8. Hukuk Dairesi 2011/4296 E. , 2012/771 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve ... ile Hazine, ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Suşehri Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 17.02.2011 gün ve 54/48 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, dava dilekçelerinde 09.12.2000 tarihli zilyetliğin devri ve satış sözleşmesi gereği doğusu dere, batısı dere, güneyi dere, kuzeyi Muharrem Şahin gayrimenkulü ile çevrili Günlüce Köyü, Araba Kızlanı mevkii 7 dönümlük gayrimenkulü 10 milyar bedelle satın aldıklarını, kadastro çalışmaları sırasında 109 ada 5 parsel sayılı gayrimenkulün yanlışlıkla Arpacı Köyü hükmü şahsiyetine izafeten köy merası olarak yazıldığını, satın aldıkları gayrimenkulün köyün ortak malı olmadığını, 2000 yılından bu yana gayrimenkulü ekip biçtiklerini, köyle herhangi bir alakası olmadığını, davalı adına yazılan 109 ada 5 parsel sayılı tapunun iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini dava ve talep etmişlerdir.
Davalı ... Kişiliğine tebligat yapılmış, ancak duruşma ve keşiflere katılmamış, herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
Dahili davalı Hazine temsilcisi açılan davayı kabul etmediklerini, davanın reddini talep etmişlerdir.
Dahili davalı ... temsilcisi dava konusu 109 ada 5 nolu parselin tümüyle tarım arazisi olduğunu, bu parselde pek çok kişinin yeri bulunduğunu, davacıların dava ettiği yerin bu parselin içinde kaldığını, ancak, bu parselin mera ile ilgisinin olmadığını, davacıların dava ettiği yerle çevresinin uzun yıllardır ekili olduğunu, meralarının çok aşağılarda yaklaşık 1-2 km uzakta olduğunu, dava edilen yerin davacılara ait olduğunu, davacılardan öncesinde ise bu yerin Selamet ve Murat Şahin"e ait olduğunu, öncesinde onlar tarafından kullanıldığını, daha sonra davacılara sattıklarını, kadastro tespitinde neden mera yazıldığını bilmediğini beyan etmiştir.
Mahkemece, davaya konu Suşehri İlçesi, Arpacı Köyü, 109 ada 5 parsel sayılı taşınmazın mera olarak tespit gördüğü, yapılan tespitin davacılar tarafından sunulan anlaşma senedinde belirtilen ve keşif sırasında tespiti yapılan yer bakımından hatalı olduğu, kadim mera da olmadığı, davacılar tarafından sunulan anlaşma senedinden anlaşıldığı şekilde satın aldıkları, bu yerin malik sıfatı ile nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığı, eklemeli zilyetliğin 40 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla devam ettiği sonuç ve kanaatine varılarak davacıların davasının kabulü ile Sivas İli, Suşehri İlçesi, Arpacı Köyü, Sivriceburun Mevkii, 109 ada 5 parsele ilişkin yapılan mera vasfında kaydının, 23.07.2009 hakim havale tarihli kadastro bilirkişisi raporunun ekindeki A harfi ile gösterilen yer bakımından iptali ile bu yerin tarla cinsinde ve ayrı parsel numarası verilerek davacılar adına 1/2 hisseli olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mera niteliğindeki 66580,5281 m2 yüzölçüme sahip dava konusu 109 ada 5 parsel, kadimden beri Arpacı Köyü halkının hayvanlarının otlatılması için mera olarak kullanıldığından, 3402 sayılı Yasanın 16. maddesi gereğince, 06.08.2001 tarihinde orta malı mera olarak sınırlandırılmıştır. Buna ilişkin kadastro tutanağının 29.01.2002 tarihinde kesinleşmesi üzerine özel siciline tescil edilmiştir.
Ne var ki; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Şöyle ki, yöreye ilişkin ve 06.08.2001 tespit tarihi itibariyle 20-30 yıl öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğrafları istenilerek çekişmeli yerin niteliği belirlenmemiş ve usulüne uygun olarak mera araştırması yapılmamıştır. Uzman ziraatçı bilirkişiden nizalı yerle ilgili olarak imar ihya tarihinden sonra 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığını kapsar biçimde bilimsel içerikli ve kapsamlı rapor alınmamıştır. Ayrıca 3402 sayılı Yasanın 17. maddesindeki olumlu veya olumsuz tüm koşullar araştırılmamıştır.
Yanlar arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmazın öncesinin mera niteliğindeki yerlerden olup olmadığı hususunun araştırılması ile ilgilidir. Bir yerin öncesinin veya halihazır durumunun tahsisli veya kadim meralardan olup olmadığı ayrı usul ve şekilde araştırılmaya tabidir. Zira, tahsisli ve kadim meraların oluşumu itibariyle farklılıkları vardır. Tahsisli meralar, yetkili merciler tarafından kamunun yararlanmasına ayrılmak suretiyle ve tahsis yoluyla oluştuğu halde, kadim meralar, başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel olarak o yer halkının yararlanması suretiyle kamu malı niteliğini kazanırlar. HGK.nun 30.10.1991 tarih 1991/8-427-544 ve 03.05.1995 tarih ve 1995/17-149-502 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, bir yerin yetkili bir merci tarafından mera olarak tahsis edilmesi, evveliyatı itibariyle o yerin mutlak surette mera olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyetlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel değildir. Ne var ki, yetkili merci tarafından bir yerin mera olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyetliği sona ereceğinden mera olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerekir. Taşınmazın tahsis yoluyla değil de kadim mera olduğunun anlaşılması halinde ise; o yer üzerinde zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın hiçbir şekilde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; nizalı yerin tahsisli veya kadim mera olup olmadığının usulüne uygun şekilde araştırılmasıdır.
Taşınmazın tahsisli meralardan olup olmadığı hususu araştırılırken, öncelikle bu yerde mera tahsisinin bulunup bulunmadığının İl Özel İdaresi, İlçe Özel İdaresi, Tapu Sicil ve Tarım Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulması, varsa mera norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftasının getirtilerek mahallinde uygulanıp nizalı taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığı, mera norm kararına göre tahsis edilen meranın menşei norm kararından araştırılarak tahsisin mevcut kadim meradan mı, yoksa Bakanlık emrine geçen yerlerden mi yapıldığı tahkik ve tespit edilmelidir. Taşınmazın öncesinin kadim mera niteliğinde olup olmadığı hususu araştırılırken yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, komşu köylerden
seçilecek yerel bilirkişi, tanık ifadeleri ve uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığı ile tespiti, Toprak Tevzi Komisyonu veya kadastroca işlem gören yerlerden komşu parsellere ait tutanak ve dayanağı belgelerin getirtilerek mahalline uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmaz yönünün ne şekilde gösterildiği tespit edilerek nizalı taşınmaz ve çevreleyen komşu taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığı araştırılarak belirlenecek niteliğe göre yukarıda açıklanan hususlarda düşünülerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir
Diğer yönden; bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının sınırlandırma tarihinden önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit ve sınırlandırma tarihine göre 20 – 30 yıl öncesine ait (1970 – 1980 yılları arası) stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların uzman bilirkişi aracılığı ile usulüne uygun olarak stereoskopla incelenmesi gerekir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmaz sınırlarının belirlenmesi, bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. Mahkemece uyuşmazlığın net bir biçimde çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır.
Mahkemece; ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi ve fotoğrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle sınırlandırma tarihine göre 20 – 30 yıl öncesine ait ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının merciinden getirtilip stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın niteliği, kullanım süresinin ne zaman başlandığı ve mera niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine çalışılması gerekir. Tanık ve bilirkişi sözlerinin bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi ayrı ayrı belirlendikten sonra uzman ziraatçı bilirkişiden çekişmeli yerle ilgili olarak imar ihya tarihinden sonra 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığını kapsar kapsamlı rapor alınarak, 3402 sayılı Yasanın 17. maddesindeki olumlu olumsuz tüm koşullar araştırılıp, iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirilme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece anılan araştırma ve incelemeler yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.