9. Hukuk Dairesi 2021/5196 E. , 2021/9601 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
...
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, asıl işvereni olan davalı şirketin elektrik kesme bağlama işini her sene ihale ederek alt işveren şirketlere verdiğini, davacının 21.09.2009 tarihinde çalışmaya başladığını, 29.02.2012 tarihinde işine haksız bir şekilde son verildiğini, bunun üzerine işe iade davası açtığını, ... 3.İş Mahkemesinin 2012/157 esas 2012/198 karar sayılı dosyası ile işe iade kararı verdiğini, kararının Yargıtay denetiminden geçerek onandığını, davacının süresi içerisinde müracaat edilmesine rağmen işe başlatılmadığını, çalışma süresinin 4 aylık boşta geçen süre kadar uzatılması gerektiğini, müvekkilinin çalışma süresinin 21.09.2009 tarihinden 29.02.2012 tarihine kadar 2 yıl 5 ay 8 gün olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti ve ödenmeyen ücret alacaklarını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ...Ş. vekili, davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkil şirket nezdinde bir alacağının bulunmadığını, müvekkil kurumun kesme bağlama işini ihale ile başka bir şirkete verdiğini, davacı ile müvekkil şirket arasında imzalanmış bir hizmet akdinin bulunmadığını, müvekkili kurumun bu davada taraf sıfatı bulunmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının işe alınmasında veya işten çıkarılmasında müvekkil şirketin bir rolünün olmadığını, davacının çeşitli şirketlerde çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti :
Mahkemenin ilk kararının davalı tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi"nin 26.06.2016 tarih ve 2017/13987 esas, 2018/15781 Karar sayılı ilamı ile; davanın 17.03.2010 tarihinden önceki dönem için derdestlik sebebi ile dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği, davacının usulüne uygun işe başlatılma başvurusunda bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, davacının işe başlatılmaya ilişkin başvurusunun usulüne uygun tebliğ edilmediği, işe başlatılma başvurusu usulüne uygun tebliğ edilmeyen işverenin işe başlatma yükümlülüğünden söz edilemeyeceği, iş sözleşmesinin feshedilip edilmediği ortaya çıkmadan boşta geçen sürenin kıdeme esas süreye eklenmesi ve işe başlatılmama tarihindeki ücretin hesaplamaya esas alınmasının doğru olmayacağı gerekçeleri ile bozulmuş, bozmaya uyan mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının tarafların temyizi üzerine bu kez Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi"nin 21.01.2020 tarih ve 2019/6018 esas, 2020/914 karar sayılı ilamı ile, 29.02.2012 tarihli fesih beyanı esas alınmak suretiyle; bu tarihteki hizmet süresi ve ücreti üzerinden uyuşmazlık konusu kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle karar tekrar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmiş ve bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece her ne kadar bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilememiştir. Şöyle ki, kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep (kazanılmış) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bozulan bir hükmün, bozma sebepleri dışında kalan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle; kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Zira, kesinleşmiş olan kısımlar, lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak teşkil eder.
İlk bozmadan sonra verilen mahkeme kararında davacının yıllık izin ücreti alacağının reddine karar verilmiş olup, bu karar taraflarca temyiz edilmiş ve Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi"nin 21.01.2020 tarih ve 2019/6018 esas, 2020/914 karar sayılı ilamı ile, sadece kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınması gerektiği yönünde karar bozulmuştur. Böylece yıllık izin ücretinin reddine ilişkin davalı lehine usuli müktesep hak oluşmuştur. Bu nedenle mahkemenin bozmaya uyulmasına karar vermesine rağmen yıllık izin ücretini de hüküm altına alması usuli müktesep hak ilkesine aykırılık teşkil etmekte olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.