
Esas No: 2011/663
Karar No: 2011/2953
Karar Tarihi: 29.12.2011
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2011/663 Esas 2011/2953 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayet davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde, asıl davada şikayet olunan, birleşen davada şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Asıl şikayetçi Vergi Dairesi vekili, bedeli paylaşıma konu bağımsız bölümün, mükellef ... Mermer Mak. Mad. Paz. San. Tic. A.Ş.’nin vergi borcundan dolayı üçüncü kişi şirket ortağı ... ... tarafından Konya 4. Noterliği’nin 23.01.2003 gün ve 1994 yevmiye numaralı kefaletnamesi ile teminat olarak gösterilen taşınmazın teminat olarak gösterildiğini, bu nedenle alacağın % 100 üzerinden hesaplanması gerektiğini, oysa düzenlenen sıra cetvelinde adı geçen şirket ortağının ortaklık payına oranlama yapılarak ödenmesine karar verildiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline, SGK’nın açmış olduğu birleşen şikayetin de reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen şikayetçi SGK vekili, prim borçlusu ... Mermer Mak. Mad. Paz. San. Tic. A.Ş.’nin ortağı ... ...’ın da müştereken ve müteselsilen borçlu olduğunu, bedeli paylaşıma konu bağımsız bölümün satışından elde edilen miktardan alacaklarının % 100 üzerinden hesaplanması gerektiğini, oysa düzenlenen sıra cetvelinde adı geçen şirket ortağının ortaklık payına oranlama yapılarak alacaklarının ödenmesine karar verildiğini, her ne kadar 17.04.2003 tarihli hacizlerinin kaldırılmış olduğu ve 22.08.2003 tarihinde borçlunun bütün borçlarını ödediği bildirilmiş ise de müvekkili kurumun borçludan halen alacaklı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline, Vergi Dairesi’nin açmış olduğu asıl şikayetin de reddine karar verilmesini istemiştir.
Şikayet olunan Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş. vekili, şikayetçi SGK’nın 22.08.2003 tarihinde o zamana kadar oluşmuş bütün borçlarının takip borçlusu tarafından ödendiğini, bu nedenle SGK’nın taşınmaz üzerindeki 09.04.2002 ve 17.04.2003 tarihli hacizlerinin kalkmış olduğunu, bu nedenle de SGK’nın alacağının bulunmadığını savunarak, her iki şikayetin de reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece 18.03.2010 tarihinde Vergi Dairesi’nin asıl şikayetin reddine, SGK’nın birleşen şikayeti hakkında da itirazın konusu kalmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, kararın her iki taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Yüksek 19. Hukuk Dairesi’nin 26.05.2010 tarihli ilamıyla 6183 sayılı kanunun 10. maddesi gereğince şirket borçlusunun şirketteki hissesine bakılmaksızın, teminat olarak gösterilmiş olan taşınmazın vergi borcunun tamamının ödenmesine tahsis edilmiş sayılacağı gerekçesiyle Vergi Dairesi’nin şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak asıl şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline ve yeniden sıra cetveli düzenlenmesine karar verilmiştir.
Kararı, birleşen şikayet şikayetçisi SGK vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, İcra Mahkemesince uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, asıl davada şikayet olunan, birleşen davada şikayetçi vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada şikayet olunan, birleşen davada şikayetçi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 29.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.