
Esas No: 2018/381
Karar No: 2019/346
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/381 Esas 2019/346 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 13. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 712-306
Sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından açılan ve birleştirilerek devam olunan kamu davalarında yapılan yargılama sonucunda, hırsızlık iddiasına konu eylemin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturduğu kabul edilerek, sanıkların TCK"nın 165, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına, ayrıca sanık ... hakkındaki cezanın aynı Kanun"un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 30.03.2012 tarihli ve 452-212 sayılı hükümlerin, sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 13. Ceza Dairesince 09.09.2014 tarih ve 36221-24620 sayı ile;
"...Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Katılanın çalınan 24.000 TL değerindeki aracının sahte plaka ve ruhsat düzenlenmiş vaziyette sanıkların kullanımındayken yakalandığı, sanıkların suç konusu aracı açık kimlik bilgilerini ve adresini bilmedikleri bir şahıstan satın aldıkları yönünde savunma yaptıklarının anlaşılması karşısında; oluşa ve dosya içeriğine göre, sanıkların eylemlerinin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliğinden, ceza süresi bakımından sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulması kaydıyla bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel Mahkeme ise 28.05.2015 tarih ve 712-306 sayı ile;
"...Olayımızda önem arz eden husus, sanıkların kolluk görevlilerinden kaçma ve suçlarını gizleme çabalarının, hangi suçu gizlemeye yönelik olduğunun belirlenmesidir. Gerçekten de otomobil hırsızlığını gerçekleştiren şahıslar ile otomobilin çalıntı olduğunu bilerek kabul eden şahısların davranışlarını ayırt etmek mümkün olmayıp her iki hâlde de suçlarının açığa çıkmamasını ve yakalanmaktan kurtulmayı sağlamak için çalıntı bir otomobile sahte plaka ve ruhsat çıkarılması ve kolluk görevlilerinin müdahalesi hâlinde kaçmaya çalışma yönünde davranışlar sergilemeleri özel olayımızda olduğu gibi doğal olmak gerekir. Hatta hırsızlık suçunu işleyen şahısların amaçları çoğunlukla faydalanmak ve haksız kazanç elde etmek olup bu amaca uygun olarak da çalınan bir aracın satılarak veya başka bir şekilde elden çıkarılması yönünde davranışlarda bulunulması gerekir. Suç konusu aracı çaldıkları kesin olarak anlaşılamayan sanıkların eylemlerinin, çalıntı olduğunu bildikleri bir aracı satın alıp kabul etme olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmüştür. Kaldı ki, "Şüphe, sanık lehine yorumlanır." ilkesinin de bu tür değerlendirme yapılmasını gerekli kıldığı kabul edilmiştir." şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanıkların mahkûmiyetlerine karar vermiştir.
Bu hükümlerin de sanıklar müdafisi ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.11.2015 tarihli ve 337279 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 910-1345 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 13. Ceza Dairesince 09.07.2018 tarih ve 347-10655 sayı ile; direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından verilen beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme sanıklar hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan verilen hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık;
Sanıklara atılı suçun nitelendirilmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle,
1- Sanıkların, suç tarihinde olay yerinde olmadıklarına ilişkin savunmalarının doğru olup olmadığı, bu bağlamda ayrıca sanık ... bakımından suçun sabit olup olmadığı,
2- Sanık ... hakkında aynı eylem nedeniyle mükerrer dava açılıp açılmadığı,
Hususlarının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulup kurulmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Katılan ..."ın, 31.08.2008 tarihinde ikametinde hırsızlık olayı meydana geldiği yönünde müracaatta bulunması üzerine soruşturmaya başlanıldığı,
Olay yeri inceleme raporunda; hırsızlık olayının binanın giriş katında bulunan dubleks dairede meydana geldiği, katılanın uyuduğu sırada salon penceresinin kilit kısmının zorlanmak suretiyle açılıp içeriye girildiği, bir adet dijital fotoğraf makinesi ile ikametin üst katında bulunan yatak odasındaki komodin üzerinden bir adet... marka... seri numaralı tabanca ve içinde 200 TL, bir adet Nokia marka cep telefonu ve ... plakalı araca ait anahtarın bulunduğu bayan çantasının çalındığı ve bu anahtar ile ikamet önünde park hâlinde bulunan aracın götürüldüğünün tespit edildiği, yapılan inceleme sonucunda herhangi bir iz ve bulguya rastlanılmadığı bilgilerine yer verildiği,
Görgü tespit tutanağında; ikamete, salon penceresinin açılması suretiyle girildiği, ikamet içerisinde herhangi bir dağınıklık olmadığının bildirildiği,
GSM operatörleri tarafından İmei numarası bildirilen katılana ait cep telefonun suç tarihinden sonra görüşme kaydına rastlanmadığının belirtildiği,
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.03.2009 tarih ve 147481 sayı ile katılanın çalındığını iddia ettiği cep telefonunun suç tarihinden sonra kullanıldığının tespit edilememesi nedeniyle cep telefonuna yönelik iddia bakımından ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği,
Katılanın ikametinde meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili soruşturma devam ettiği sırada Şanlıurfa ili Siverek ilçesinde 17.11.2009 tarihinde saat 10.30 sıralarında gelen bir anons üzerine park hâlinde bulunan... plakalı araçtan şüphelenilerek yapılan incelemede, aracın gerçekte ... plakalı olup 31.08.2008 tarihinde Ankara ilinden çalındığının tespit edilmesi üzerine aracı kullanan şahsın araştırılmaya başlandığı, aracın yanında beklemekte olan ... isimli şahsa seslenildiği, bu sırada Servet"in, güvenlik güçlerini fark ederek panikleyip kaçmaya başladığı, kovalamaca devam ederken belinde bulunan silahı çıkartarak yakındaki bir iş yerinde bulunan İsmail Karakuş isimli şahısa verdiği sırada yakalandığı, Polis Merkezine götürülerek yapılan üst aramasında montunun iç sağ cebinde 17,50 gram esrar bulunduğu, ele geçirilen araç içerisinde yapılan kontrollerde aracın ruhsatının incelendiği, 10.11.2009 tarihinde TÜVTÜRK araç muayene istasyonunda çalışan ... ve ... isimli görevliler tarafından aracın muayene edilerek muayene raporunun 2011 yılına kadar geçerli olduğunun onaylandığı, ruhsat ve araç üzerinde bulunan şase ve motor numaraları kontrol edildiğinde farklılık saptandığı, aracın ruhsatında bulunan araç modeli kısımlarındaki tarihlerin de farklı olduğu, ruhsatta Kemal Hanecioğlu isimli şahsın araç sahibi olarak göründüğünün tutanak altına alındığı,
17.11.2009 tarihli tutanakta; ... plakalı araç üzerinde yapılan incelemede, sol ön kapı ve altının darbeli olduğu, sol stop lambasının kırık vaziyette olduğu, aracın arka tarafında çizik bulunduğu, başka bir iz ve emareye rastlanılmadığının belirtildiği,
18.11.2009 tarihli tutanakta; ... plakalı aracın, 10.11.2009 tarihinde sanık ... tarafından TÜVTÜRK muayene istasyonuna getirildiği, muayene sırasında diğer sanık ... ile kimliği tespit edilemeyen erkek bir şahsın da muayene istasyonunda beklediklerinin görüldüğü, görüntülerin fotoğraf ortamına aktarılarak tutanağa eklendiği,
01.12.2009 tarihli ekspertiz raporunda; ... sayılı plaka üzerinde bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü ve Türkiye Şoförler Odası adına basılı olan mühür izleri ile 15.12.2009 tarihli ekspertiz raporunda; ... plakalı araç adına düzenlenmiş motorlu araç trafik belgesi ve motorlu araç tescil belgesinin sahte oldukları ve iğfal kabiliyetini haiz olduklarının bildirildiği,
Teslim tesellüm tutanağına göre; ele geçirilen aracın, katılanın kasko bedelini sigorta şirketinden alması nedeniyle Anadolu Sigorta Şirketine teslim edildiği,
Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.02.2010 tarih ve 449-27 sayı ile sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan yürütülmekte olan soruşturmanın tefrik edilerek yetkisizlik kararı verildiği,
UYAP sisteminde yapılan araştırmada;
Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.02.2010 tarih ve 252-67 sayı ile ... hakkında özel belgede sahtecilik; ... hakkında 6136 sayılı Kanun"a muhalefet; ... hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak, 6136 sayılı Kanun"a muhalefet ve iki kez olmak üzere resmî belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı,
Siverek 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/47 esas sayılı dosyası kapsamında suç duyurusunda bulunulması üzerine Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.04.2010 tarih ve 799-179 sayı ile ... hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi; ... hakkında resmî belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmalarının talep edildiği,
Siverek 1. Asliye Ceza Mahkemesince, birleştirilerek devam olunan kamu davalarında yapılan yargılama sonucunda, 17.02.2011 tarih ve 47-48 sayı ile; ..."un kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak ve 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçlarından CMK"nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine; ..., ... ve ..."un resmî belgede sahtecilik suçundan TCK"nın 204/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına; ..."un 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçundan aynı Kanun"un 13/1 ve TCK"nın 62, 52/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; ... hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan TCK"nın 191/1-2-4-5. maddeleri uyarınca 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına; ..."un suç eşyasının satın alınması suçundan TCK"nın 165, 62, 52/2-4. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 1000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye, CMK"nın 231. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz edilmeksizin 17.02.2011 tarihinde kesinleştirildiği, Siverek 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen hükümlerin temyiz talebi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 05.10.2015 tarih ve 5505-29140 sayı ile ... ve ... hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına; ... hakkında kurulan hükmün ise eksik araştırma nedeniyle bozulmasına karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
Katılan aşamalarda; 31.08.2008 tarihinde saat 01.30 sıralarında uyuduğunu, ertesi sabah saat 07.00"de uyandığında alt katta bulunan salon penceresinin açık olduğunu fark etmesi üzerine ikametinde hırsızlık olayı meydana geldiğini anladığını, pencerede bir zorlama izi olmadığını, ikametin pencerelerinde demir korkuluk da bulunmadığını, Canon marka dijital fotoğraf makinesi, çeşitli giysiler, 200 TL, ... İmei numaralı ve içinde....... numaralı hat takılı olan Nokia marka N 2760 model cep telefonu, ruhsat sahibi olduğu tabancası, bu tabancaya ait şarjör ve mermiler ile aracının kontak anahtarının çalındığını, bu anahtarla ikametinin önünde park hâlinde bulunan ... plakalı 2008 model Nissan Micra marka... motor ve ... şase numaralı 24.000 TL değerinde olan aracının da götürüldüğünü, aynı zamanda aracının içinde oto ruhsatının bulunduğunu, hırsızlık eylemini gerçekleştiren şahıslardan şikâyetçi olduğunu, uzlaşmak istemediğini,
Tanık ... soruşturmada; TÜVTÜRK"te istasyon sorumlusu olduğunu, görevli elemanların araçları muayene edip gerekli kontrolleri yaptıktan sonra kendisine sundukları muayene raporlarını imzaladığını, bahse konu ... plakalı aracı 10.11.2009 tarihinde muayene ettiklerini, araç muayene raporundaki imzanın ve şirket kaşesinin kendisine ait olduğunu, ruhsatta yazılı şase numarası ile araç üzerinde bulunan şase numarasının farklı olduğuna dair bir bilgisinin bulunmadığını, araç muayene raporlarını ... ve Murat İlgen"in hazırladıklarını, ancak kamera kayıtlarından da anlaşıldığı üzere iş yoğunluğu sebebiyle..."in aracın kaptunu açıp şase numaralarını kontrol etmediğini, o gün bilgisayar sisteminin çökmesi nedeniyle bu karışıklığın meydana geldiğini, ... ve ... isimli şahısları tanımadığını,
Tanık ... soruşturmada; bahse konu aracı 10.11.2009 tarihinde muayene ettiklerini, teknik olarak sakıncalı bir durum görmediğini, bu hususları rapora yazdığını, iş yoğunluğundan şase numaraları arasındaki farklılığı anlayamadığını, araç muayene raporundaki imzanın kendisine ait olduğunu, bu iş yerinden önce bir süreliğine sanayide çalıştığını, ..."u da buradan simaen tanıdığını, Sinan"ın, aracın muayenesini yaptığı sırada kendisine herhangi bir sıkıntıdan bahsetmediğini, kendisinden bir yardım talebinde de bulunmadığını, o günkü yoğunluk sebebiyle böyle bir durum yaşandığını,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ... kollukta; kardeşi ..."un kullandığı bahse konu araç ile Siverek ilçesine kurbanlık almaya geldiklerini, kardeşinin, üzerinde bulunan silahı kendisine bırakarak kuyumcuya kadar gittiğini, daha sonra yanına gelen polislerin aracın kime ait olduğunu sorduklarını, kendisinin de kardeşine ait olduğunu söylediğini, üzerinde tabanca ve uyuşturucu bulunması nedeniyle panikleyerek kaçtığını, belinde bulunan silahı yakındaki bir iş yerinde bulunan İsmail Karakuş"a verirken yakalandığını, akabinde Polis Merkezine getirildiğini, burada yapılan üst aramasında montunun iç sağ cebinde yaklaşık olarak 17,50 gr esrar bulunduğunu, ele geçirilen uyuşturucu maddeyi, kendilerine ait olan tarlada ekip biçtiğini ve buradan esrar ihtiyacını tedarik ettiğini, uyuşturucu madde ticaretini yapmadığını, TÜVTÜRK muayene istasyonunda kardeşine ait aracın nasıl muayene edildiğini bilmediğini, bu istasyonda tanıdığı ve akrabası olan kimsenin bulunmadığını,
Cumhuriyet savcılığında; esrarın kendisine ait olmadığını, kardeşi Sinan"ın kullandığını, TÜVTÜRK istasyonuna ait kamera görüntülerinde yer alan şahsın kendisine benzediği, ancak kendisinin olmadığını,
Sanık ... soruşturmada; Siverek ilçesine kardeşi ... ile birlikte geldiğini, dedesinden kalan ruhsatsız tabancayı kardeşine bırakarak çarşıya gittiğini, döndüğünde kardeşinin polisler tarafından yakalandığını gördüğünü, ne olduğunu anlamak amacıyla hemen aracın yanına gitmediğini, daha sonra kardeşinin karakoldan kendisini arayarak yakalandığını söylemesi üzerine teslim olduğunu, 16.04.2009 tarihinde ehliyet almak amacıyla Diyarbakır"a gittiğini, Şehitlik Karakolunun 200 metre ilerisinde bulunan bir kahvehanede oturduğu sırada isminin... olduğunu söyleyen bir şahısla tanıştığını, şahsın, kahvehanenin önünde park hâlinde bulunan Nissan marka aracın kendisine ait olup satmak istediğini söylediğini, kendisinin de yanında sadece 4.000 TL olduğunu söylemesi üzerine..."ın “4000 TL"yi şimdi ver, geri kalan miktarı sonradan da verebilirsin.” şeklinde karşılık verdiğini, aralarında anlaştıklarını, kalan 10.000 TL için herhangi bir senet düzenlemediklerini, Nazım"ın açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediğini, isterse kendisini bu kahvehanede bulabileceğini söylediğini, ancak..."a kendi numarasını ve adresini verdiğini, bugüne kadar..."ın kendisini aramadığını, aracın çalıntı olduğunu bilmediğini, aracın muayenesini arkadaşı olan..."e yaptırdığını, muayene esnasında araç bilgilerindeki farklılığa dikkat etmediğini, kendisinin de esrar içtiğini, esrarı kendi bahçesinde yetiştirdiğini,
İfade etmişler,
Sanıklar ... ve ... yargılama aşamasında aynı yöndeki beyanlarında ise, duruşmadan vareste tutulmak istediklerini, atılı suçlamaları kabul etmediklerini, Ankara"ya hiç gitmediklerini, kullandıkları cep telefonlarının suç tarihinde Ankara"da sinyal verip vermediğinin araştırılmasını istediklerini savunmuşlardır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu"nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun"un 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkrayla büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanun"un 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun"un 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tabi kılınmıştır.
Başlangıçta yetişkin sanıklar yönünden yalnızca şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 5728 sayılı Kanun"un 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanun"un 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezalarına ilişkin suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, 6008 sayılı Kanun"un 7. maddesiyle maddenin 6. fıkrasının sonuna "Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." cümlesi, 6545 sayılı Kanun"un 72. maddesiyle de maddenin 8. fıkrasına "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." cümlesi eklenmiştir.
5560, 5728, 6008 ve 6545 sayılı Kanunlarla 5271 sayılı CMK"nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;
1) Suça ilişkin olarak;
a- Yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,
b- Suçun Anayasa"nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,
2) Sanığa ilişkin olarak;
a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması,
b- Yargılamaya konu kasıtlı suçun, sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin denetim süresi içinde işlenmemiş olması,
c- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
d- Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
e- Sanığın, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması,
Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Bu şartların varlığı hâlinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve on sekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur. İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması hâlinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması hâlinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmüdür. İkinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır.
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi uyarınca düşmesine karar verilecek, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise CMK"nın 231/11. maddesi gereğince hüküm açıklanacak, ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilecektir.
CMK"nın 231/5. maddesinde sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmadığı belirtilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sanığın belirli sürelerle denetime tabi tutulmasını öngörmesi, adli sicile işlenmese dahi kendisine mahsus bir sisteme kaydedilmesi, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmesi, yine müsadere, yargılama giderleri ve bu kapsamda vekâlet ücretinin sanığa yüklenmesi bakımından hukuki etkilerinin bulunması nedenleriyle bu karar esasında kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğurmaktadır. (Nur Centel-Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayıncılık, 13. Bası, İstanbul, 2016, s. 779-780)
Öte yandan, ceza muhakemesi yapılabilmesi için bir takım "olmazsa olmaz" (sine qua non) şartlar bulunmaktadır. Bu bağlamda, muhakeme yapılabilmesinin şartlarından birisi de "Non bis in idem" olarak ifade edilen, aynı fiilden dolayı verilmiş bir hükmün veya açılmış bir davanın bulunmamasıdır.
Kanunlarda açıkça yazılı olmamakla birlikte uygulamada yeri bulunan ve bir hukuk normu olarak doktrinde de kabul edilen "Non bis in idem" ilkesi, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunmayan 1412 sayılı CMUK"un 253. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Aynı konuda, aynı sanık için evvelce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine karar verilir.", karar tarihi itibariyla yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK"nın "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlıklı 223. maddesinin yedinci fıkrasında ise; "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, aynı fiil nedeniyle, aynı sanık hakkında önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, sonradan açılmış olan davanın reddine karar verilecektir.
"Non bis in idem" ilkesine uluslararası sözleşmelerde de yer verilmiş olup konu, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 7 numaralı Ek Protokolünün "Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı" başlıklı 4. maddesinin ilk fıkrasında; "Hiç kimse bir devletin ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkûm edilemez." şeklinde ifade edilmiştir.
Gelinen aşamada "Adil yargılanma hakkı" ilkesi de incelenmelidir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde hüküm altına alınan "adil yargılanma hakkı" hukukun üstünlüğü ile adalete erişimi koruyan ve kişilerin ceza muhakemesinin ilk aşaması olan soruşturmanın başından itibaren açık ve adil bir şekilde yargılanmalarını teminat altına alan mutlak bir hak olup kişilerin hukuk devleti kuralları içinde makul sürede yargılanmasını öngörür. Adil yargılanma hakkı hukuk devleti ilkesinin bir gereği olup, bireyler için bir hak, devlet için ise bir görevdir. Adil yargılanma hakkının amacı, yargılamanın doğru, hakkaniyete uygun ve adil bir biçimde yerine getirilmesini sağlamaktır.
Adil yargılama, ceza muhakemesi hukukunda, sanığa ve mağdura tanınan hakların tümü ve insan hakları ihlal edilmeden yapılan yargılama olarak tanımlanmakta olup soruşturma ve kovuşturma evrelerinin tamamında geçerli olan bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Daha önce soruşturma veya kovuşturmaya tabi tutulmuş olan bireyin, aynı fiilden dolayı tekrar soruşturmaya veya kovuşturmaya tabi tutulması ve hatta buna tâbi tutulabileceği endişesi taşıması adil yargılanma hakkı ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Anayasamızın 36. maddesinde güvence altına alınan bu ilkenin temelinde insan onurunun korunması yatmaktadır. Kişinin daha önce soruşturma ve kovuşturmaya tabi olduğu fiilden dolayı, önceden kanunla belirlenmiş istisnai şartlar gerçekleşmeden tekrar şüpheli veya sanık statüsüne sokulması, insan olmasından kaynaklanan varlığını yani onurunu zedeleyici niteliktedir.
Diğer taraftan, ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektedir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında ön sorunlara ilişkin uyuşmazlık konuları birlikte değerlendirildiğinde;
31.08.2008 tarihinde tespit edilemeyen bir vakitte katılanın giriş katında bulunan dubleks dairesinin salon penceresinin kilidi zorlanmak suretiyle açılıp içeriye girilerek, bir adet dijital fotoğraf makinesi ile ikametin üst katında bulunan yatak odasındaki komodin üzerinden bir adet... marka... seri numaralı tabanca ve içinde 200 TL, bir adet Nokia marka cep telefonu ve ... plakalı araca ait anahtarın bulunduğu bayan çantasının çalındığı ve bu anahtar ile ikamet önünde park hâlinde bulunan ... plakalı 2008 model Nissan Micra marka aracının götürüldüğü, olay yerinde yapılan incelemede herhangi bir iz ve bulguya rastlanılmadığı, katılanın ikametinde meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili soruşturma devam ettiği sırada Şanlıurfa ili Siverek ilçesinde 17.11.2009 tarihinde saat 10.30 sıralarında gelen bir anons üzerine park hâlinde bulunan... plakalı araçtan şüphelenilerek yapılan incelemede, aracın gerçekte katılana ait ... plakalı araç olup 31.08.2008 tarihinde Ankara ilinden çalındığının tespit edilmesi üzerine aracın yanında beklemekte olan sanık ... ile aracı kullandığı anlaşılan sanık ..."un yakalandıkları olayda;
Sanık ..."un, 16.04.2009 tarihinde ehliyet almak amacıyla Diyarbakır"a gittiğini, Şehitlik Karakolunun 200 metre ilerisinde bulunan bir kahvehanede oturduğu sırada isminin... olduğunu söyleyen bir şahısla tanıştığını, şahsın, kahvehanenin önünde park hâlinde bulunan Nissan marka aracın kendisine ait olup satmak istediğini söylediğini, kendisinin de yanında sadece 4.000 TL olduğunu söylemesi üzerine..."ın, “4000 TL"yi şimdi ver, geri kalan miktarı sonradan verebilirsin.” şeklinde karşılık verdiğini, aralarında anlaştıklarını, kalan 10.000 TL için herhangi bir senet düzenlemediklerini, açık kimlik ve adres bilgilerini almadığı..."ın, isterse kendisini bu kahvehanede bulabileceğini söylediğini, kendisinin ise numarasını ve adresini..."a verdiğini, bugüne kadar..."ın kendisini aramadığını, aracın çalıntı olduğunu bilmediğini, aracın muayenesini arkadaşı olan..."e yaptırdığını, muayene esnasında araç bilgilerindeki farklılığa dikkat etmediğini savunması; sanık ..."un, kardeşi olan diğer sanık ..."a ait bahse konu araç ile Siverek ilçesine geldiklerini, burada kardeşinin üzerinde bulunan silahı kendisine bırakarak kuyumcuya kadar gittiğini, daha sonra yanına gelen polislerin aracın kime ait olduğunu sorduklarını, kendisinin de kardeşine ait olduğunu söylediğini, üzerinde tabanca ve uyuşturucu bulunması nedeniyle panikleyerek kaçtığını, aracın kendisine ait olmadığını, çalıntı olduğuna ilişkin bir bilgisinin de bulunmadığını beyan etmesi, her iki sanığın yargılama aşamasında aynı yöndeki beyanlarında da, atılı suçlamaları kabul etmediklerini, Ankara"ya hiç gitmediklerini, kullandıkları cep telefonlarının suç tarihinde Ankara"da sinyal verip vermediğinin araştırılmasını istediklerini savunmaları, Yerel Mahkemece de, sanıkların talepleri doğrultusunda herhangi bir karar verilmediğinin anlaşılması karşısında,
Soruşturma aşamasında alınan ekspertiz raporlarında; ... sayılı plaka ile bu plakalı araç adına düzenlenmiş motorlu araç trafik belgesi ve motorlu araç tescil belgesinin sahte oldukları ve iğfal kabiliyetini haiz olduklarının bildirilmesi üzerine Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.02.2010 tarih ve 449-27 sayı ile sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan yürütülmekte olan soruşturmanın tefrik edilerek yetkisizlik kararı verildiği, sanıklar hakkında diğer suçlara ilişkin soruşturmaya devam edildiği,
UYAP sisteminde yapılan araştırmada ise Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.02.2010 tarih ve 252-67 sayı ile, suça konu araç içinde yapılan aramada ele geçirilen ve sahte olarak düzenlenmiş motorlu araç tescil belgesi esas alınarak düzenlenen 10.11.2009 tarihli muayene raporunu tanzim eden görevli ... hakkında özel belgede sahtecilik; ... hakkında 6136 sayılı Kanun"a muhalefet; ... hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak, 6136 sayılı Kanun"a muhalefet ve iki kez olmak üzere resmî belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, Siverek 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/47 esas sayılı dosyası kapsamında suç duyurusunda bulunulması üzerine Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.04.2010 tarih ve 799-179 sayı ile ... hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi; ... hakkında resmî belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmalarının talep edildiği, Siverek 1. Asliye Ceza Mahkemesince, birleştirilerek devam olunan kamu davalarında yapılan yargılama sonucunda, 17.02.2011 tarih ve 47-48 sayı ile; ..."un kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak ve 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçlarından CMK"nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine; ..., ... ve ..."un resmî belgede sahtecilik suçundan TCK"nın 204/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına; ..."un 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçundan aynı Kanun"un 13/1 ve TCK"nın 62, 52/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; ... hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan TCK"nın 191/1-2-4-5. maddeleri uyarınca 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına; ..."un suç eşyasının satın alınması suçundan TCK"nın 165, 62, 52/2-4. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 1000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye, CMK"nın 231. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği hususları da birlikte değerlendirildiğinde,
Adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm delillerin toplanması ve tartışılmasının zorunlu olduğu cihetle, öncelikle operatör kuruluşlardan her iki sanığın adlarına kayıtlı cep telefonu numaralarının sorulması ile sanıkların savunmalarında belirtmiş oldukları cep telefonu numaraları da dâhil olmak üzere adlarına kayıtlı ve içeriği itibarıyla fiilen sanıklar tarafından kullanıldığı tespit edilen tüm telefon numaralarının, suç tarihi itibarıyla arayan-aranan numaralar ve kullanılan baz istasyonlarını da gösterir şekilde görüşme dökümlerinin celp edilerek sanıkların suç tarihinde Ankara"da olup olmadıklarının araştırılması; araştırma sonucunda elde edilecek deliller ile sanık ..."un, suça konu aracın çalıntı olduğunu bilmediği yönündeki savunması da dikkate alınarak Siverek 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2011 tarihli ve 47-48 sayılı dava dosyasının getirtilip onaylı örneklerinin dosya içine alınması, sanık ..."un suça konu aracın çalıntı olduğunu bilip bilmediğinin tespiti bakımından o dosyaya yansıyan delillerin bir bütün hâlinde değerlendirilmesi, gerektiğinde bu konuda sanıkların yeniden ayrıntılı beyanlarına başvurulması; bahse konu dosya kapsamında sanık ... hakkında aynı eylem nedeniyle suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmakla, adil yargılanma hakkı ilkesinin bir gereği olan makul sürede yargılanma hakkı ile CMK"nın 231/5. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmayacağı hüküm altına alınmış ise de; sanığın belirli sürelerle denetime tabi tutulmasını öngörmesi, adli sicile işlenmese dahi kendisine mahsus bir sisteme kaydedilmesi, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmesi, yine müsadere, yargılama giderleri ve bu kapsamda vekâlet ücretinin sanığa yüklenmesi bakımından hukuki etkilerinin bulunması nedenleriyle bu kararın, esasında kesin hükmün bir kısım hukuki sonuçlarını doğurması nazara alındığında, sanık ... tarafından denetim süresinin yükümlülüklere uygun şekilde geçirilmesi hâlinde kamu davasının düşmesine karar verilmiş olabileceği veya karar verilmesi gerektiği hususları da gözetilerek, sanık ... hakkında aynı eylem nedeniyle mükerrer dava açılıp açılmadığının ve CMK"nın 223. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca davanın reddi koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması ile elde edilecek sonuca göre sanıkların hukukî durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükümlerinin, saptanan ön sorunlar nedeniyle eksik araştırma ile karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; "Sanıkların suç tarihinde olay yerinde olmadıklarına ilişkin savunmalarının tespiti bakımından eksik araştırma bulunmadığı," düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2015 tarihli ve 712-306 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin;
a- Sanıkların, suç tarihinde olay yerinde olmadıklarına ilişkin savunmalarının doğru olup olmadığı, bu bağlamda ayrıca sanık ... bakımından suçun sabit olup olmadığı,
b- Sanık ... hakkında aynı eylem nedeniyle mükerrer dava açılıp açılmadığı,
Hususlarının tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması,
İsabetsizliklerinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 18.04.2019 tarihinde yapılan müzakerede, birinci uyuşmazlık konusu bakımından oy çokluğuyla, ikinci uyuşmazlık konusu bakımından oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.