12. Ceza Dairesi 2014/9277 E. , 2015/224 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 5271 sayılı CMK"nın 223/2 maddesi uyarınca beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç tarihinde, jandarma görevlileri tarafından, ... İli, ... İlçesi, ...Kasabası, ... su toplama alanı içerisinde bulunan, Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 01/07/1992 tarih ve 1368 sayılı, yine aynı Kurulun 29/04/2008 tarih ve 585 sayılı kararları ile belirlenen 1. derece doğal sit alanı içerisinde yer alan taşınmazın sanıklar tarafından traktörle sürüldükten sonra, araziye traktöre takılı arpa ekme makinesi ile ekim yapıldığının tespit edildiği, sanıkların aşamalarda alınan savunmalarında, suça konu araziyi ..."den kiraladıklarını, sit alanı içerisinde yer aldığını bilmediklerini beyan ettikleri, tanık ..."in yeminli beyanında, dava konusu taşınmazı ekmesi için ..."e kiralamadığını ifade ettiği, mahkemece icra edilen keşfe katılan çevre ve ziraat mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, sanıkların eylemleri neticesinde doğal yapısının tahrip edildiği, bu tahrip ile bölgede yetişen endemik ve epidemik bitkilerin doğal ortamlarında yetişmelerinin engellendiği, bunun da ekosistem, çevre ve doğal yaşama zararlı olduğu hususlarının belirlendiği,
08/10/2013 tarih ve 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 7. maddesine göre, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin tescil kararlarının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca maliklere tebliğ edileceği; sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin tescil kararlarının da Resmî Gazete’de yayımlanmakla birlikte, Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulacağı, belirtilen değişiklik öncesinde işlenen suçlar bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği,
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, mahkemece yapılan araştırma neticesinde dava konusu yerin sit alanı olarak tespit ve tesciline ilişkin Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 29/04/2008 tarih ve 585 sayılı kararının mahallinde ilan edildiğine dair ilan tutanağının dosya kapsamında mevcut olduğu, sanıkların ilanın yapıldığı bölgede yaşadıkları, bu nedenle sanıkların suça konu bölgenin sit alanı içerisinde yer aldığını bilmediklerine dair savunmalarının itibar edilebilir mahiyette olmadığı,
2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesinde tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranların cezalandırılacaklarının öngörüldüğü, hükme esas alınan çevre ve ziraat mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, suça konu taşınmazda yapılan traktör ile sürme ve arpa ekimi uygulamaları nedeniyle sit alanının doğal yapısının tahrip edildiği, bu tahrip ile bölgede yetişen endemik ve epidemik bitkilerin doğal ortamlarında yetişmelerinin engellendiği, bunun da ekosistem, çevre ve doğal yaşama zararlı olduğu hususlarının belirlenmesi karşısında, mahkemece sanıkların eylemlerinden önce suça konu taşınmazda başka şahıslar tarafından tarımsal faaliyette bulunulup bulunulmadığı, ekosistem, çevre ve doğal yaşama verilen zararın sanıkların eylemleri neticesinde gerçekleşip gerçekleşmediği tereddüte yer vermeyecek şekilde saptandıktan sonra, söz konusu zararın sanıkların eylemleri neticesinde oluştuğunun belirlenmesi halinde sit alanına kasten zarar verme suçunu düzenleyen 2863 sayılı Kanunun 65/1-1.cümlesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekeceği, aksi durumda ise suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 2863 sayılı Kanunun 65/b ve karar tarihinden sonra yürürlüğü giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1-2. cümlesinde düzenlenen koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale bulunma suçunun maddi unsurunun, sit alanında inşai ve/veya fiziki müdahalede bulunmak olduğu, suçun oluşması için eylemin hem inşai ve hem fiziki müdahale teşkil etmesinin gerekmediği, başka bir anlatımla yalnızca fiziki veya yalnızca inşai müdahale teşkil eden eylemlerin de anılan suçu oluşturacağı, sanıkların sit alanı sınırları içerisinde yer alan dava konusu taşınmazı traktör ile sürmek ve ekim yapmak suretiyle fiziki müdahalede bulunduklarının sübuta erdiği, bu itibarla, 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca cezalandırılmalarının gerekeceği gözetilmeksizin, mahkemece “sanıkların, suça konu alanın sit alanı olduğunu bilmediğini savunması ve bunun aksine bir delil elde edilememesi, ayrıca sanıkların eyleminde inşai bir müdahale niteliği bulunmaması ve yalnızca fiziki müdahalenin de mevcut yasa hükmü karşısında cezai yaptırıma bağlanmamış olması nedeniyle atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı” şeklinde hatalı gerekçe ile beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.