17. Hukuk Dairesi 2016/9114 E. , 2016/7613 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı ... vekili, davalı borçlu ..."ın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı taşınmazlarını diğer davalı şirkete sattığını belirterek tasarrufların iptalini talep etmiş, aynı tasarrufun iptali istemi ile davacı ... tarafından da dava açılmış, mahkemece davalar arasında irtibat bulunduğundan bahisle birleştirilmiştir.
Davalı borçlu vekili 15.02.2016 tarihli dilekçeleri ile yetkili mahkemenin ..... mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş, davalı üçüncü kişi şirket vekili de yine aynı tarihli dilekçesinde davalıların hiçbirinin yerleşim yerinin ... olmadığını, müvekkilinin merkezinin .... ..., diğer davalının ise ..... olduğunu ve yetkisizlik kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalıların yerleşim yerlerinin ... olmadığı, borçlu ile ... arasında imzalanan kredi sözleşmesindeki yetkili mahkeme ile ilgili hükümlerin sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiler yönünden hüküm ifade etmeyeceği, borçlunun yerleşim yerinin ..... olduğundan bahisle dosyanın görevli ve yetkili ..... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun İptali istemine ilişkindir.
İptal davaları için yasada özel bir düzenleme öngörülmediğinden davanın HMK"nun 6.maddesi gereğince davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesin-de açılması gerekir. Aynı Yasanın 7/1 maddesi gereğince de davalı birden fazla ise dava bunlardan
birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. İptal davaları ayni hakka değil kişisel hakka dayanan davalardan olduğundan davanın konusu taşınmaz bile olsa HMK"nun 12 maddesinin uygulanma imkanı yoktur. İİK"nun 282 maddesi gereğince davalı borçlu ile borçlu ile doğrudan veya dolaylı işlem yapan 3.kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan ve zorunlu dava arkadaşları usul işlemlerini birlikte yapmak zorunda olduklarından yetki itirazının davalılarca birlikte ileri sürülmesi yasa gereğidir. Yalnız bir davalı tarafından ileri sürülen yetki itirazı hukuki sonuç doğurmaz.
Öte yandan HMK"nun 19/2 maddesine göre bu yetki kesin yetki kuralı olmadığından taraflarca süresi içerisinde usulüne uygun olarak itiraz halinde mahkemece dikkate alınır. Yine aynı madde de yetki itirazının cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerektiği belirtilmiştir. Tasarrufun iptali davaları basit yargılama usulüne tabi dava olup HMK"nun 317/2.maddesine göre cevap dilekçesi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır.
Somut olayda, davalılar ayrı ayrı aldıkları ek cevap süresi içerisinde yetki itirazında bulunmuşlardır. Ancak davalı borçlu vekili yetkili mahkemenin ..... olduğunu tek yetkili mahkeme olarak belirtmiş olmasına rağmen davalı şirket vekili davanın ..... veya ....de açılabileceğini belirtirken ortak yetkili mahkeme olarak bir mahkeme ismi belirtmemiştir. Bu nedenle ileri sürülen yetki itirazı geçirsizdir. Zorunlu dava arkadaşı olan borçlu ve üçüncü kişinin yetki itirazını birlikte ve geçerli olarak yapmaları gerekirken, üçüncü kişinin yetki itirazı geçersiz olduğundan borçlunun yetki itirazının üçüncü kişiye sirayet etmesi mümkün değildir.Davalı üçüncü kişi yargılamaya devam ettiğinden HMK"nun 60/2 cümlesinin uygulama imkanı da bulunmamaktadır. Mahkemece, bu halde yetki itirazlarının dikkate alınmaması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 21.6.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.