Ceza Genel Kurulu 2016/1164 E. , 2019/296 K.
"İçtihat Metni"Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 18. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Sulh Ceza
Sayısı : 33-187
Tehdit suçundan sanık ...’ın TCK’nın 106. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi, 31/2, 50/1-a ve 52/2-4 maddeleri uyarınca 1.800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Köyceğiz (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince verilen 23.09.2010 tarihli ve 33-187 sayılı hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yüksek 18. Ceza Dairesince 11.02.2016 tarih ve 18124-2531 sayı ile;
"Sanık hakkında tehdit suçundan verilen kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu," gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 09.05.2016 tarih ve 147642 sayı ile;
"Suça sürüklenen çocuk hakkında tehdit suçundan dolayı öncelikle hapis cezasına hükmedildiği, bu cezanın TCK"nın 50 ve 52. maddeleri gereğince adli para cezasına çevrildiği görülmüş olup, hapisten çevrilme adli para cezasının miktarı ve niteliği gözetildiğinde kurulan hükmün temyize tabi olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 18. Ceza Dairesince 22.06.2016 tarih ve 11357-13878 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece bozulmuş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında tehdit suçundan verilen hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında kurulan hükmün temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Köyceğiz Cumhuriyet Başsavcılığınca 03.06.2009 tarih ve 190-112 sayı ile; sanık hakkında tehdit suçundan TCK’nın 106/1-1. cümle ve 31/2. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
Köyceğiz (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince 23.10.2009 tarih ve 154-348 sayı ile; eylemin silahla tehdit suçunu oluşturması ihtimaline karşı sanık hakkında TCK’nın 106/2-a ve 31/2 maddeleri gereğince yargılama yapılması için Köyceğiz Asliye Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, bu karara Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine, itirazı incelemekle yetkili Köyceğiz Asliye Ceza Mahkemesince 19.01.2010 tarih ve 2010/10 Değişik İş sayı ile; sanığın eylemlerinin bir kısmı ile ilgili olarak Köyceğiz Cumhuriyet Başsavcılığının 352-12 sayılı fezlekesinin düzenlendiği, sanığın silahla gerçekleştirdiği eylemlerinin bu fezleke kapsamında kaldığı, Köyceğiz Sulh Ceza Mahkemesine açılan itiraza konu davanın ise daha sonraki başka bir ölümle tehdit olayına ilişkin olduğu gerekçesiyle itirazın kabul edilerek görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği,
Görevsizlik kararının kaldırılması üzerine dosyayı yeniden ele alan Köyceğiz (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince 23.09.2010 tarih ve 33-187 sayı ile; sanığın TCK"nın 106/1-1. cümle, 31/2 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 3 ay hapisten çevrili 1.800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu hükmün yalnızca sanık müdafisi tarafından temyiz edildiği,
Anlaşılmıştır.
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun, 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 305/1. maddesine göre ceza mahkemeleri tarafından verilen hükümler temyiz yoluna tabidir. İnceleme tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK"nın 223. maddesinde de hükümler; "Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi, davanın reddi, davanın düşmesi" olarak sayılmıştır.
Hüküm niteliğinde bulunmamakla birlikte bazı kararların da kanun yolu bakımından temyizinin mümkün olduğu kabul edilmiştir. Örneğin; adli yargı dışında bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararları, geri verme talebi ile ilgili kararlar hüküm niteliğinde olmamakla birlikte temyizi kabildir.
Hükümlerin temyiz edilebilmeleri kural, temyiz edilememeleri ise istisnadır. Anılan istisna, hukuk devletinde kabulü mümkün ve meşru bir amaçla, Anayasa"nın 36. maddesinde düzenlenen "Hak arama hürriyeti" ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin altıncı maddesinde hüküm altına alınan mahkemelere erişim hakkının özüne zarar vermeyecek şekilde ve orantılı olmalı, ayrıca kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmalıdır.
1412 sayılı CMUK"nın 305. maddesinin birinci fıkrasında, ceza mahkemeleri tarafından verilen hükümlerin temyiz olunabileceği belirtildikten sonra bu kuralın istisnaları maddenin ikinci fıkrasında;
"1- İki milyar (iki bin) liraya kadar para cezalarına dair olan hükümler,
2- Yukarı sınırı on milyar (on bin) lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,
3- Bu kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler,
Temyiz olunamaz" şeklinde düzenlenmiştir.
İki milyar (iki bin) TL"ye kadar (bu miktar dâhil) para cezalarına ilişkin hükümlerin temyiz edilemeyeceğine dair 1412 sayılı CMUK"nın 305. maddesinin ikinci fıkrasının birinci bendinin Anayasa Mahkemesinin 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 23.07.2009 tarih ve 65–114 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra ister hapis cezasından çevrilen isterse doğrudan verilen adli para cezasına ilişkin hükümlerin 14.04.2011 tarihine kadar hiçbir miktar gözetilmeksizin ve 14.04.2011 tarihli ve 27905 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanu"nun 23. maddesi ile 5271 sayılı CMK"nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde; "Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen 3.000 Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı istinaf yasa yoluna başvurulamaz" şeklinde gerçekleştirilen değişiklik ve aynı Kanun"un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen; "Bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz" biçimindeki geçici ikinci madde göz önünde bulundurulduğunda da, 14.04.2011 tarihinden sonra doğrudan hükmolunan 3.000 TL"den fazla adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümleri yönünden temyiz yolu açık hâle gelmiştir.
1412 sayılı CMUK"nın 305. maddesinin birinci fıkrasındaki kesinlik sınırını, maddede belirtilen kesinlik sınırları içinde kalmak şartıyla başkaca hiçbir hak sınırlaması sonucunu doğurmayan para cezasına ilişkin hükümlerle sınırlı olarak yorumlamak gerekmektedir.
Diğer taraftan temyizen incelenemeyen kesin nitelikteki bir hükümdeki açık hukuka aykırılıklar, söz konusu hükme temyiz edilebilirlik vasfı kazandırmayacaktır. Zira 1412 sayılı CMUK"nın 315. maddesi uyarınca temyiz istemi üzerine, hükmü veren mahkemece hükmün temyizinin mümkün olup olmadığı, yasal süresinde açılmış temyiz davası bulunup bulunmadığı, istemde bulunanların temyize hak ve yetkileri bulunup bulunmadığı değerlendirilerek bu şartlardan birinin eksik olduğunun tespiti hâlinde öncelikle temyiz isteminin reddine karar verilecektir. Mahkemece bu hususlarda hatalı ya da eksik değerlendirme yapılması veya hiç değerlendirme yapılmaması hâllerinde ise Yargıtay tarafından işin esasına geçilmeden önce bu üç husus, 1412 sayılı Kanunun 317. maddesi uyarınca değerlendirilip temyiz şartlarının bulunup bulunmadığı belirlenecek ve temyiz şartlarının varlığının tespiti durumunda temyiz incelemesi yapılacaktır. Aksinin kabulü, hukuka aykırılık taşıyan her hükmün temyizen incelenebileceği sonucunu doğuracaktır.
Kanun koyucunun kesin nitelikteki hükümlerin temyiz edilememesine ilişkin düzenlemesinin sebebi, bu kararların her zaman isabetli bulunacağı ve bünyelerinde bir hukuka aykırılık barındırmayacakları kabulüne dayanmamaktadır. Hukuk sistemi her sorunun çözümünü kendi içinde üretmiştir. Bir hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan kanun yoluyla giderilmesi imkânının bulunmadığı ahvalde bu aykırılıkların 5271 sayılı CMK"nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenen kanun yararına bozma yoluyla giderilmesi imkânı bulunmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun 12.03.2013 tarihli ve 1515–102 ile 21.12.2010 tarihli ve 230–264 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında açıkça vurgulandığı gibi kesin nitelikteki hükümler ancak kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermek şartıyla, suç vasfına yönelik ya da suç niteliği doğru belirlenmesine rağmen yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan cezaların verildiği hükümlere karşı yapılan aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabilecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Yerel Mahkemece sanık hakkında tehdit suçundan TCK"nın 106. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi uyarınca temel cezanın "6 ay hapis" şeklinde belirlenmesinden sonra aynı Kanun’un yaş küçüklüğü ve seçenek yaptırımlara ilişkin hükümleri uygulanıp sonuç cezanın 1.800 TL adli para cezası olarak belirlenen bu hükümde; suç vasfına ilişkin veya hükmün kesinlik sınırını aşacak nitelikte bir müeyyide içermesi gerektiği yönünde aleyhe temyiz bulunmaması ve 1412 sayılı CMUK"nın 305. maddesinin ikinci fıkrasının birinci bendinin Anayasa Mahkemesinin 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 23.07.2009 tarihli ve 65–114 sayılı kararı ile iptal edilmesi nedenleriyle, 07.10.2010 tarihine kadar 5237 sayılı TCK uyarınca verilen iki milyar (iki bin) TL"ye kadar (bu miktar dâhil) para cezalarına ilişkin hükümler temyiz edilemeyeceğinden, 23.09.2010 olan karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 2.000 TL’nin altında kalan 1.800 TL’den ibaret adli para cezasına ilişkin bu hükmün temyiz kabiliyetinin bulunmadığı kabul edilmeli ve bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 09.04.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.