
Esas No: 2021/23543
Karar No: 2022/1172
Karar Tarihi: 31.01.2022
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/23543 Esas 2022/1172 Karar Sayılı İlamı
4. Hukuk Dairesi 2021/23543 E. , 2022/1172 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 01/06/2020 tarih, 2018/3232 Esas ve 2020/2976 Karar sayılı bozma ilamında; "İpotek bedelleri göz önüne alındığında bedel farkının bulunmadığı, İİK.nun 280. maddesine göre kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafta bulunmakta olup, davalılar arasında akrabalık bağı, iş ortaklığı, arkadaşlık gibi kötü niyeti gösterir bir durum da kanıtlanamadığı, davalının aynı gün içerisinde satın aldığı taşınmazları aradan 1 sene geçtikten sonra yine aynı kişiye aynı gün içerisinde satması da tek başına davalı 3.kişinin borçlunun mal kaçırma kastını bildiğini gösteren bir durum olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değil ise de; mahkeme hükmünü davalı 3.kişi ... temyiz etmemiş olup kararın yalnızca davalı borçlu ... vekili tarafından temyiz edildiği göz önüne alınarak, kazanılmış haklar gözetilerek hükmün yeniden kurulması için kararın bozulması" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davacının asıl talebi olan tasarrufun iptali ve taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınması yönündeki talebinin davalılar ... ve ... yönünden ayrı ayrı reddine, davacının terditli talebi olan tazminat talebi olan davalı ... ile ilgili olarak mahkemenin önceki kararı olan 2010/256 E ve 2015/24 K sayılı kararın 14/08/2015 tarihinde kesinleşmiş olması sebebiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının terditli talebi olan tazminat talebi yönünden davalı ... ile ilgili olarak açılan davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kurulan hükümde usuli kazanılmış hakların dikkate alınmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Mahkemece; bozma ilamında belirtildiği üzere usuli kazanılmış haklar gözetilerek davalı ... ile ilgili olarak mahkemenin önceki kararı olan 2010/256 E ve 2015/24 K sayılı kararın 14/08/2015 tarihinde kesinleşmiş olması sebebiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,davacının terditli talebi olan tazminat talebi yönünden davalı ... ile ilgili olarak açılan davanın reddine karar verilmesi doğru ise de; vekalet ücreti karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirleneceğinden gerekçeli kararın 4.bendinde vekalet ücreti yönünden mahkemenin önceki kararı olan 2010/256 E ve 2015/24 K sayılı kararın 14/08/2015 tarihinde kesinleşmiş olması sebebiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan; Mahkemece gerekçeli kararın 4.bendinde "...vekalet ücreti yönünden mahkememizin önceki kararı olan 2010/256 E ve 2015/24 K sayılı kararın 14/08/2015 tarihinde kesinleşmiş olması sebebiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına," karar verilmiş, davalı ... vekilinin 30/03/2021 tarihli tavzih dilekçesine istinaden 30/03/2021 tarihli tavzih ile hüküm fıkrasının 4.bendinin hükümden çıkarılmasına, yerine, "4-a)-Harç yönünden mahkememizin önceki kararı olan 2010/256 E ve 2015/24 K sayılı kararın 14/08/2015 tarihinde kesinleşmiş olması sebebiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,b)- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 49.264,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalı ...' dan alınarak davacıya verilmesine, c) Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 49.264,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine," şeklinde yazılmak suretiyle hüküm tavzih edilmiştir. HMK'nın tavzihi düzenleyen 305. maddesinin 2. fıkrasında "hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamaz genişletilemez ve değiştirilemez” düzenlemesi yer almakta olup mahkemece bu husus dikkate alınmadan tavzih yoluyla hüküm fıkrasının değiştirilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Ayrıca; tasarrufun iptali davalarında harç ve vekalet ücreti, takip konusu alacak ile iptale konu tasarrufun tasarruf tarihindeki değerinin karşılaştırılması ile az olan değer dikkate alınarak hesaplanmalıdır.
Somut olayda tavzih kararında vekalet ücretinin daha az değer olan davacının alacağına konu icra takibindeki alacak miktarı olan 168.510,00 TL üzerinden belirlenmesi gerekirken daha yüksek olan dava konusu taşınmazların tasarruf tarihindeki gerçek değeri olan 644.272,00 TL üzerinden belirlenmesi de isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilnin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 31/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.