Abaküs Yazılım
14. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/3104
Karar No: 2021/3838
Karar Tarihi: 08.06.2021

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2019/3104 Esas 2021/3838 Karar Sayılı İlamı

14. Hukuk Dairesi         2019/3104 E.  ,  2021/3838 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


    Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 27/12/2006 gününde verilen dilekçe ile mirasta denkleştirme talebi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20/12/2018 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili ve davacı ..., diğer taraftan duruşmasız olarak davalı ... vekili ve davalı ... vd. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 01/06/2021 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı ... vekili Av. ... ..., davalı ... ... vekili Av. ... ve bir kısım davalı vekili Av. ... ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    KA R A R
    Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 669. maddesi uyarınca mirasta denkleştirme istemine ilişkindir.
    Davacılar vekili, müvekkilleri ve davalıların ortak murisi ...’un 28.12.2005 tarihinde öldüğünü, murisin 1974 yılında iki kardeşi ile birlikte sahibi olduğu ... ... ve Kardeşleri isimli şirketteki kardeşlerinin hisselerini oğulları davalı ... ve ... adına satın almak suretiyle, onları adı geçen şirkete ortak ettiğini ve şirketin adını ... ... ve Oğulları olarak değiştirdiğini, şirketin türünün ise 1994 yılında ticaret mahkemesi kararıyla .... San A.Ş. olarak değiştiğini, murisin bu şirketteki bir kısım hissesini çocukları davalılar ..., ... ... ve ...’a devrettiğini, murisin çocukları davalılar ..., ..., ... ... ve ... ile birlikte 1992 yılında .... A.Ş. isimli şirketi kurduğunu, murisin ölümünden önce .... San. A.Ş.’nin bu şirkette %50 oranında pay sahibi olduğunu ve murisin bir kısım hissesini davalılar ... ..., ... ve ...’a devrettiğini, bunların yanı sıra murisin davalılar lehine pek çok taşınır ve taşınmazda karşılıksız kazandırmada bulunduğunu, ... A.Ş. ve .... Taah. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin kurulması sırasında davalılara kuruluş sermayesi verdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere muris tarafından davalı mirasçılar lehine, miras paylarına mahsuben yapılan sağlararası kazandırmaların iade tarihindeki değerlerinin tespiti ile bu değerler üzerinden paylaştırmaya esas olmak üzere terekeye iadesine, tenkis haklarının saklı kalmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ..., 18.01.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile mahkemece tahsil hükmü kurulması halinde hükmedilecek miktara dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmiştir. 23.10.2018 tarihli duruşmada davacı taraf, .... San. A.Ş. ve .... A.Ş.’deki tüm hisselerin murise ait olduğu kabul edilerek tüm mirasçıların hisselerinin terekeye aynen iadesine, terekenin eşit paylaşımına ve yüzde on bir oranında tüm mirasçılara denkleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Bir kısım davalı vekili, hak düşürücü sürenin dolduğunu, dava dilekçesinde sözü edilen edimlerin hiçbirinin karşılıksız olmadığını, taşınır ve taşınmazların hiçbirinin mirasbırakan tarafından davalılara devredilmediğini, bedeli ödenmek suretiyle 3. kişilerden satın alındığını ve davalılardan ... ile ...’a yapılan kazandırma olmadığını; davalı ... ... vekili ise, müvekkiline ait dava konusu şirket hisselerinin bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini ve söz konusu şirketlerde müvekkilinin çalıştığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, davanın reddine dair verilen ilk kararın, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.01.2014 tarih, 2013/25017 E-2014/573 K sayılı ilamı ile, “Dava, mahkemece de kabul edildiği üzere denkleştirmeye ilişkindir. (TMK md. 669-675) Mirasta iade davasının açılabilmesi için terekenin paylaşılmış olması mecburiyeti bulunmamaktadır. Paylaşmadan önce, paylaşma sırasında veya paylaşmadan sonra mirasta iade davası açılabilir. Mirasta denkleştirme istemi mirasın paylaşılması tamamlanana kadar gerçekleştirilebilir. Başka bir anlatımla mirasta denkleştirme istemi miras paylaşılmadığı sürece zamanaşımına uğramaz. Mirasın taksimi halinde ise taksimin yapılmasından itibaren on yıllık zamanaşımı süresi içinde mirasta denkleştirmenin istenmesi gerekir.Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında; tarafların ortak murisi olan ...’un 28.12.2005 tarihinde öldüğü, davacılar tarafından 27.12.2006 tarihinde bu davanın açıldığı, bu davadan önce ve sonra murisin terekesinin taksimine yönelik ortaklığın giderilmesi davalarının ikame edildiği, yani iş bu dava tarihi itibariyle murisin terekesinin henüz paylaşılmadığına göre zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. O halde, taraf delillerinin mirasta iadeye (TMK md. 669-675) yönelik olarak değerlendirilerek, gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, mirasın taksimi talep edilmedikçe denkleştirmenin yapılmayacağı gerekçesiyle davanın reddi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş; karar düzeltme istemi Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.12.2014 tarih 2014/25145 E-2014/26168 K sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
    Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne 2.087,777,78 TL’nin davalılardan alınarak terekeye iadesine ve mirasçılara mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında taksimine karar verilmiştir.
    Hükmü, davacı ... vekili ve davacı ... duruşmalı; diğer taraftan davalı ... ... vekili ile bir kısım davalı vekili duruşmasız temyiz etmiştir.
    Türk Medeni Kanununun 669. maddesinde, “Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça denkleştirmeye tabidir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 671. maddesinde, “ Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir. Mirasbırakanın bu kurala aykırı tasarrufları ve mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.” hükmü yer almaktadır.
    Mirasta iadenin konusu bakımından, genel olarak üç şart aranır. Birincisi, karşılıksız bir kazandırıcı işlem bulunmasıdır. İkincisi, bu işlemin mirasbırakan tarafından ve mirasbırakanın malvarlığından yapılmış olması ve sonuçlarının mirasbırakanın sağlığında meydana gelmiş olmasıdır. Üçüncüsü ise, karşılıksız kazandırıcı işlemin mirasçının miras hakkına mahsuben yapılmış olmasıdır.(..., ...)
    Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; mahkemece yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
    Mirasçı lehine yapılan karşılıksız kazandırıcı işlem miras bırakan tarafından yapılmalı ve onun malvarlığından çıkmış olmalıdır, yani kazandırma doğrudan yapılmalıdır. Başka bir anlatımla, mirasbırakan tarafından üçüncü kişiye yapılan kazandırma sonucunda üçüncü kişi miras bırakanın yasal mirasçısına sağlararası karşılıksız kazandırma yapsa bile o yasal mirasçı denkleştirmeyi sağlamak için aldığını terekeye geri vermekle yükümlü değildir.(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi,27.09.1979 tarih, 1979/4565 E-6668 K)Bu ilke doğrultusunda, davalılar ... ve davalı ...’un 1974 yılında murisin kardeşleri ... ve ...’dan devraldıkları şirket hisseleri muris tarafından davalılara devredilmediğinden denkleştirmeye tabi olmadığı halde, bu hisselerin değerinin denkleştirmeye tabi kılınması doğru olmamıştır.
    Öte yandan, mirasta iade ile sorumlu mirasçının, Türk Medeni Kanununun 671. maddesi gereğince, iki seçimlik hakkı bulunmaktadır. Buna göre, mirasçı ya almış olduğu kazandırmayı miras ortaklığına aynen iade eder ve diğer mirasçılarla birlikte taksime katılır yada almış olduğu kazandırmayı muhafaza eder ve bunun kıymeti onun miras hissesinden indirilmek suretiyle mirasta denkleştirme yapılır. (İmre-Erman, s.531)Buradaki seçim hakkı iade ile sorumlu mirasçıya aittir.( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 23.09.1987 tarih, 1987/2-10 E-665 K)Somut olayda, mahkemece davalılara bu husustaki seçimlik haklarından hangisini tercih ettikleri sorulmuş olup, davalılardan ... ... seçim hakkını aynen iade yönünde kullanmıştır. Mahkemece, adı geçen davalının bu tercihi dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Bunların yanı sıra, dosyada bulunan ticaret sicil gazetelerinin incelenmesinde; muris ...’un %40, davalı ...’un %30 ve davalı ...’un %30 hisse sahibi olduğu ... ve Oğulları Şirketinin, 28.01.1974 tarihli asliye ticaret mahkemesi kararıyla tür değiştirdiği ve .... San. A.Ş. ünvanını aldığı, şirketin bir kısım sermayesinin ... ve Oğulları Şirketi’nden geldiği, kalanının 1/4’ünün ortaklar tarafından nakden ödendiği, ortaklardan muris ...’un %37, ...’un %30, ...’un %30, ...’un %1, ... ...’ın %1 ve ...’un %1 oranında hisse sahibi olduğu; 1992 yılında muris ... ile davalılar ..., ..., ... ... ve ... tarafından .... A.Ş.’nin kurulduğu, şirketin sermayesinin 1/4’ünün ortaklar tarafından nakden ödendiği; 2005 yılında .... San A.Ş.’nin %50 oranında, davalı ...’un ise %4 oranında hisse ile bu şirkete ortak olduğu ve muris ...’un %26 olan hissesinin %6, davalılar ... ile ...’un %26 olan hisselerinin %13, ... ...’ın %12 olan hissesinin %7,5, ...’un %10 olan hissesinin ise %6,5’e düştüğü anlaşılmıştır. Ayrıca bilirkişi raporlarında, sermaye artışlarının tamamına yakınının şirketin değer artış fonundan karşılandığı belirlenmiştir. Bu tespitler karşısında, söz konusu şirketlerin kuruluşu, tür değiştirmesi ve sermaye artırımında davalı mirasçıların şirketlerdeki paylarının bedellerinin şahsi malları ile karşılanıp karşılanmadığı belirlenmeden; başka bir anlatımla, bir kısım davalının bu şirketlerde aslen ve devren edindiği pay sahipliğinin denkleştirmeye tabi olup olmadığı hususu değerlendirilmeden, bu payların bedellerinin tamamının muris tarafından ödendiği kabul edilerek hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
    Ayrıca, mirasta denkleştirme davası ile miras bırakanın yasal mirasçılarına yaptığı sağlararası karşılıksız kazandırmaların belirli koşullar gerçekleştiğinde geri verilmesi istenebilir. O halde denkleştirme borçlusu miras bırakan tarafından lehine sağlararası kazandırma yapılan yasal mirasçıdır. Dosya içeriğinden, miras bırakan tarafından davalılar ... ... ve ...’a temlik edilen şirket hissesi bulunmadığı anlaşıldığından bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi de doğru değildir.
    Kabule göre de; mahkemece her bir mirasçının terekeye iade ile sorumlu olduğu kazandırmalar ayrı ayrı belirlenerek buna göre hüküm kurulması gerekirken, terekeye iadesine karar verilen 2.087,777,78 TL’nin tüm davalılardan alınmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
    Mahkemece, değinilen hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ve araştırmayla, yetersiz ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... vekili, davacı ..., davalı ... ... vekili ve bir kısım davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 3.050,00TL"nin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 3.050,00TL"nin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi