20. Hukuk Dairesi 2015/630 E. , 2015/10941 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Demirköy Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/06/2014
NUMARASI : 2013/238-2014/207
DAVACI : Hazine
DAVALI : E.. S..
MÜDAHALE TALEBİNDE
BULUNAN : Orman Yönetimi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine, müdahale talebinde bulunan Orman Yönetimi ve davalı kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2003 yılında yapılan kadastro sırasında Demirköy ilçesi, Hamdibey köyü 101 ada 147 parsel sayılı 12404,49 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Temmuz 1994 tarih 2 sıra numaralı tapu kaydına istinaden tarla niteliğiyle davalı adına tespit ve tescil edilmiş, 102 ada 23 parsel sayılı 6590,84 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Eylül 1997 tarih 22 sıra numaralı tapu kaydına istinaden tarla niteliğiyle dava dışı kişi adına tespit ve tescil edilmiş, satış yoluyla davalıya intikal etmiş, 102 ada 24 parsel sayılı 11054,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Haziran 1994 tarih 16 sıra numaralı tapu kaydına isitanden tarla niteliğiyle dava dışı kişi adına tespit ve tescil edilmiş, satış yoluyla davalıya intikal etmiş, 106 ada 10 parsel sayılı 9183,34 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Nisan 1955 tarih 9 sıra numaralı tapu kaydına istinaden tarla niteliğiyle, 106 ada 45 parsel sayılı 9881,47 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Nisan 1955 tarih 8 sıra numaralı tapu kaydına istinaden tarla niteliğiyle, 106 ada 46 parsel sayılı 9974,42 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Ekim 1995 tarih 14 sıra numaralı tapu kaydına isitanden tarla niteliğiyle dava dışı kişi adına tespit ve tescil edilmiş, 106 ada 10, 45 ve 46 sayılı parseller tevhit yoluyla birleştirilerek 106 ada 114 parsel sayılı 29039,23 m² yüzölçümlü tarla niteliğiyle satış yoluyla davalıya intikal etmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazların zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluşmadığı ve orman olduğu, kayıt miktar fazlası bulunduğu iddiasıyla dava açmış, Orman Yönetimi taşınmazların orman olduğu iddiasıyla davaya müdahale talebinde bulunmuş; mahkemece, dava konusu 102 ada 23, 24 ve 106 ada 114 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, dava konusu 101 ada 147 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacının davasının kabulü ile taşınmazın (G) harfi ile gösterilen 2292,49 m²"lik kısmına ilişkin tapunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine, müdahale talebinde bulunan Orman Yönetimi ve davalı kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1966 yılında seri bazda yapılan orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılıp kesinleşen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
1) Müdahale talebinde bulunan Orman Yönetiminin temyiz istemi yönünden; Orman Yönetiminin usûlüne uygun bir katılımı veya usûlünce açılmış bir davası bulunmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı Hazinenin 102 ada 23 ve 24 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman bilirkişi raporuna göre, çekişmeli taşınmazların 1966 yılında kesinleşen orman kadastrosunda iç parsel olarak orman sınırı dışında bırakıldığı, eski tarihli resmî belgelerde de orman sayılmayan yerlerden olduğu, tespite esas alınan değişir sınırlı tapu ile taşınmazların yüzölçümü karşılaştırıldığında kayıt miktar fazlalığı var ise de, incelenen resmî belgelere göre öncesi itibarı ile hiçbir zaman orman olmadığının belirlendiği, 1966 yılında orman kadastrosunun kesinleşmesiyle tapudaki orman sınırının sabit hale geldiği ve üzerinden 20 yıldan fazla zaman geçtiği, dolayısıyla artık kayıt miktar fazlasının ormandan kazanıldığından sözedilemeyeceği gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, Hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
3) Davacı Hazinenin 106 ada 114 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden;
Mahkemece yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki, davalının dayanağı tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren getirtilerek, yöntemince taşınmaza uyup uymadığı saptanmadığı gibi, ormancı bilirkişi tarafından taşınmazın konumu hava fotograflarında gösterilmediği için denetlenememektedir. Yetersiz araştırma ve incelemeye, denetlenemeyen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
O halde; davalının dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri, varsa harita veya krokisi, revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel ve dayanakları, taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ile hem eski tarihli, hem de arazi kadastrosu tespit tarihinden 15 - 20 yıl önce düzenlenmiş memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı dava konusu taşınmazlar ve etrafını gösterir ve o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek yerine uygulanıp taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı kroki düzenlettirilmeli, yine taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) eski ve tesbit tarihten 15-20 yıl önce düzenlenen memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskopik yöntemle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliği belirlenmeli, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; dayanak tapu kaydının yaşlı ve yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler aracılığıyla zemine uygulanmalı; bilinmeyen sınırlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı; bilirkişi ve tanıklardan her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgiler alınmalı; tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyup uymadığı belirlenmeli; uygulama, fen bilirkişi tarafından düzenlenecek krokide tapu kaydı gösterilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve dayanak tapu kaydın dava konusu taşınmazı kapsamadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri nazara alınarak, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
4) Davalı kişi ve davacı Hazinenin 101 ada 147 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden; Mahkemece verilen karar, usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın beyanlar hanesinde "Ziraat Bankası" lehine ipotek şerhi verildiği anlaşılmaktadır. Davada davalı sıfatının tapu maliki ile ipotek sahibi olarak adı yazılan Ziraat Bankası A.Ş."ne ait olması gerekirdi. Ancak, davacı dava dilekçesinde davalı olarak sadece tapu malikine husumet yönelterek dava açmıştır. Bu nedenle, ipotek sahibi olan Ziraat Bankası A.Ş. davaya dahil edilerek taraf oluşturulup savunma ve delilleri de sorulduktan sonra tüm delillerle birlikte değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenip yazılı olduğu gibi karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ : 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin REDDİNE; temyiz harcının istek halinde iadesine,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı Hazine"nin 102 ada 23 ve 24 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu parsellere ilişkin hükmün ONANMASINA,
3) Üçüncü bentde açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin 106 ada 114 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu parsele ilişkin hükmün BOZULMASINA,
4) Dördüncü bentde açıklanan nedenlerle; davalı kişinin ve davacı Hazinenin 101 ada 147 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu parsele ilişkin hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 11/11/2015 günü oy birliği ile karar verildi.