
Esas No: 2016/2712
Karar No: 2021/500
Karar Tarihi: 15.04.2021
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2016/2712 Esas 2021/500 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “Kurum işleminin iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... 1. İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait eczane işyerinde sosyal güvenlik denetmeliğince 02.12.2011 tarihinde yapılan denetim ve kontrol sonucu düzenlenen 16.01.2012 tarihli ve 18 sayılı rapora istinaden ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 08.02.2012 tarihli ve 2516793 sayılı yazısı ile, ..., ..., ..., ... ve ...’ın sigortasız çalıştırıldığından bahisle adlarına işe giriş bildirgesi, aylık prim ve hizmet belgeleri düzenlenerek bir ay içinde verilmesi gerektiğinin bildirildiğini, ancak müvekkilinin eczanesini 20.11.2011 tarihinde daha önce eşinin eczanesinin bulunduğu adrese; eşinin ise bu adresteki eczanesini başka bir yere taşıdığını, ... dışındaki kişilerin eşi ...’in eczanesinde sigortalı olarak çalıştıklarını, denetim tarihinde işyerinde kalan eşyaları almak için orada bulunduklarını ve taşıma işlerine kendi istekleri ile karşılık almadan yardım ettiklerini, ...’in ise eşinin yakın arkadaşının kızı olup o sırada ziyaret amacıyla işyerinde bulunduğunu, kontrol memurlarına bu hususların bildirildiğini, ayrıca kendisi ve eşinin ayrı ayrı işyerleri olduğu hâlde tek tutanak düzenlenmesinin usulsüz olduğunu, aynı sigortalı için hem kendisinden hem de eşinden aylık prim ve hizmet belgesi istendiğini ileri sürerek usul ve yasaya aykırı 08.02.2012 tarihli ve 2516793 sayılı Kurum işlemi ile bu konuda yapılan diğer işlemlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili ... (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, öte yandan davanın komisyon kararının tebliğinden itibaren bir aylık süre içinde açılmamış ise reddi gerektiğini, ayrıca davanın kamu düzenini ilgilendiren yönü dikkate alınarak re"sen araştırma ve inceleme yapılması; bu kapsamda komşu işyeri sahipleri ile çalışanlarının tespiti ile beyanları alınarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
6. Davalı sigortalı ... 27.01.2015 tarihli duruşmadaki beyanında; dava dışı ...’e ait eczanede 15 yıldan beri çalıştığını, çalıştıkları eczaneyi ...’in eşi olan davacıya devrettiğini, başka yere taşınacaklarından eşyalarını toplamak için eczanede bulunduklarını, bu sırada görevlilerin geldiğini, bu durumu onlara anlatmaya çalıştıklarını ancak çalışanlarla görevliler arasında tartışma çıktığını, ne olduğunu anlamadan işyerinden ayrıldıklarını belirtmiştir.
7. Davalı sigortalı ... 27.01.2015 tarihli duruşmadaki beyanında; sigortalı ...’ın beyanlarına katıldığını, işvereninin dava dışı ... olduğunu ve 5 yıldan beri onun yanında çalıştığını beyan etmiştir.
8. Davalı sigortalı ... 21.04.2015 tarihli duruşmadaki beyanında; olay günü bazı kişisel eşyalarını almak için davacının eczanesinde bulunduklarını, bu sırada Kurum görevlilerinin geldiğini, dava dışı ...’in yanında çalıştıklarını söylemelerine rağmen tutanak tutulduğunu, ...’in yeni işe başladığını ancak kimin işçisi olduğunu bilmediğini belirtmiştir.
9. Davalı sigortalı ... 21.04.2015 tarihli duruşmadaki beyanında; sigortalı ...’ün beyanlarına katıldığını, dava dışı ...’in işyerinde çalıştığını, ...’nın işe yeni başladığını, tutanakta ismi yazılı diğer çalışanların davacının eşinin eczanesinde çalıştıklarını bildirmiştir.
10. Davalı sigortalı ... 23.06.2015 tarihli duruşmadaki beyanında; davacının eşinin babasının arkadaşı olduğunu, tutanak tarihinde ziyaret için orada bulunduğunu, davacıya yardım ettiğini ancak sigortalı çalışmadığını belirtmiştir.
Mahkemenin Birinci Kararı:
11. ... 1. İş Mahkemesinin 02.04.2013 tarihli ve 2012/169 E., 2013/201 K. sayılı kararı ile; ..., ..., ... ve ...’ın hizmet cetvelleri ve sigorta şahsi sicil dosyalarına göre dava dışı ...’e ait işyerinde sigortalı olarak çalıştıkları anlaşıldığından bu sigortalılar yönünden Kurum işleminin iptali gerektiği, ... açısından ise, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 59. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kontrol memuru tarafından düzenlenen raporun aksini ispatlayacak delil sunulmadığından Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
12. ... 1. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.
13. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 10.03.2014 tarihli ve 2013/11164 E., 2014/5285 K. sayılı kararı ile; dava sonucunda verilecek kararın, günlerinin eksik bildirildiği iddia edilen sigortalıların da hak alanını ilgilendirdiğinden, davacı tarafa yöntemince söz konusu sigortalılara davanın teşmil edilmesi için süre verilmesi, anılan sigortalıların gösterdiği deliller de toplanarak bu sigortalıların çalışıp çalışmadıklarına dair davacı yanında ve kolluk aracılığıyla tespit edilecek komşu işyerlerinde çalışan sigortalı ve işverenlerin de beyanları alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, belirtilen eksiklikler giderilmeden ve davanın pasif ehliyeti yönü halledilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı:
14. ... 1. İş Mahkemesinin 23.06.2015 tarihli ve 2014/709 E., 2015/287 K. sayılı kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamaya göre sigortalıların hizmet cetvelleri, sigorta şahsi sicil dosyaları, davanın teşmil edildiği sigortalılar ile komşu işyeri tanıklarının anlatımları ile ... 2. İş Mahkemesinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen dosyasından; ..., ..., ..., ... ve ...’ın dava dışı ...’e ait işyerinde sigortalı olarak çalıştıklarının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
15. ... 1. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz etmiştir.
16. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/17461 E., 2015/20328 K. sayılı kararı ile; "...Mahkemece, ilk kez verilen kısmen kabule ilişkin verilen kararın Dairemizin 10.03.2014 tarihli ve 2013/11164E., 2014/5285K. sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş olmasına rağmen, mahkemece bozma kararına uyulmuş ise de, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, aslen davacının eşi ... tarafından bir dava açıldığı ve bu dava sonucunun da dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekliliği üzerinde durulmasına rağmen, davadışı Mustafa’nın açtığı davada aslen kendisine ait olan işyerini eşi üzerine devrettiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davalı Kurumca tutulan tutanak ve yoklama tutanakları esas alınarak davalı sigortalıların hizmet döküm cetvelleri de dikkate alınmalı ve kesinleşen tespit kararı ile davalı sigortalılar hakkında yapılan bildirimler arasındaki çelişkiler giderildikten sonra infazı mümkün olacak şekilde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz görülmüştür.
Mahkemece, bu maddî ve hukukî olgular göz önünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
17. ... 1. İş Mahkemesinin 31.05.2016 tarihli ve 2016/153 E., 2016/416 K. sayılı kararı ile; bozma kararı içeriğinin tam olarak anlaşılamadığı, daha önceki bozma kararı gereğinin yerine getirilmediğinin belirtilmesine rağmen esasında sigortalılara dava teşmil edilip komşu işyeri tanıkları dinlenmek suretiyle bozma kararı gereğinin yerine getirildiği, üstelik davacının eşinin açtığı aynı mahiyetteki davada sigortalılar taraf hâline getirilmeden verilen kararın aynı Özel Daire tarafından onandığı, sözü edilen kararla sigortalı ...’in dava dışı ...’in işçisi olduğunun kesinleştiğini, ayrıca bozma kararında işyeri devrinden bahsedilmiş ise de, dava dışı ...’in tüm aşamalardaki beyanlarında kendisine ait eczaneyi başka yere taşıdığını, boşalttığı işyerine eşinin geldiğini belirttiği, İş Hukuku anlamında işyeri devrinden söz edilemeyeceği belirtilerek önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
18. Direnme kararını süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz etmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
19. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu (HGK) önüne gelen uyuşmazlık; birinci bozma kararı gereğinin tam olarak yerine getirilip getirilmediği, davacının eşi ...’in açtığı davada işyerini eşi olan davacıya devrettiğine ilişkin beyanı bulunup bulunmadığı; burada varılacak sonuca göre davalı Kurum tarafından tutulan tutanaklar esas alınıp sigortalıların hizmet cetvelleri gözetilerek kesinleşen tespit kararı ile sigortalılar hakkında yapılan bildirimler arasındaki çelişkiler giderildikten sonra infazı mümkün olacak şekilde karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
20. Prim, sosyal sigortalarda sosyal riskleri ve Kurumun yönetim giderleri karşılığı olarak sigortalı ve/veya işverenden prime esas kazançlarının belirli bir oranında alınan miktardır (Arıcı K.:Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, ... 2015, s.206). Diğer bir anlatımla sosyal sigortalar primleri, Kanunun kendilerine karşı güvence sağladığı sosyal risklerden birinin gerçekleşmesi hâlinde yapılacak sigorta yardımları ile Kurum yönetim giderlerinin karşılığı olarak alınan parayı ifade eder (Güzel/Okur/Caniklioğlu: Sosyal Güvenlik Hukuku, ... 2016, s. 222). 5510 sayılı Kanun"un 79. maddesinin 1. fıkrasında da kısa ve uzun vadeli sigortalar ile genel sağlık sigortası için, bu Kanunda öngörülen her türlü ödemeler ile yönetim giderlerini karşılamak üzere Kurumun prim almak, ilgililerin de prim ödemek zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
21. 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre sigortalı çalışanlar yönünden sosyal sigorta primlerinin ödeme yükümlüsü, bu kişileri çalıştıran işverenler olup bu Kanun’un “Primlerin ödenmesi” başlıklı 88. maddesinin 1. fıkrasında; 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işverenin, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma ödemesi gerektiği yönünde düzenleme bulunmaktadır.
22. Her ne kadar prim sigortalı adına ve hesabına Kuruma ödenmekte ise de prim alacağı Sosyal Sigortalar Kurumuna ait bir hak olup bunun Kurum tarafından takip ve tahsil edilmesi zorunludur (Güzel/Okur/Caniklioğlu, s.222). Gerçekten de Sosyal Güvenlik Kurumunun, sigortalıları sosyal risklerden koruması için prim ödemelerinin sağlıklı ve düzenli yapılması, verilen bilgilerin gerçeği yansıtması son derece önemlidir. Bu nedenle Kanun’da işverenin prim ödeme yükümlüğünü yerine getirmemesi hâlinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bir takım haklar tanınmıştır.
23. Yine 5510 sayılı Kanunun 86. maddesinin birinci fıkrasına göre bu Kanun"un 4. ve 5. maddesine tabi sigortalılar ile sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılar için işverenlerce Kuruma verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin şekli, içeriği, ekleri, ilgili olduğu dönemi, verilme süresi ve diğer hususlar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
24. Kuşkusuz ki işveren tarafından 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde sigortalıların sosyal risklere karşı savunmasız kalma ihtimali ortaya çıkacaktır. İşte bu durumun önüne geçilebilmesi için koşulları oluştuğunda Sosyal Güvenlik Kurumuna yükümlülüğünü yerine getirmeyen işverene yönelik olarak asgari işçilik uygulaması ile re"sen belge düzenleme ve prim tahakkuk etme yetkisi tanınmıştır.
25. Asgari işçilik uygulamasına ilişkin düzenlemeler 5510 Kanun’un 85. maddesinde yer almakta olup anılan maddenin 1. fıkrasına göre; “İşverenin, işin emsaline, niteliğine, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütümü açısından gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun tespiti halinde, işin yürütümü açısından gerekli olan asgarî işçilik tutarı; yapılan işin niteliği, kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan sigortalı sayısı, ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurlar dikkate alınarak tespit edilir. Söz konusu tespitler, Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından yapılır”.
26. 5510 sayılı Kanun"un 86. maddesinin 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun"un 50. maddesi ile değişik 7. fıkrasında ise; "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü bulunmaktadır.
27. Gelinen bu noktada işyeri devri kavramı üzerinde kısaca durmak gerekir. İşyeri devri 4857 sayılı İş Kanunu"nun 6. maddesinde düzenlenmiş olup anılan maddeye göre; "İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.
Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.
Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.
Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz.
Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır.
Yukarıdaki hükümler, iflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu işyerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmaz".
28. Avrupa Birliği yönergelerinde ve Avrupa Adalet Divanı kararlarında, devrin konusunu oluşturacak işyerini (bölümünü) ifade etmek üzere ekonomik birlik kavramına yer verilmiştir. Bu yönergelere göre hukuki sonuç doğuracak bir işyeri (bölüm) devrinden söz edebilmek için, işyerini (devredilecek bölümü) ifade eden ekonomik birliğin bu kimliğini koruyarak devredilmesi gerekir. Ekonomik birliğin devri söz konusu değilse, AB yönergelerine (ve İş Kanununun 6. maddesine) göre işyerinin veya işyeri bölümünün devrinden söz edilemez. Gerçekten, buradaki ekonomik bütünlüğü, işletme kavramına dahil kazanç elde etme amacı şeklinde değil, teknik bir amaç yani mal ve hizmet üretimi olarak anlamak gerekir (Süzek, S.: İş Hukuku Yenilenmiş 3. Baskı s. 211 vd)
29. Ekonomik birliğin, devir sonrasında da kimliğin korunup korunmadığının saptanmasında esas alınacak ölçütler Yargı kararları ile geliştirilmiş ve Avrupa Birliği Adalet Divanı tarafından kabul edilen ölçütler aynen benimsenmiştir. Hemen belirtelim ki, kimliğin korunduğunun kabul edilmesi ve İK 6"nın uygulanabilmesi için Yargıtay kararında belirtilen ölçütlerin tümünün gerçekleşmiş olması zorunlu değildir. İşyerinin veya işyeri bölümünün devri için ekonomik birliğin yani işyerini karakterize etmek koşulu ile sözkonusu ölçütlerden bir kısmının devredilmesi yeterlidir (Süzek, s. 212).
30. 5510 sayılı Kanun"un 11. maddesinin 5. fıkrasında ise, "İşyerinin faaliyette bulunduğu adresten başka bir ildeki adrese nakledilmesi, sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devredilmesi veya intikal etmesi halinde, işyerinin nakledildiği, yeni işverenin işi veya işyerini devraldığı tarihi takip eden on gün içinde, işyerinin miras yoluyla intikali halinde ise mirasçıları, ölüm tarihinden itibaren en geç üç ay içinde, işyeri bildirgesini Kuruma vermekle yükümlüdür. İşyerinin aynı il sınırları içinde Kurumun diğer bir ünitesinin görev alanına giren başka bir adrese nakledilmesi halinde, adres değişikliğinin yazı ile bildirilmesi yeterlidir. Bu işlerde çalışan sigortalıların, sigorta hak ve yükümlülükleri devam eder." düzenlemesine yer verilmiştir.
31. Somut olayda sosyal güvenlik denetmeni tarafından düzenlenen 16.01.2012 tarihli ve 18 sayılı raporda; 02.12.2011 tarihinde davacıya ait ... Eczanesi unvanlı işyerinde yapılan fiili denetimde eczanenin 29.11.2011 tarihli yoklama tutanağına göre 20.11.2011 tarihi itibariyle Sanayi Mah. ... Bulvarı No:85/A .../... adresine nakil olduğu, dava dışı ..."e ait ... Eczanesinin ise 20.11.2011 tarihi itibariyle Sanayi Mah. ... Bulvarı No:85/A .../... adresinden ... Vergi Dairesinin yetki alanı içinde olan ... Mah. ... Veli Bulvarı No:26 Melikgazi/... adresine nakledildiğinin beyan edildiği bilgisine yer verildikten sonra, ..."in ilk olarak dava dışı ..."e ait 39254 sicil numaralı işyerinde 30.01.2011 tarihinde çalışmaya başladığı, işyeri adresinin değişmesiyle birlikte davacıya ait işyerinde çalışmaya devam ettiği kanaati oluştuğu, bu nedenle 20.11.2011 tarihine kadar ..."e; 20.11.2011 tarihinden itibaren ise davacıya ait işyerinden bildirim yapılması gerektiği ayrıca 02.12.2011 tarihinde yapılan denetimde fiilen çalıştıkları tespit edilen ..., ..., ... ve ..."ın denetim tarihi itibariyle davacıya ait 1056982 sicil numaralı işyerinden çalışmalarının bildirilip bildirilmediğinin kontrolü ile işveren tarafından süresinde Kuruma bildirilmediklerinin tespiti hâlinde işverenden 02.12.2011 tarihi itibariyle işe giriş bildirgelerinin istenmesi, belgelerin verilmemesi durumunda re"sen düzenlenmesi ve işveren hakkında 5510 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası uygulanması yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
32. Ayrıca davacının eşi ... ile ilgili olarak ... için 2011 yılı 1. ayında 1, 2 ila 12. aylarda 30 gün üzerinden aylık prim hizmet belgesi talep edilmesi, işverenin %5 puanlık indirimden yararlandırılmaması yönünde işlemler yapılmıştır.
33. Vergi Dairesince gönderilen 05.12.2011 tarihli yoklama fişinde davacının işe başlama tarihinin 20.11.2011 olarak göründüğü, eşi ..."in ise 04.06.1983 tarihi itibariyle vergi mükellefiyetinin başladığı, 20.11.2011 tarihinde ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne naklen gittiği ve faaliyetine devam ettiği bilgilerinin yer aldığı anlaşılmıştır.
34. Davacının eşi ... tarafından açılan ... 2. İş Mahkemesinin 2012/155 E., 2012/986 K. sayılı davasında ise ..."in sigorta bildirimlerinin yapılmadığı veya eksik yapıldığı belirtilerek aylık prim ve hizmet belgelerinin düzenlenerek Kuruma verilmesinin ve prim ve gecikme zammı ödenmesinin istendiği ayrıca %5 teşvik indiriminden yararlanmasının 1 yıl süreyle durdurulduğu iddiası ile sözü edilen Kurum işlemlerinin iptalinin talep edildiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince onandığı tespit edilmiştir. ..."in sözü edilen davadaki beyanlarında davacının faaliyet gösterdiği adreste öncesinde kendisine ait eczane bulunmakta iken, eczanesini başka yere taşıdığını, kendisinin boşalttığı adrese ise eşi olan davacının eczane açarak faaliyette bulunduğunu belirtmiş olup 4857 sayılı İş Kanunu"nun 6. maddesi kapsamında işyerini devrettiğine ilişkin bir beyanda bulunmadığı saptanmıştır.
35. Öte yandan sigortalılar adına Kurumca re"sen 02.12.2011 tarihi itibariyle işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri ile aylık prim ve hizmet belgeleri düzenlenmiş olup re"sen yapılan bildirimler sigortalıların hizmet cetvellerine işlenmiştir.
36. Bunlardan başka mahkemece Özel Dairenin birinci bozma kararına uyularak adı geçen sigortalıların davada taraf olmaları sağlanmak suretiyle beyanları alınmış ayrıca komşu işyeri sahipleri ve çalışanları zabıta aracılığıyla tespit edilerek bilgilerine başvurulmuştur.
37. Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgular bir arada değerlendirildiğinde; mahkemece Özel Dairenin uyulan bozma kararı gereğinin yerine getirildiği, bu kapsamda sigortalıların davada taraf olmaları sağlanarak beyanlarının alındığı, komşu işyeri sahipleri ve çalışanlarının tespiti ile bilgilerine başvurulduğu, davacının eşi ... tarafından açılan ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen davada verilen karar ile tespit edilen hususların eldeki davada dikkate alındığı, ..."in işyerini davacıya devrettiğine ilişkin beyanının bulunmadığı, bu hâli ile mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olduğu, bozma kararının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
38. Hâl böyle olunca direnme kararı onanmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.04.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.