11. Ceza Dairesi 2020/1019 E. , 2020/3548 K.
"İçtihat Metni"
Suç : Hüviyet cüzdanında sahtekarlık
İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
A) KONUYLA İLGİLİ BİLGİLER:
İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 13/04/2011 tarih ve 2008/208 Esas, 2011/266 Karar sayılı ilamı ile sanık ...’in sahte sürücü belgesi kullanmak suçundan 765 sayılı TCK"nin 350. ve 59. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; temyiz harcının yatırılmaması nedeniyle sanığın temyiz talebi mahkemesince ek karar ile reddedilmiş, ek karar Dairemizce düzeltilerek onanmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nca Dairemizin kararına itiraz edilmiştir.
B) İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın itiraz yazısında özetle; "6217 sayılı Kanun ile 492 sayılı Harçlar Kanunuyla yürürlükten kaldırılan ceza yargılamasında harç uygulamasına yeniden dönülmüş, ancak harcın ne zaman yatırılacağı, eksik veya hiç ödenmemesi durumunda ne yapılacağı, Cumhuriyet savcıları dışında kimlerin harçtan muaf olduğu, ödeme gücü olmayanlara adlî yardımın nasıl sağlanacağı hususlarında bir düzenleme getirilmediği gibi, 1412 sayılı CMUK ve 5271 sayılı CMK"nda harç uygulamasının geçerli olduğu dönemlerde mevcut bulunan kuralların benzeri değişikler yapılmamış, belirtilen konulara ilişkin düzenlemeler içeren mer"i diğer kanunlara bir atıfta da bulunulmamıştır. Bu durum karşısında belirsizliğin ortadan kaldırılması için 6100 sayılı HMK"nin geçici 3. ve 5236 sayılı Kanunun geçici 2. maddeleri uyarınca halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK"nin 434. maddesi hükmünün kıyasen ceza davalarında da uygulanması düşünebilecek ise de; istisnai ve sınırlayıcı normlarda kıyas yapılması mümkün değildir. Temyizin şartları ve reddi sebepleri 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu"nun 310, 315 ve 317. maddelerinde sınırlı olarak sayılmış olup harcın ödenmemesi nedeniyle temyizin reddedileceğine dair bir hüküm bulunmadığından, temyizin reddine karar verilemeyecek, kanuni açık bir düzenleme ve atıf bulunmadıkça kıyas yoluyla böyle bir sonuca götürecek uygulama da yapılamayacaktır. Harcın yatırılmamış veya eksik yatırılmış olması mevcut ve mer"i hukuki düzenlemeler karşısında ceza davalarında temyizin bir şartı veya reddi sebebi olmadığından temyiz süresi içersinde harcın ödenmemesi halinde bu husus temyiz isteminin reddine karar verilmesini gerektirmeyecek ve harcın tahsili amacıyla bu durumun Harçlar Kanununun 37. maddesi uyarınca ilgili vergi dairesine bildirilmesi ile yetinilecektir. Bu itibarla sanığın temyiz isteminin reddine dair kararı düzelterek onayan Yüksek Daire kararının yerinde olmadığı, temyizin incelenmesi gerektiği düşüncesiyle karara itiraz edilmesi düşünülmüştür." denilerek, Dairemizce verilen “düzeltilerek onama” kararının kaldırılarak mahkumiyet hükmünün esastan incelenmesi talep edilmiştir.
C) İTİRAZIN VE KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ:
14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 13. maddesi uyarınca, Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 lira harç alınması hükme bağlanmış ise de; anılan düzenlemenin Anayasa Mahkemesi"nin 20.10.2011 tarih ve 2011/54-142 sayılı kararı ile iptal edildiği ve iptal hükmünün 29.06.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, sanığın hak arama özgürlüğünün sınırlanmaması için temyiz harcı yatırılmadan temyiz incelemesinin yapılması gerektiği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı bu gerekçeyle yerinde görülmüştür.
D) KARAR: Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı yerinde görüldüğünden, İTİRAZIN KABULÜ ile Dairemizin 11.09.2012 tarih ve 2012/3144 Esas ve 2012/14650 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Sanık hakkında sahte sürücü belgesi kullanmak suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen sahte sürücü belgesi kullanmak suçunun yasada öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre, suç tarihi olan 12.04.2005 tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nin 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanığın temyiz talebi bu nedenle yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve aynı Kanun’un 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nin 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, 25.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.