Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, paydaşı oldukları 2 parsel sayılı taşınmazın 1969 tarihinde komisyon kararı ile tescil edildiğini,1979 ve 1980 yıllarında ise taksim sözleşmesi yaptıklarını, ancak tapu kütüğüne payların taksim sözleşmelerine aykırı olarak ve yanlış yazıldığını ileri sürerek, tapudaki paylarının tashihini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla;Tetkik Hakim raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, tapudaki payların düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; özellikle getirtilen tapu kayıt örneklerinden çekişme konusu 2 parsel sayılı taşınmazda davacılar ile dava dışı kişilerin paydaş olduğu görülmektedir. Davanın, bu niteliği itibariyle tüm paydaşların ortak menfaatlerini ilgilendirdiği ve bu haliyle de iptal ve tescil sonucunu doğuracağı kuşkusuzdur.
O halde, davada zorunlu dava arkadaşlığının bulunması nedeniyle, davanın tüm paydaşlar veya ölmüşlerse mirasçılarının huzuru ile görülmesinin gerekeceği, taraf teşkili sağlanmadan işin esasının çözümlenmesinde sağlıklı bir sonuca varılamayacağı kuşkusuzdur.
Öte yandan, paydaşlar arasında yapılan taksim sonucu kararlaştırılan payların da sicile yanlış yansıtıldığı ileri sürülmüş, iddianın içeriğine göre davada tapu sicil müdürlüğüne de husumet yöneltilmesinde tarafların hukuki yararının bulunması nedeniyle bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Payların düzeltilmesi isteğine gelince, bu konuda yeterli bir araştırma yapıldığı söylenemez. Bu durumda, uzman bilirkişiden yeterince açıklayıcı rapor alınması, taraflara ait nüfus kayıtları, veraset ilamları incelenmek ve gözetilmek suretiyle tüm payların gerçeğe uygun olarak hesaplanması gerekmektedir
Hal böyle olunca, öncelikle yukarıda belirtilen hususlar gözetilmek suretiyle taraf teşkilinin sağlanması davanın görülebilirlik koşulu yerine getirildikten sonra işin esasına girilerek elde edilecek bilgiler çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalının, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.11.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.