(Kapatılan)3. Ceza Dairesi 2020/14657 E. , 2020/19975 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Mağdurlar vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Mağdurlar ..., ... ve ...nin suç ve ifade tarihinde 15 yaşından küçük olmaları nedeniyle şikayet ve davaya katılma haklarının kanuni temsilcilerine ait olduğu ve mağdurların kanuni temsilcilerinin 21.06.2016 tarihli celsede, sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan ettikleri anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.05.2014 tarih, 2013/287 Esas ve 2014/273 Karar sayılı kararına göre; 15 yaşından küçük kişiler ile ilgili olarak mağdurun kanuni temsilcisi ile mağdura 5271 sayılı CMK"nin 234/2. maddesi uyarınca görevlendirilen vekilin iradelerinin çelişmesi halinde, mağdurun kanuni temsilcisinin iradesine üstünlük tanınması gerektiği dikkate alındığında, yaşı küçük mağdurlara 5271 sayılı CMK"nin 234/2. maddesi gereğince atanan zorunlu vekilin katılan sıfatı ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından, mağdurlar zorunlu vekili tarafından yapılan temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun"un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Öğretmen olan sanığın, ödevlerini yanlış yaptıkları gerekçesiyle öğrencileri olan mağdurları tahtaya kaldırarak, defterlerinden ödevlerine dair sayfaları yırtıp, buruşturarak, mağdurlara verip yemelerini istemesi, mağdurların ağızlarında bir süre bu sayfaları çiğnedikten ve bir kısmını yuttuktan sonra, sanığın kağıtları çöpe tükürmelerini söylemesi üzerine kağıtları çöpe çıkardıkları, akabinde sanığın mağdurları tahta önünde bir süre tek ayak şeklinde beklettiği olayda; Mağdurların olayın akabinde kollukta alınan birbiri ile uyumlu beyanları ve yine mağdurların beyanı ile uyumlu tanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..."in kollukta alınan ifadeleri uyarınca, sanığın eyleminin sübut bulduğu ve sanığın mağdurlara yönelik süreklilik arz etmeyen, belli bir süreç içerisinde gerçekleşmeyen bir kez kağıt yedirme ve tek ayak şeklinde bekletme şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK"nin 232/2. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçu kapsamında olup olmadığı hususu da tartışılarak, sonucuna göre sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, sanığı suçtan kurtarmaya yönelik değişen beyanlara itibar edilerek, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
b) (a) bendinde belirtilen bozma nedenine uyulması halinde; sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” ya da TCK"nin 232/2. maddesi kapsamında yer alan "Kötü Muamele" suçlarına ilişkin olduğu ve bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarlarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası” ve " bir yıla kadar hapis cezası"na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinin “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmüne, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibarıyla Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası"nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK"nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun"un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun"un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 23.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.