8. Hukuk Dairesi 2011/4756 E. , 2012/1104 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve dahili davacı ... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Tortum Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 24.02.2011 gün ve 228/57 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde; kadastro tespitleri sırasında yanlışlıkla davalı ... adına tespit ve tescil edilen 179 ada 32 sayılı parselin dedesi ...’dan kaldığını, ½"sinin kendisine, ½"sinin de davalının eşi ...’e ait olduğunu açıklayarak davalı ... adına bulunan tapu kaydının iptaliyle ½ payın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... 6.5.2010 tarihli delilleri de kapsayan cevap dilekçesinde; 179 ada 32 sayılı parselin tamamının muris ...’a ait olmadığını sadece 300-350 m2" sinin İbrahim’e ait olduğunu, murise ait dava konusu parselle birlikte tespit ve tescil edilen 300-350 m2"lik kısmın sağlığında eşi Hatice"ye bağışlandığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
9.4.2010 tarihli yargılama oturumuna katılan ve dahili davacı sıfatıyla beyanı alınan davalının eşi ...; davaya bir diyeceğinin olmadığını, dedesi ...’ın bu yerde 300 m2 yeri olduğunu, kendisine verdiğini, bu nedenle davayı kabul etmediğini açıklamış ve imzası alınmıştır. Dosya üzerinde yapılan incelemede dahili davacı olarak gösterilen ...’ün dilekçe vermek ve harç yatırmak suretiyle yöntemine uygun biçimde kocası Osman’a karşı açtığı bir dava ve isteği olmadığı gibi, bağımsız bir isteği olduğu konusunda bir bilgiye de rastlanılmamıştır.
Mahkemece, davalı tanıklarının beyanlarına değer vermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal 22.3.1981 tarihli harici satış (bağış) senedine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme ve nitelendirme dosya kapsamına uymamaktadır. Davacı, dava konusu
taşınmazın tamamının dedesi ...’a ait olduğunu, 22.3.1981 tarihli senetle kendisine ait tüm taşınmazlarını kendisiyle diğer torunu davalının eşi ...’e bağışladığını, bu nedenle dava konusu taşınmazın ½ payının kendisine, ½ payının ise, davalının eşi ...’e ait olduğunu açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı ... ve dahili davacı sıfatıyla beyanı alınan davalının eşi ... ise, 179 ada 32 sayılı parselin tamamının dede ...’a ait olmadığını, parsel içinde sadece 300-350 m2"nin dede İbrahim’e ait olduğunu beyan etmişlerdir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişiler dava konusu taşınmazın ...’dan kaldığını, daha sonraları davalı ve eşi tarafından tasarruf edildiğini, davacı tanıkları ise, uyuşmazlık konusu parselin ...’dan kaldığını, daha sonra torunları ... ve Hatice’ye bıraktığını, davalı tanıkları da, dava konusu yer İbrahim’e ait iken torunu Hatice’ye bıraktığını, bu nedenle Hatice ve eşi tarafından kullanıldığını açıklamışlardır. Görüldüğü gibi, beyanlar arasında çelişki bulunduğu halde mahkemece bu husus üzerinde durulmamış, beyanlar arasındaki aykırılık HMK.nun 261. maddesi gereğince giderilmemiştir.
Şu halde mahkemece yapılacak iş; muris ... tarafından 22.3.1981 tarihli bağış senediyle başka mirasçıları bulunmadığından kendisinden kalan tüm taşınmazlarını mirasçıları durumunda bulunan torunları Ali ve Hatice’ye bağışladığını bildiren senedin mahkemece değerlendirmeye alınması, dava konusu 179 ada 32 sayılı parselin tamamının veya bir kısmının ortak miras bırakan İbrahim’den kalıp kalmadığının, yeniden yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, taşınmazın hangi tarihten itibaren davalı ve eşi tarafından kullanıldığının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, kullanım süresi gözetilerek somut olayda, iradi terkin gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulması, iradi terkin gerçekleşmemesi ve kısa süreli terkin söz konusu olması taşınmazın tamamımın veya bir kısmının muristen torunlarına bağışlandığının saptanması halinde ½ oranında iptal ve tescile karar verilmesinin düşünülmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK. nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenilmeleri, iddia ve savunmanın açıklığa kavuşturulması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken beyanlar arasındaki çelişki giderilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 23.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.