayacağı, bu nedenle direnme kararının yerinde olduğu görüşü ileri sürülmüşse de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
43. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
44. Bu nedenle, direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.04.2021 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.