
Esas No: 2021/22658
Karar No: 2022/1005
Karar Tarihi: 27.01.2022
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/22658 Esas 2022/1005 Karar Sayılı İlamı
4. Hukuk Dairesi 2021/22658 E. , 2022/1005 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 6183 sayılı Kanun'dan kaynaklanan menfi tespit ve ödeme emrinin iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın görev dava şartı nedeniyle HMK’nın 115/2. maddesi gereğince usulden reddine dair verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; davalı ... tarafından müvekkilinin ortağı olduğu ... Petrol Ürünleri Ltd. Şti.'ne gönderilen 26/06/2013 tarihli haciz bildirisinde ticari iş yaptığı ... Konf. Tic. Ltd. Şti.'ne ait 231.169,00 TL kamu borcunun vergi dairesine ödenmesinin istenildiği, daha sonra müvekkilin ortağı olduğu şirket hakkında hiçbir işlem yapılmaksızın müvekkiline doğrudan ödeme emri gönderildiği, bu ödeme emrinin 15/07/2015 tarihinde müvekkiline tebliğ edilmiş olarak görüldüğü, ancak ödeme emrindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin ve ortağı olduğu şirketin kamu borçlusu şirkete bir borcunun bulunmadığından bahisle müvekkilinin davalı ... dairesine borçlu olmadığının tespiti ile gönderilmiş ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davaya süresinde cevap vermemiş, yargılama aşamasında davalı vekili davacının ortağı olduğu şirketin kendisine gönderilen haciz bildirisine itiraz etmediği, yapılan araştırmada şirkete ait malvarlığına rastlanamadığı, bu nedenle şirketin ortaklarına ödeme emri gönderildiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; incelenen ticari defterler ve alınan bilirkişi raporu kapsamında davacının, davalı ... Müdürlüğüne 224.634,16 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Hükme karşı davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu ihtarnamenin davacının ortağı olduğu ... Ltd. Şti.'ne 26/06/2013 tarihinde tebliğ edildiği, süresinde itiraz edilmemesi üzerine davadışı ... Ltd. Şti.'nin haciz ihbarnamesinde kesinleşen borcu için davadışı şirketin kanuni temsilcisi olan davacıya 231.169,00TL miktarlı ve 22/06/2015 tarihli ödeme emri düzenlendiği ve bu ödeme emrinin davacıya 15/07/2015 tarihinde tebliğ edildiği, ancak bu
miktar alacak için davacıya yapılmış bir haciz ihbarnamesi olmadığından borçlu olmadığının tespitine ilişkin incelemenin 6183 sayılı Yasa'nın 79/4.maddesine göre değerlendirilmesi mümkün olmadığı, bu halde davacının talebinin; doğrudan çıkartılan ödeme emrinin iptali niteliğinde olduğundan yargılama görevinin idari yargının konusuna girdiği, bu nedenle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve yargı yolu caiz olmadığından dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin HMK 114/1-b madde ve fıkrası gereğince usulden reddine karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince; davanın görev dava şartı nedeniyle HMK’nın 115/2. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Hükme karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dava, 6183 sayılı Kanunun 79/4 maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit ve ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Anılan Kanun maddesinde "Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır" şeklinde ifade edildiği üzere, haciz ihbarnamesine 7 günlük sürede itiraz etmeyen üçüncü kişilerin 1 yıl içinde açacağı menfi tespit davalarının genel mahkemelerde bakılacağı öngörülmüştür.
Somut olayda; davadışı ... Ltd. şirketinin davalı ... Müdürlüğüne 2.817.521,61 TL vergi borcu bulunduğu, davacının kanuni temsilcisi ve ortağı olduğu davadışı ... Ltd. şirketinin vergi borçlusu ... Ltd. şirketi ile ticari ilişkisi bulunduğu, bu nedenle davalının, davadışı ... Ltd. şirketine 18/06/2013 tarihli ve 231.169,00 TL tutarlı haciz ihbarnamesini gönderdiği, haciz ihbarnamesinin davadışı ... Ltd. şirketine 26/06/2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafça tebliğden itibaren 7 günlük süre içerisinde haciz ihbarnamesine itiraz edilmediği, eldeki davanın ise tebliğ tarihinden itibaren 1 yıllık süre dolduktan sonra 01/07/2016 tarihinde açıldığı, buna göre anılan Kanun maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece; davanın 6183 sayılı Kanunun 79/4 maddesine bertilen 1 yıllık süre içinde açılmadığı gözetilerek reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.