
Esas No: 2018/2794
Karar No: 2020/3771
Karar Tarihi: 22.12.2020
Danıştay 13. Daire 2018/2794 Esas 2020/3771 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2018/2794
Karar No : 2020/3771
DAVACI : … Derneği (…)
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurumu
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
DAVANIN KONUSU :
30/05/2018 tarih ve 30436 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 17. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde" ifadelerinin; 24. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde" ifadelerinin; 35. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "ve kesme bildiriminin bir örneği kullanım yerine bırakılır" ile "Tüketiciye elektriğinin kesildiği, ayrıca kalıcı veri saklayıcısıyla da bildirilir" ifadelerinin; 36. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "itirazın kendisine ulaştığı tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde" ifadesi, aynı maddenin 5/a fıkrasının 1. bendi ve 2. bendinde yer alan "Taksitlendirme yapılması hâlinde vade farkı alınmaz" ile "Bu bent kapsamında yapılacak hesaplamalarda ve taksitlendirmede gecikme zammı uygulanmaz." ifadelerinin; 37. maddesinin 3. ve 10. fıkralarının, 43. maddesinin 6. fıkrasının tamamının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Mülga Yönetmelikte bu yönde kural bulunmadığından bahisle, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olarak idarece 3. uygulama döneminin (2016-2020) ortasında Yönetmelikte yapılan değişikliklerin dağıtım şirketleri yönünden, emek, zaman ve maliyet açısından ek külfet getireceği, kesme-açma faaliyetlerinin dağıtım şirketlerince hizmet alımı şeklinde gerçekleştirildiği, bunlara yönelik hizmet alım ihalelerinin mülga Yönetmelik disiplinine uygun olarak gerçekleştirildiği ve sözleşmelerinin ayakta olduğu, yeni Yönetmelikle getirilen enerji kesme süresinin bu denli kısa tutulmasının personel ve araç maliyetini artıracağından işletme ve finans zararlarına yol açacağı, düzenlemenin Elektrik Dağıtım Şirketlerinin Satın Alma-Satma ve İhale Prosedürlerinin Hazırlanması Hakkında Yönetmelik ile çelişki oluşturduğu, bu Yönetmeliğe göre ancak %25 iş artışı yapılabilecekken getirilen düzenlemeler ile en az %100, en fazla %140 oranında iş artışının olacağı, Yönetmeliğin 35. maddesinin 4. fıkrasında mülga Yönetmelikten farklı olarak “ve kesme bildiriminin bir örneği kullanım yerine bırakılır” ifadesi ile “Tüketiciye elektriğin kesildiği, ayrıca kalıcı veri saklayıcısıyla da bildirilir” ifadesinin eklendiği, bu ifadelerde yer verilen yükümlülüklerin yerine getirilmesinin fiilen imkânsız olduğu, kaçak elektrik kullanımını %30’dan fazla olduğu yerlerde uzaktan kesme ve açma yapabilen ileri teknoloji ürünü sayaçların kullanıldığı, bu sayaçlar ile klasik sayaçların aynı hukuka tâbi olmasının hukuka aykırı olduğu, uzaktan kesme-açma yapabilen sayaçlar için Yönetmelikte farklı düzenlemelere yer verilmiş olması gerektiği; Yönetmeliğin diğer birçok maddesinde kalıcı veri saklayıcıyla bildirim yapılması tüketiciye ilişkin iletişim bilgilerinin bulunması şartına bağlanmışken bu maddede böyle bir şarta yer verilmemesinin hukuka aykırı olduğu, fiili imkânsızlık nedeniyle elektronik ortamda bildirim yapılamayan ve borcu bulunan tüketicinin elektriğinin kesilemeyeceği, Kanun’da yer verilmeyen hususlar hakkında yönetmelik ile düzenleme yapılamayacağı; yeni Yönetmeliğin 36/4. maddesi ile mülga Yönetmelikte 10 iş günü olan sürenin 5 iş gününe düşürüldüğü, yapılan bu değişikliğin sebebinin açıklanması gerektiği, davalı idarenin takdir yetkisini aşarak maliyetleri arttıracak şekilde düzenleme yaptığı, düzenlemede saha incelemesi gerektiren hâller ile tedarikçiler tarafından yapılan toplu itirazların dikkate alınmadığı, yapılan başvurular sınıflandırılmaksızın tüm başvuruların 5 iş günü kapsamına sokulmasının hukuka aykırı olduğu; Yönetmeliğin 36. maddesinin 5/a fıkrasının 1. bendinin tamamı ile 2. bendinde yer alan "Taksitlendirme yapılması hâlinde vade farkı alınmaz." ibaresi ve "Bu bent kapsamında yapılacak hesaplamalarda ve taksitlendirmede gecikme zammı uygulanmaz." ifadeleri ile 37. maddesinin 3. fıkrasında yer verilen kuralın, tedarikçilerin lehine, tüketicilerin aleyhine bir hata yapıldığında Türk Borçlar Kanunu’na aykırı olacak şekilde tahsilatın geriye doğru sınırlandırıldığı, Türk Borçlar Kanunu'ndaki 10 yıllık zamanaşımı süresinin 180 güne düşürüldüğü, Yönetmeliğin 37. maddesinin 10. fıkrasında getirilen kural ile periyodik muayeneden geçirilmesi sırasında hatalı ölçüm yaptığı tespit edilen sayaçlarda tüketici yönünden iade, tedarikçiler yönünden ise eksik tahakkuk yapılamayacağının kurala bağlandığı, dağıtım şirketlerinin bu tüketim hesaplamalarından dolayı dağıtım bedeli kaybı yaşadığı ve aynı zamanda kayıp enerjiye dâhil olan bu tüketimlerin maliyetine katlandıkları, hatalı döneme ilişkin olarak faturalama yapılamamasının hedef kayıp kaçak oranlarının da yüksek belirlenmesine sebep olması nedeniyle tüm tüketicilerin bundan etkileneceği, Yönetmeliğin 43. maddesinin 6. fıkrasında yer verilen 3 iş günü süresinin tespitten itibaren mi yoksa faturalamadan itibaren mi gönderileceğinin net olmadığı ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
Öncelikle, usûle ilişkin olarak, davanın süre açısından incelenmesi, süresinde açılmayan davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiği; esasa ilişkin olarak ise, dava konusu edilen kuralın perakende satış sözleşmesi ya da ikili anlaşma kapsamında elektrik enerjisi satın alan tüketicinin mevcut yerini tahliye etmesi hâlinde bu kullanım yerindeki elektriğin kesilmesi durumunu düzenlediği, ancak davacının iddia ettiği şekilde perakende satış sözleşmesi ile ikili anlaşmaların sona erdiği her durumda elektrik enerjisinin kesilmediği gibi, mevzuat uyarınca yalnızca tahliye nedeniyle de anlaşmaların sona ermesi sebebiyle elektriğin kesilmediği, farklı pek çok nedenle elektrik kesmenin yapılmaya devam edildiği, bu nedenle davacının maliyetlerin arttırıldığına ilişkin iddiasının doğru olmadığı, düzenleme ile imar ve yerleşim alanları ile bu alanlar dışında kalan yerler için farklı sürelerin belirlendiği, kaldı ki mülga Yönetmelik döneminde kesme işleminin, bildirimden itibaren iki gün içinde yapıldığı göz önüne alındığında kuralın hukuka uygun olduğu, ayrıca maliyetlerde meydana gelen beklenmedik artışlar için mevzuat uyarınca tarifelerin güncellenmesi için başvuru yapılabileceği, davacı tarafından uzaktan kesme açma yapabilen sayaçlar için bildirim yapılmasında fiili imkânsızlığın bulunduğunu iddia etmesine karşın nasıl bir imkânsızlığın bulunduğunun açıklanamadığı, kesme–açma işlemlerinin uzaktan yapılabilmesinin tüketicilere elektriğinin kesildiği konusunda hem kesme bildirim örneği ile hem de kalıcı veri saklayıcıyla bildirim yapılmasına fiilen bir engel oluşturmadığı, dağıtım şirketleri tarafından kesme-açma bedeli tahsil edildiği göz önüne alındığında tüketicinin bu işlemden haberdar olması ve itiraz hakkını kullanabilmesinin gerektiği, davacı tarafından tüketicinin iletişim bilgisi bulunmasa dahi kalıcı veri saklayıcıyla bildirim yapılması gerektiği kurala bağlanarak fiilen borcu olan tüketicilerin elektriğinin kesilemeyeceği iddia edilse de, dağıtıcı firmaların, yapılan işlemlerden haberdar olabilmeleri için iletişim bilgilerini dağıtıcılara bildirmeleri gerektiği konusunda tüketicileri bilgilendirmesi gerektiği, ayrıca fiilen bildirim yapılamadığında bu yükümlülüğün ortadan kalkacağı ve elektriğin elbette kesilebileceği, davacının Yönetmeliğin 36. maddesinin 4. fıkrasında yer verilen faturalarda ve faturalamaya esas unsurlarda hata tespiti ile Yönetmeliğin 37. maddesi kapsamında yer verilen sayacın doğru tüketim kaydetmemesi hâlinde tüketim miktarının tespiti usûlünü karıştırdığı, Yönetmeliğin 36/4. maddesi ile hâlihazırda dağıtım şirketlerinin elinde bulunan bilgi ve belgelere bakılarak değerlendirilecek itirazlar olduğu, davacının kuralın fiili gerçeklikle örtüşmediği iddiasına ilişkin herhangi bir delil sunmadığı; Yönetmeliğin 36. maddesinde yer verilen, faturalarda ya da faturalandırmaya esas unsurlarda yapılan hataların, dağıtım şirketinin ya da tedarikçinin kusurundan kaynaklanan hatalar olduğu, süre sınırlamasının “kimsenin kendi hatasından yararlanamayacağı” genel hukuk ilkesine uygun olduğu, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca dağıtım şirketlerinin sayaçların okunmasından, bakımı ve işletmesinden, teknik ve teknik olmayan kayıpların azaltılmasından sorumlu olduğu, dağıtım şirketlerinin doğru bulgu ve belge bulunması hâlinde en fazla 180 günlük ek tahakkuk yapabilmesi sistemde eksik tahakkuka neden olan hususların daha kısa süre içerisinde, dikkatli ve özenli bir şekilde tespit edilmesini sağlayacağı, tüketicilerin kendi kusurlarından kaynaklanmayan sebeplerle ek tahakkuka maruz kalmalarının önüne geçileceği, mevzuat gereği sayaçların periyodik muayenelerinin 10 yılda bir yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda periyodik muayenenin eksik tüketim kaydettiğinden emin olunan sayaçların usûlen muayeneye alınarak tüketicilere ek tahakkuk yapılması için öngörülmüş bir yöntem olmadığı, muayeneye alınan sayaçta kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin emarelerin bulunması hâlinde ise kaçak elektrik tüketimine ilişkin maddelerin uygulanmasına engel bir durumun olmadığı, kaçak elektrik kullanımına ilişkin olarak tahakkuk ve tebliğ işlemlerinin ivedilikle yapılması gerektiği, kaçak elektrik kullanımına ilişkin faturaların gönderilmesi ile olağan kullanıma ilişkin faturaların bir tutulmaması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ :
Dava; 30/05/2018 tarih ve 30436 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin; 17. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde" ifadelerinin, 24. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde" ifadelerinin, 35. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "ve kesme bildiriminin bir örneği kullanım yerine bırakılır" ile "Tüketiciye elektriğinin kesildiği, ayrıca kalıcı veri saklayıcısıyla da bildirilir" ifadelerinin, 36. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "itirazın kendisine ulaştığı tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde" ifadesi ile 5/a fıkrasının 1. bendinin tamamı ile 2. bendinde yer alan" Taksitlendirme yapılması hâlinde vade farkı alınmaz." ibaresi ve "Bu bent kapsamında yapılacak hesaplamalarda ve taksitlendirmede gecikme zammı uygulanmaz." ifadelerinin, 37. maddesinin 3. ve 10. fıkralarının, 43. maddesinin 6. fıkrasının tamamının iptali istemi ile açılmıştır.
4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 4. maddesinde, "Kurum, tüzel kişilerin yetkili oldukları faaliyetleri ve bu faaliyetlerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan Kurul onaylı lisansların verilmesinden, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin bu Kanun hükümlerine göre düzenlenmesinden, piyasa performansının izlenmesinden, performans standartlarının ve dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur." hükmüne yer verilmiş; 5. maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde, "Tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen gerekli düzenlemeleri yapmak." Kurul'un görevleri arasında sayılmış; 9. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ile de, "Bu Kanun ve diğer kanunlarla Kuruma verilen elektrik piyasası ile ilgili düzenleme, rekabet şartlarını oluşturma, tüketici haklarının korunması ile tüketici şikayetlerinin incelenmesi çalışmalarını yapmak...." görevi Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığına verilmiştir.
6446 sayılı Kanunun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır." hükmü yer almış; 3. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde, "Gerçek veya tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi olarak, elektrik enerjisi ve/veya kapasitesinin alınıp satılmasına dair yapılan ve Kurul onayına tabi olmayan ticari anlaşmalar" "İkili anlaşma" olarak tanımlanmış; 4. maddesinin 2. fıkrasında, piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin faaliyetlerinde uymaları gereken usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmiş, 10. maddesinin birinci fıkrasında ise, toptan ve perakende satış faaliyetlerinin, üretim şirketleri ile tedarik lisansı kapsamında kamu ve özel sektör tedarik şirketleri tarafından, bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmelikler uyarınca yürütüleceği kurala bağlanmıştır.
Elektrik piyasasında serbest olmayan tüketiciler, elektrik enerjisi ve/veya kapasite alımlarını davalı idare tarafından belirlenen tarifeler üzerinden sadece bölgesinde bulunduğu görevli tedarik şirketinden yapabilirler. Görevli tedarik şirketleri de, serbest olmayan tüketicilere elektrik tedarik etmek zorundadır. Söz konusu tüketiciler elektrik alabilmek için, bölgelerindeki görevli tedarik şirketi ile Kurul onayına tabi perakende satış sözleşmesi imzalamak zorundadır. Serbest tüketiciler, istedikleri tedarik şirketi ile mali hükümleri ve içeriği karşılıklı belirlenebilecek ikili anlaşma imzalamak suretiyle elektrik enerjisi alabilirler. İkili anlaşmalar 6446 sayılı Kanunda tanımı yapıldığı gibi Kurum onayına tabi olmayan, anlaşmalardır. Ancak bu ikili anlaşmalar tüketiciyle tek tek müzakere edilmek suretiyle karşılıklı olarak hüküm ve şartları kararlaştırılmayıp, aksine tedarikçi tarafından önceden tek taraflı olarak düzenlenip tüketicilere imzalattırılmakta ve bu anlaşma hükümlerine göre de piyasa işleyerek şekillenmektedir. Kuruma tüketici ve tedarikçiler tarafından yapılan şikayet ve bilgi edinme başvuruları üzerine yapılan inceleme ve araştırmalarda ikili anlaşmaların tüketici aleyhine şekillenerek mağduriyete yol açtığından bahisle konuyla ilgili tedbirlerin alınması ihtiyacı doğduğu anlaşıldığından dava konusu düzenlemenin getirildiği görülmektedir.
Yönetmelik, serbest, serbest olmayan ve son kaynak tedariki kapsamındaki tüketicilere elektrik enerjisi ve kapasite satışı ile buna ilişkin hizmetlerin sunulmasında tüketici, tedarikçiler ve dağıtım şirketleri arasındaki iş ve işlemlere esas asgari standartlar ile usul ve esasların belirlenmesine yönelik olup elektrik piyasasında, tedarikçiler ile tüketimi düşük serbest tüketiciler arasında yapılacak ikili anlaşmada yer alacak asgari usul ve esaslarla, görevli tedarik şirketleri ile serbest olmayan tüketiciler ya da son kaynak tedariki kapsamındaki tüketiciler arasında yapılacak perakende satış sözleşmesinde yer alacak asgari usul ve esasları ve dağıtım şirketleri ile tüketiciler ve tedarikçiler arasında yapılacak bazı iş ve işlemlere ilişkin hükümleri kapsamaktadır.
Yönetmelik hükümleri ile genel olarak; tedarikçiler ile tüketimi düşük serbest tüketiciler arasında yapılacak ikili anlaşmaların bu yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uygun olmasının zorunlu olduğu, tedarikçilerin tüketimi düşük serbest tüketicilerle belirli süreyle veya belirsiz süreli ikili anlaşma yapabilecekleri, belirli süreli anlaşmaların 3 yılı geçemeyeceği, bu ikili anlaşmanın yazılı ya da mesafeli olarak kurulabileceği, tedarikçilerin ikili anlaşma kurulmadan önce, açık ve anlaşılabilir bir şekilde tüketiciyi bilgilendirmek ve tüketicinin söz konusu bilgileri edindiğini teyit etmek zorunda olduğu, bilgilendirmenin yapıldığına ve tüketici tarafından onaylandığına ilişkin ispat yükümlülüğünün tedarikçiye ait bulunduğu, bilgilendirmenin gereği gibi ya da hiç yapılmamasının tüketici açısından haklı fesih sebebi olduğu, elektrik tüketimi düşük serbest kullanıcıların, ikili anlaşmanın kurulduğu veya yenilendiği tarihten itibaren 14 gün içerisinde herhangi bir gerekçe göstermeden, cayma bedeli ödemeksizin telefonla, e-postayla veya yazılı olarak bildirim yapmak suretiyle anlaşmadan cayma haklarının bulunduğu, belirli süreli ikili anlaşmanın süre sonunda kendiliğinden sona ereceği ve otomatik yenilenmeyeceği, sözleşmeye aksine hüküm konulamayacağı, tedarikçinin ikili anlaşmanın sona ereceği tarihten en az 60 gün önce durumu tüketiciye bildirmek ve bunu kayıt altına almak zorunda olduğu, ikili anlaşma hükümlerinde sözleşme süresince tüketici aleyhine değişiklik yapılamayacağı, tedarikçiye tek taraflı değişiklik yapma yetkisi veren hükmün sözleşmeye konulamayacağı, tedarikçinin değişiklik teklifinin kayıt altına alınarak iletilmesi ve tüketici tarafından kabulü hâlinde yürürlüğe girebileceği, buna ilişkin ispat yükünün tedarikçide olduğu, aksi halde değişikliğin yapılmamış sayılacağı, belirli süreli anlaşmalarda, tarafların haklı sebebe dayanarak cayma bedeli ve ceza koşulu ödemeden önceden bildirim yaparak fesih hakkını kullanabilecekleri, belirsiz süreli anlaşmalarda ise tüketicinin herhangi bir gerekçe göstermeden cayma bedeli ve ceza koşulu ödemeksizin her zaman fesih hakkını kullanabileceği, fesihin yazılı olarak bildirilebileceği gibi kayıt altına alınmak şartıyla telefon ve e-posta yoluyla da yapılabileceği, sınırlı sayıda sayma usulü ile ikili anlaşma kapsamında alınacak bedellerin belirtildiği, bunun haricinde sözleşmeye hüküm koyma imkanının getirilmediği, belirli süreli ikili anlaşmalarda tedarikçi ya da tüketimi düşük serbest tüketici aleyhine ceza koşulunun ancak haksız fesih için kararlaştırılabileceği yolunda birtakım kurallar getirilmiştir.
Türkiye'de elektrik dağıtım ve perakende satış hizmetlerinin geliştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla kurulmuş olan davacı Derneğin üyeleri elektrik dağıtım hizmetlerini yürütmektedirler. Bu nedenle dava konusu yapılan yönetmelik hükümleri dağıtım şirketleri yönünden değerlendirilmiştir.
İptali istenilen Yönetmeliğin 17/2. maddesinde; İkili anlaşmanın tahliye nedeniyle sonlandırılması hâlinde tedarikçinin dağıtım şirketini bilgilendireceği, Dağıtım şirketi imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde son endeks değerlerini alarak kullanım yerinin elektriğini keseceği, Endeks değerlerinin alınmasını izleyen gün içerisinde bu değerlerin tedarik şirketine bildirileceği,
Yönetmeliğin 24/2. maddesinde; Perakende satış sözleşmesinin sonlandırılması başvurusunun internet üzerinden ya da yazılı olarak yapılabileceği, tüketicinin, güvenli elektronik imza ile veya görevli tedarik şirketine yazılı olarak başvuruda bulunması durumunda görevli tedarik şirketi dağıtım şirketine en geç izleyen gün sonuna kadar bilgi vereceği, dağıtım şirketinin imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde son endeks değerlerini alarak kullanım yerinin elektriğini keseceği, endeks değerlerinin alınmasını izleyen gün içerisinde bu değerlerin görevli tedarik şirketine bildirileceği, kuralı yer almaktadır.
Perakende satış sözleşmesinin sona ermesi ile ikili anlaşmaların tahliye nedeniyle sona ermesi durumunda dağıtım şirketlerine enerjinin kesilmesi için tanınan süreleri düzenleyen ve iptali istenilen 17. ve 24. maddenin ilgili hükümlerinde; enerjisi kesilecek olan yer imarlı yerleşim yeri olması durumunda 1 gün, imarsız yerleşim yeri olması durumunda 2 gün içerisinde enerjinin kesilmesi zorunluluğu getirilmiştir.
Davacı dernek tarafından; mülga yönetmelikte bu yönde hüküm bulunmadığından bahisle, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olarak idarece 3. uygulama döneminin ortasında yönetmelikte yapılan bu değişikliğin dağıtım şirketleri yönünden, emek, zaman ve maliyet açısından ek külfet getireceği, kesme-açma faaliyetlerinin dağıtım şirketlerince hizmet alımı şeklinde gerçekleştirildiği, bunlara yönelik hizmet alım ihalelerinin mülga yönetmelik disiplinine uygun olarak gerçekleştirildiği ve sözleşmelerinin ayakta olduğu, yeni yönetmelikle getirilen bu ek yükümlülüklerin yani enerji kesme süresinin bu denli kısa tutulmasının personel ve araç maliyetini artıracağından, işletme ve finans zararlarına yol açacağı ileri sürülmektedir.
Maddede düzenlenen ikili anlaşmanın tahliye nedeniyle sona ermesi durumunda enerjinin kesilmesi gerektiği, tedarikçi değişikliği nedeniyle perakende satış sözleşmesinin yada ikili anlaşmanın sona ermesi hâlinde yada herhangi bir nedenle ikili anlaşması sona eren bir tüketicinin son kaynak tedariki kapsamında görevli tedarik şirketinden elektrik almaya başlaması hâlinde elektriğinin kesilmediğinden bir ve iki gün içinde dağıtım şirketince enerji kesilmesi zorunluluğu getirilmesinde ek maliyet ve külfet getireceği iddiası yerinde görülmemiştir. Burada tahliye sebebiyle enerjinin kesilmesi düzenlenmiş, dağıtım şirketinin kullanım yerine erişim süresi yerleşim alanı içinde olup olmaması dikkate alınarak süre belirlenmiştir. Tahliye durumunda enerjinin en kısa sürede kesilmesinde, tüketici, dağıtıcı ve tedarikçi açısından yarar bulunduğu da tartışılmaz bir gerçekliktir. Bu düzenleme ile bu konudaki belirsizliğin ve sürüncemenin de ortadan kalkacağı da açıktır. Ayrıca kaçak ya da usulsüz elektrik kullanımının tesbitinde, tüketicinin borcunu zamanında ödemediğinde de enerji kesimi gerçekleşmektedir.
Yönetmeliğin 35/4. maddesinde; Tüketicinin öngörülen ödemelerini, ikinci bildirimde belirtilen süre içerisinde de yapmaması hâlinde, görevli tedarik şirketinin bildirimi üzerine, bildirim tarihinden itibaren en geç 5 iş günü içerisinde dağıtım şirketi tarafından kesme bildirimi düzenlenmek suretiyle kullanım yerinin elektriğinin kesileceği ve kesme bildiriminin bir örneğinin kullanım yerine bırakılacağı, kesme bildiriminde, kesme tarihine, saatine, mühür bilgilerine, endeks değerlerine ve kesmeyi yapan çalışana ait sicil numarasına veya şirket tarafından belirlenen koda yer verilmesinin zorunlu olduğu, tüketiciye elektriğinin kesildiğinin ayrıca kalıcı veri saklayıcısıyla da bildirileceği,
Tüketicinin zamanında borcunu ödememesi durumunda; enerjinin kesme bildirimi düzenlenmek suretiyle kesilmesi hâlinde; kesme bildiriminin bir örneğinin kullanım yerine bırakılması yolundaki düzenleme ile tüketiciye elektriğin kesildiği, ayrıca kalıcı veri saklayıcısıyla da bildirileceği yolundaki düzenlemeler ile getirilen yükümlülüklerin dağıtım şirketleri açısından yerine getirilmesinde fiili imkansızlık bulunduğu, uzaktan kesme-açma yapılabilen yüksek teknoloji ürünü sayaçların bulunduğu bölgelerde fiziki olarak kesme bildiriminin bir örneğinin kullanım yerine bırakılmasının mümkün bulunmadığı, bu gibi durumlar için farklı bir düzenleme yapılması gerekliliği ileri sürülmüş ancak uzaktan kesme-açmanın yapılıyor olması kesme bildiriminin kullanım alanına bırakılamayacağı anlamına gelmemektedir. Kaldı ki bu gibi durumlarda dağıtım şirketleri tarafından tüketiciden kesme-bağlama bedeli de tahsil edildiği de düşünüldüğünde, tüketiciye maliyet getiren bir eylemin tüketiciye bildirilmesi tüketicinin itiraz hakkını kullanabilmesi açısından hukuki bir zorunluluktur. Diğer taraftan, elektriğin kesildiğine ilişkin kalıcı veri saklayıcısı ile de bildirim yapılmasının zorunlu tutulması bir külfet olmayıp aksine dağıtıcı şirket açısından da fayda sağlayıcı durumundadır. Çünkü dağıtım şirketlerinin kesme işlemine ilişkin bildirimi, telefon, e-posta gibi kalıcı veri saklayıcılarla da yapabileceği, tüm uyarılara rağmen bu iletişim araçlarına ilişkin bilgilerini paylaşmayan tüketiciye bu bildirimin yapılması zorunluluğu da ortadan kalkacaktır.
Yönetmeliğin 36/4. maddesinde; Fatura ve faturalandırmaya ilişkin unsurlara karşı tüketici tarafından yapılan itirazlarda, itirazın dağıtım şirketini ilgilendiren hususlarla ilgili olduğunun tespit edilmesi hâlinde, itirazın tedarikçi tarafından geliş tarihinden itibaren 2 iş günü içerisinde dağıtım şirketine iletileceği, dağıtım şirketinin itirazın kendisine ulaştığı tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde inceleme sonuçlarını tedarikçiye bildireceği, İnceleme sonuçlarının tedarikçi tarafından 3 iş günü içerisinde tüketiciye yazılı olarak bildirileceği, hükmü bulunmaktadır.
Fatura ve faturalandırmaya ilişkin unsurlara karşı tüketici tarafından yapılan itirazlarda, itirazın dağıtım şirketini ilgilendiren hususlarla ilgili olduğunun tespit edilmesi hâlinde, dağıtım şirketinin itirazın kendisine ulaştığı tarihten itibaren 5 iş günü içinde inceleme sonuçlarını tedarikçi firmaya bildirmesine ilişkin yükümlülüğün çok kısa süre ile sınırlandırıldığı, mülga yönetmelik hükümlerindeki bu sürenin 10 iş günü olduğu, itiraz inceleme süresinin bu denli kısıtlanmasının maliyeti artıracak şekilde; dayanaksız ve hukuka aykırı olduğu, bu yükümlülüğün dağıtım şirketlerinin mali dengesini bozup zarara uğratacağı ileri sürülmüş ise de; yönetmeliğe göre bu madde kapsamındaki itirazların çarpan hatası, sayacın hatalı okunması ve tüketim miktarının hatalı hesaplanmasına bağlı dağıtım şirketi kaynaklı hatalara karşı yapılan itirazları içerdiği, dağıtım şirketinin halihazırda elinde bulunan bilgi ve belgelere göre 5 iş günlük süre içerisinde kolaylıkla sonuçlandırılabilecek incelemeye dayalı itirazları kapsadığı, sayacın doğru tüketim kaydetmemesi, sayacın arızalanması, ölçme hassasiyetinden şüphe duyulması gibi itirazların 37. maddede düzenlendiği, sayaç mahallinde kontrol, değişim işlemleri vs. yapıldıktan ve sayaç muayene raporu geldikten sonra buradaki sürenin başlayacağı ve 10 iş günü olduğu da dikkate alınırsa davacı tarafın iddiaları hukuki dayanaktan yoksun görülmüştür.
Yönetmeliğin iptali istenilen 36/5; a)1-2 maddesinde; Dağıtım şirketi veya ilgili tedarikçi tarafından hatalı tespitte bulunulduğu sonucuna varılması hâlinde; Yapılan hatalı tespitin giderilmesine ilişkin yapılacak işlemin dağıtım şirketinin ve/veya tedarikçinin lehine olması durumunda;1) Tüketim miktarının hesabında esas alınacak sürenin; doğru bulgu ve belgenin bulunması hâlinde 180 günü, bulunmaması hâlinde ise 90 günü aşamayacağı, 2)Tüketici tarafından ödenecek tutarın, tüketim miktarının hesabında esas alınacak süre içerisindeki ay sayısı kadar eşit taksitler hâlinde ödeneceği, taksitlendirme yapılması hâlinde vade farkı alınmayacağı, tüketicinin talebi olması hâlinde peşin olarak ödeme yapılabileceği, bu bent kapsamında yapılacak hesaplamalarda ve taksitlendirmede gecikme zammı uygulanmayacağı,
Yönetmeliğin 37/3. maddesinde; 37. madde kapsamında düzenlenen faturaya esas süre, doğru bulgu ve belgenin bulunması hâlinde 180 günü geçemeyeceği, söz konusu bulgu ve belgelerin bulunmaması hâlinde ise, faturaya esas sürenin başlangıcı olarak, sayaç mahallinde dağıtım şirketince gerçekleştirilmiş olan sayaç kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme işlemlerinden en son işlem tarihinin esas alınacağı, ancak bu sürenin hiçbir şekilde 90 günü geçemeyeceği,
Kuralları getirilmiştir.
Yönetmeliğin, 36/5-a maddesi ve 37/3 maddelerinin iptali istemi ile ilgili olarak; burada düzenlenen dağıtım şirketi veya ilgili tedarikçiden kaynaklanan hata nedeniyle; tüketim miktarının yanlış hesaplanması sonucunda, yanlışlığın giderilmesi için yapılacak işlem dağıtım şirketi ya da tedarikçi lehine sonuç doğuruyor ise yani tüketici aleyhine bir düzeltme yapılacak ise; tüketim miktarının hesabında alınacak sürenin doğru bilgi ve belgenin varlığı hâlinde geriye doğru 180 gün, aksi halde 90 günü aşamayacağı kuralının Borçlar Kanununda düzenlenen 10 yıllık genel zamanaşımı kuralı ile bağdaşmayarak normlar hiyerarşisine aykırı olduğu diğer taraftan buradan doğan alacaklara taksitlendirme yapılması hâlinde vade farkı konulamayacağı ve gecikme zammı alınamayacağı yolundaki düzenlemelerin piyasa düzenleyicisi olan idarenin amacını aşar tarzda kanundan doğan haklara müdahale niteliğinde olduğu iddiası öne sürülmüş ise de; Bu madde ile düzenlenen dağıtıcı ya da tedarikçinin hatasından kaynaklanan tüketicinin kusurunun bulunmadığı, tüketici aleyhine sonuç doğuracak olan düzeltmelerde geriye doğru getirilen 180 ve 90 günlük süre makul süreler olup dağıtıcı ve tedarikçinin hatasını tüketiciye yüklenemeyeceği ilkesine uygun olarak düzenleme amacını taşımaktadır. Burada tüketicinin kendi kusurundan kaynaklanmayan, dağıtıcı veya tedarikçinin kontrol, bakım, onarım ve işletme faaliyetlerini dikkatli ve özenli olarak yerine getirmeyerek doğan sonucun tüm külfet ve zararını bir anda tüketiciye yüklü fatura olarak yansıtılması hakkaniyet ve hukuk kuralları ile bağdaşmayacağından vade farkı ve gecikme zammı ile de cezalandırılamayacağı hak ve nesafet kuralarına uygun bulunmuştur.
Aynı maddenin 10. bendinde; Periyodik bakım kapsamında değiştirilen sayaçlara ilişkin fark veya iade hesaplaması yapılmayacağı, hükmü bulunmaktadır.
Sayacın doğru tüketim kaydetmemesi hâlinde tüketim miktarının tespiti başlıklı 37. maddesinin 10. bendinde düzenlenen, periyodik bakım kapsamında değiştirilen sayaçlara ilişkin fark veya iade hesaplaması yapılamayacağına ilişkin hükmün karşılıklı olarak her iki taraf içinde bir külfet yüklenilmesi olduğu, periyodik bakımda hatalı ölçüm yaptığı tesbit edilen sayacın değiştirilmesi nedeniyle tüketici lehine iade, dağıtıcı lehine de fark hesaplaması yapılamayacağı yolundaki bu düzenleme; 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunun 9. maddesinin amir hükmü ile Ölçü ve Ölçü Aletleri Muayene Yönetmeliği uyarınca, elektrik sayaçlarının periyodik muayenelerinin 10 yılda bir yaptırılmasının zorunlu olduğu, periyodik muayeneye alınan sayaçta kaçak elektrik tüketimi yapıldığına ilişkin bulguların raporlanması hâlinde kaçak elektrik kullanımına ilişkin hükümlerin uygulanmasında tereddüt bulunmadığı, bunun haricinde hatalı tüketim hesaplanması var ise buna ilişkin fark ve iade hesaplanması yapılamayacağı kuralında mevzuata aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 43/6. maddesinde; Düzenlenen kaçak elektrik tüketim faturasının en geç 3 iş günü içerisinde tüketiciye gönderileceği, kuralları açısından incelendiğinde;
Kaçak elektrik faturalarının en geç 3 iş günü içerisinde tüketiciye gönderilmesine ilişkin düzenlemenin hukuken öngörülebilir ve uygulanabilir olmadığı, sürenin başlangıç tarihinde netlik bulunmadığı iddiası ileri sürülmüşse de; faturanın düzenlenmesinden itibaren 3 iş günü içerisinde gönderilmesinin hükme bağlandığı tartışmasızdır. Ayrıca bu konuda ivediliğin sağlanmasının dağıtım bölgesindeki kaçak oranlarının düşmesini sağlayacak olup ek iş gücü ve mali külfet getireceği iddiası yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle dava konusu edilen Yönetmelik maddesi hükümlerinde üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık görülmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 22/12/2020 tarihinde, davacı vekilinin gelmediği ve davalı idare vekilleri Av. … ile …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
30/05/2018 tarih ve 30436 sayılı Resmî Gazete'de serbest, serbest olmayan ve son kaynak tedariki kapsamındaki tüketicilere elektrik enerjisi ve/veya kapasite satışı ile buna ilişkin hizmetlerin sunulmasında tüketici, tedarikçiler ve/veya dağıtım şirketleri arasındaki iş ve işlemlere esas asgari standart, usul ve esasların belirlenmesi amacıyla tüketicilere hizmetlerin yeterli, kaliteli ve sürekli olarak sunulması için; (a) Tedarikçiler ile tüketimi düşük serbest tüketiciler arasında yapılacak ikili anlaşmada yer alacak asgari usul ve esaslara, (b) Görevli tedarik şirketleri ile serbest olmayan tüketiciler ya da son kaynak tedariki kapsamındaki tüketiciler arasında yapılacak perakende satış sözleşmesinde yer alacak asgari usul ve esaslara, (c) Dağıtım şirketleri ile tüketiciler ve tedarikçiler arasında; (1) Sayaç ve sayaca erişim, okunmasına ve kontrolüne, (2) Kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımının tespiti ve bu kapsamda yapılacak iş ve işlemlere, (3) Elektriğin kesilmesi ve bağlanmasına, (ç) Tüketici şikâyetlerinin yapılması, bu şikâyetlerin değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması ile tüketicilerin bilgilendirilmesine yönelik usul ve esaslara, (d) Tüketicilerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin hükümleri kapsamak üzere Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği yayımlanmıştır.
Davacı dernek tarafından, Yönetmeliğin 17. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde" ifadelerinin; 24. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde" ifadelerinin; 35. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "ve kesme bildiriminin bir örneği kullanım yerine bırakılır" ile "Tüketiciye elektriğinin kesildiği, ayrıca kalıcı veri saklayıcısıyla da bildirilir" ifadelerinin; 36. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "itirazın kendisine ulaştığı tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde" ifadesi ile 5/a fıkrasının 1. bendi ile 2. bendinde yer alan "Taksitlendirme yapılması hâlinde vade farkı alınmaz" ile "Bu bent kapsamında yapılacak hesaplamalarda ve taksitlendirmede gecikme zammı uygulanmaz." ifadelerinin, 37. maddesinin 3. ve 10. fıkralarının, 43. maddesinin 6. fıkrasının tamamının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarenin usûle ilişkin itirazı geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 4. maddesinde, "Kurum, tüzel kişilerin yetkili oldukları faaliyetleri ve bu faaliyetlerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan Kurul onaylı lisansların verilmesinden, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin bu Kanun hükümlerine göre düzenlenmesinden, piyasa performansının izlenmesinden, performans standartlarının ve dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur." kuralına yer verilmiş; 5. maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde, "Tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen gerekli düzenlemeleri yapmak."; 7. fıkrasının (a) bendinde ise, "Bu Kanun hükümlerinin uygulanması ve bu Kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirmek için gerekli olan ve piyasada rekabeti geliştirmeye yönelik olarak gerçek ve tüzel kişilerin uymaları gereken, talimatları ve tebliğleri, şebeke yönetmeliğini, dağıtım yönetmeliğini, müşteri hizmetleri yönetmeliğini ve dengeleme ve uzlaştırma yönetmeliğini onaylamak" Kurulun yetkileri arasında sayılmış; 9. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ile de, "Bu Kanun ve diğer kanunlarla Kuruma verilen elektrik piyasası ile ilgili düzenleme, rekabet şartlarını oluşturma, tüketici haklarının korunması ile tüketici şikâyetlerinin incelenmesi çalışmalarını yapmak...." görevi Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığına verilmiştir.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır." kuralı yer almış; 3. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde, "Gerçek veya tüzel kişiler arasında özel hukuk hükümlerine tabi olarak, elektrik enerjisi ve/veya kapasitesinin alınıp satılmasına dair yapılan ve Kurul onayına tabi olmayan ticari anlaşmalar" "İkili anlaşma" olarak tanımlanmış; 4. maddesinin 2. fıkrasında, piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin faaliyetlerinde uymaları gereken usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği ifade edilmiş; 9. maddesinin 1. fıkrasında, "dağıtım faaliyeti, lisansı kapsamında, dağıtım şirketi tarafından lisansında belirlenen bölgede yürütülür. Dağıtım şirketi, lisansında belirlenen bölgede sayaçların okunması, bakımı ve işletilmesi hizmetlerinin yerine getirilmesinden sorumludur" kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Sözlük anlamı ile "düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme", kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren norm olarak tanımlanmaktadır. (ÖZAY İl Han, Günışığında Yönetim, 2017, İstanbul, s. 426). Yasama organının yasama tasarrufları dışında, idare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile, kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. "Kural işlemler" (ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemler), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar konulmuş olması zorunlu olup, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi gerekir.
Düzenleyici kurumlar, ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olup, bu kuruluşların temel işlevi, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlarındaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini, birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemektir. Elektrik piyasası ile ilgili olarak düzenlemeler yapma yetkisine sahip olan davalı Kurumun, 4628 sayılı Kanun ve 6446 sayılı Kanun ile kendisine tanınan bu yetkiyi dava konusu kuralları yürürlüğe koymak suretiyle kullandığı görülmektedir.
Elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, malî açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulmasında düzenleme ve denetleme yapmakla görevli Kurum, piyasa aktörlerinin eylemlerini gözetleme ve bundan hareketle tedbir alma konusunda görevlidir.
Yönetmelik; serbest, serbest olmayan ve son kaynak tedariki kapsamındaki tüketicilere elektrik enerjisi ve kapasite satışı ile buna ilişkin hizmetlerin sunulmasında tüketici, tedarikçiler ve dağıtım şirketleri arasındaki iş ve işlemlere esas asgarî standartlar ile usûl ve esasların belirlenmesine yönelik olup, elektrik piyasasında, tedarikçiler ile tüketimi düşük serbest tüketiciler arasında yapılacak ikili anlaşmada yer alacak asgari usul ve esaslarla, görevli tedarik şirketleri ile serbest olmayan tüketiciler ya da son kaynak tedariki kapsamındaki tüketiciler arasında yapılacak perakende satış sözleşmesinde yer alacak asgari usul ve esasları ve dağıtım şirketleri ile tüketiciler ve tedarikçiler arasında yapılacak bazı iş ve işlemlere ilişkin kuralları kapsamaktadır. Yönetmeliğin 17/2. maddesinde, ikili anlaşmanın tahliye nedeniyle sonlandırılması hâlinde tedarikçinin dağıtım şirketini bilgilendireceği, dağıtım şirketinin imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde son endeks değerlerini alarak kullanım yerinin elektriğini keseceği, endeks değerlerinin alınmasını izleyen gün içerisinde bu değerlerin tedarik şirketine bildirileceği; 24/2. maddesinde, perakende satış sözleşmesinin sonlandırılması başvurusunun internet üzerinden ya da yazılı olarak yapılabileceği, tüketicinin, güvenli elektronik imza ile veya görevli tedarik şirketine yazılı olarak başvuruda bulunması durumunda görevli tedarik şirketi dağıtım şirketine en geç izleyen gün sonuna kadar bilgi vereceği, dağıtım şirketinin imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde son endeks değerlerini alarak kullanım yerinin elektriğini keseceği, endeks değerlerinin alınmasını izleyen gün içerisinde bu değerlerin görevli tedarik şirketine bildirileceği kuralı yer almaktadır.
Perakende satış sözleşmesinin sona ermesi ile ikili anlaşmaların tahliye nedeniyle sona ermesi durumunda dağıtım şirketlerine enerjinin kesilmesi için tanınan süreleri düzenleyen ve iptali istenilen 17. ve 24. maddenin ilgili kısımlarında, enerjisi kesilecek olan yer imar ve yerleşim alanında olması durumunda bir gün, imar ve yerleşim alanı dışında olması durumunda iki gün içerisinde enerjinin kesilmesi zorunluluğu getirilmiştir.
Davacı dernek tarafından, mülga Yönetmelikte bu yönde kural bulunmadığından bahisle, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olarak idarece 3. uygulama döneminin ortasında yönetmelikte yapılan değişikliğin dağıtım şirketleri yönünden, emek, zaman ve maliyet açısından ek külfet getireceği, kesme-açma faaliyetlerinin dağıtım şirketlerince hizmet alımı şeklinde gerçekleştirildiği, bunlara yönelik hizmet alım ihalelerinin mülga Yönetmelik disiplinine uygun olarak gerçekleştirildiği ve sözleşmelerinin ayakta olduğu, yeni yönetmelikle getirilen bu ek yükümlülüklerin yani enerji kesme süresinin bu denli kısa tutulmasının personel ve araç maliyetini artıracağından, işletme ve finans zararlarına yol açacağı ileri sürülmektedir.
İptali istenen kurallarda yer verilen sürelerin belirlenmesinde tüketim noktasının imar ve yerleşim alanı içinde olup olmadığı dikkate alınarak imar ve yerleşim yeri dışındaki yerler için daha uzun sürenin belirlendiği ve iptali istenen kuralda yer verilen durumlarda enerjinin en kısa sürede kesilmesinde, tüketici, dağıtıcı ve tedarikçi açısından yarar bulunduğu açık olduğundan enerjinin kesilmesi için belirlenen sürelerde ölçülülüğe aykırı bir durum bulunmamaktadır. Öte yandan, ikili anlaşmaların ve perakende satış sözleşmelerinin sona erdiği her durumda elektriğin kesilmediği hususu ile iptali istenen kurallarda yer verilen hâller dışında da (kaçak ya da usulsüz elektrik kullanımı, zamanında ödenmeyen borç nedeniyle gibi) elektriğin kesilmesi söz konusu olduğundan maddenin ek maliyet ve külfet getireceği iddiası yerinde görülmemiştir. Ayrıca, maliyetlerde meydana gelen beklenmedik artışların olması durumunda mevzuat uyarınca tarifelerin güncellenmesi için başvuru yapılabileceği açıktır.
Yönetmeliğin 35/4. maddesinde, tüketicinin öngörülen ödemelerini, ikinci bildirimde belirtilen süre içerisinde de yapmaması hâlinde, görevli tedarik şirketinin bildirimi üzerine, bildirim tarihinden itibaren en geç 5 iş günü içerisinde dağıtım şirketi tarafından kesme bildirimi düzenlenmek suretiyle kullanım yerinin elektriğinin kesileceği ve kesme bildiriminin bir örneğinin kullanım yerine bırakılacağı, kesme bildiriminde, kesme tarihine, saatine, mühür bilgilerine, endeks değerlerine ve kesmeyi yapan çalışana ait sicil numarasına veya şirket tarafından belirlenen koda yer verilmesinin zorunlu olduğu, tüketiciye elektriğinin kesildiğinin ayrıca kalıcı veri saklayıcısıyla da bildirileceği kuralına yer verilmiştir.
Tüketicinin zamanında borcunu ödememesi durumunda; enerjinin kesme bildirimi düzenlenmek suretiyle kesilmesi hâlinde; kesme bildiriminin bir örneğinin kullanım yerine bırakılması yolundaki düzenleme ile getirilen yükümlülüğün dağıtım şirketleri açısından yerine getirilmesinde fiili imkânsızlık bulunduğu, uzaktan kesme-açma yapılabilen yüksek teknoloji ürünü sayaçların bulunduğu bölgelerde fiziki olarak kesme bildiriminin bir örneğinin kullanım yerine bırakılmasının mümkün bulunmadığı, bu gibi durumlar için farklı bir düzenleme yapılması gerekliliği ileri sürülmekle birlikte; uzaktan kesme-açmanın yapılabiliyor olmasının kesme bildiriminin kullanım alanına bırakılamayacağı anlamına gelmediği, kaldı ki bu gibi durumlarda dağıtım şirketleri tarafından tüketiciden kesme-bağlama bedeli de tahsil edildiği göz önüne alındığında, tüketicinin itiraz hakkını kullanabilmesi açısından gerekli olduğu görülmektedir.
Yönetmeliğin 4. maddesinde, kalıcı veri saklayıcısı, "Tüketicinin gönderdiği veya kendisine gönderilen bilgiyi, bu bilginin amacına uygun olarak incelemesine elverecek şekilde kaydedilmesini ve değiştirilmeden kopyalanmasını sağlayan ve bu bilgiye aynen ulaşılmasına imkân veren kısa mesaj, elektronik posta, internet, disk, CD, DVD, hafıza kartı ve benzeri her türlü araç veya ortamı" şeklinde tanımlanmıştır. Elektriğin kesilmesinin perakende satış sözleşmesine taraf olan mesken, ticarethane, sanayi, tarımsal sulama, aydınlatma tüketici grubundaki tüm tüketicilerin hem günlük hem de ticari hayatını büyük ölçüde etkileyeceği dikkate alındığında, elektriğin kesilmesinden önceki ikinci bildirimden tüketicinin zamanında haberdar edilmesi büyük önem arz etmektedir. Dolayısıyla, tüketici şikâyetleri de göz önünde bulundurulduğunda yazılı bildirimle birlikte günlük kullanımda yaygın olan ve tüketiciye ulaşması yönünden daha garanti e-posta, kısa mesaj yoluyla da bildirim yapılmasında piyasa açısından kamu yararı bulunduğu açıktır.
Tüketicinin GSM numarasının ya da e-posta adresinin görevli tedarik şirketine beyan edilmemesi, perakende satış sözleşmesinin kurulmasına engel oluşturmadığından, görevli tedarik şirketinin bildirimine rağmen, bildirimlerin yapılacağı GSM numarasının ya da e-posta adresinin bulunmadığını beyan eden tüketicilerin ödenmeyen borcu nedeniyle elektriğinin kesilmesine Yönetmelik kapsamında bir engel bulunmamaktadır. Zira, dağıtım şirketlerinin tüm uyarılara rağmen bu iletişim araçlarına ilişkin bilgileri paylaşılmadığından bahisle tüketiciye bu bildirimin yapılmasının imkânsız olduğu durumlarda, kalıcı veri saklayıcılarıyla tüketiciye bildirim yapılması zorunluluğunun ortadan kalkacağı açıktır.
Yönetmeliğin 36/4. maddesinde, fatura ve faturalandırmaya ilişkin unsurlara karşı tüketici tarafından yapılan itirazlarda, itirazın dağıtım şirketini ilgilendiren hususlarla ilgili olduğunun tespit edilmesi hâlinde, itirazın tedarikçi tarafından geliş tarihinden itibaren 2 iş günü içerisinde dağıtım şirketine iletileceği, dağıtım şirketinin itirazın kendisine ulaştığı tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde inceleme sonuçlarını tedarikçiye bildireceği, inceleme sonuçlarının tedarikçi tarafından 3 iş günü içerisinde tüketiciye yazılı olarak bildirileceği kuralı bulunmaktadır.
Dağıtım şirketinin itirazın kendisine ulaştığı tarihten itibaren 5 iş günü içinde inceleme sonuçlarını tedarikçi firmaya bildirmesine ilişkin yükümlülüğün çok kısa süre ile sınırlandırıldığı, mülga Yönetmelikte bu sürenin 10 iş günü olduğu, itiraz inceleme süresinin bu denli kısıtlanmasının maliyeti artıracak şekilde dayanaksız ve hukuka aykırı olduğu, bu yükümlülüğün dağıtım şirketlerinin mali dengesini bozup zarara uğratacağı ileri sürülmüş ise de; Yönetmeliğe göre bu madde kapsamındaki itirazların çarpan hatası, sayacın hatalı okunması ve tüketim miktarının hatalı hesaplanmasına bağlı dağıtım şirketi kaynaklı hatalara karşı yapılan itirazları içerdiği, dağıtım şirketinin hâlihazırda elinde bulunan bilgi ve belgelere göre 5 iş günlük süre içerisinde kolaylıkla sonuçlandırılabilecek incelemeye dayalı itirazları kapsadığı, sayacın doğru tüketim kaydetmemesi, sayacın arızalanması, ölçme hassasiyetinden şüphe duyulması gibi itirazların ise Yönetmeliğin 37. maddesinde düzenlendiği görüldüğünden anılan kuralda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 36/5 (a) maddesinde, dağıtım şirketi veya ilgili tedarikçi tarafından hatalı tespitte bulunulduğu sonucuna varılması hâlinde; yapılan hatalı tespitin giderilmesine ilişkin yapılacak işlemin dağıtım şirketinin ve/veya tedarikçinin lehine olması durumunda; (1) Tüketim miktarının hesabında esas alınacak sürenin; doğru bulgu ve belgenin bulunması hâlinde 180 günü, bulunmaması hâlinde ise 90 günü aşamayacağı, (2)Tüketici tarafından ödenecek tutarın, tüketim miktarının hesabında esas alınacak süre içerisindeki ay sayısı kadar eşit taksitler hâlinde ödeneceği, taksitlendirme yapılması hâlinde vade farkı alınmayacağı, tüketicinin talebi olması hâlinde peşin olarak ödeme yapılabileceği, bu bent kapsamında yapılacak hesaplamalarda ve taksitlendirmede gecikme zammı uygulanmayacağı; Yönetmeliğin 37/3. maddesinde ise, 37. madde kapsamında düzenlenen faturaya esas süre, doğru bulgu ve belgenin bulunması hâlinde 180 günü geçemeyeceği, söz konusu bulgu ve belgelerin bulunmaması hâlinde ise, faturaya esas sürenin başlangıcı olarak, sayaç mahallinde dağıtım şirketince gerçekleştirilmiş olan sayaç kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme işlemlerinden en son işlem tarihinin esas alınacağı, ancak bu sürenin hiçbir şekilde 90 günü geçemeyeceği kurala bağlanmıştır.
Anılan kurallar ile, dağıtıcı ya da tedarikçinin hatasından kaynaklanan, tüketicinin kusurunun bulunmadığı durumlarda tüketici aleyhine sonuç doğuracak olan düzeltmelerde geriye doğru getirilen 180 ve 90 günlük sürelerin makûl süreler olduğu, dağıtıcı ve tedarikçinin hatasının tüketiciye yüklenemeyeceği, burada tüketicinin kendi kusurundan kaynaklanmayan, dağıtıcı veya tedarikçinin kontrol, bakım, onarım ve işletme faaliyetlerini dikkatli ve özenli olarak yerine getirmeyerek doğan sonucun tüm külfet ve zararını bir anda tüketiciye yüklü fatura olarak yansıtılmasının hukuk kuralları ile bağdaşmayacağı görüldüğünden Yönetmeliğin 36. maddesinin 5/a fıkrasının 1. bendinin tamamı ile 2. bendinde yer alan "Taksitlendirme yapılması hâlinde vade farkı alınmaz." ibaresi ve "Bu bent kapsamında yapılacak hesaplamalarda ve taksitlendirmede gecikme zammı uygulanmaz." ifadeleri ile 37. maddesinin 3. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Aynı maddenin 10. bendinde; periyodik bakım kapsamında değiştirilen sayaçlara ilişkin fark veya iade hesaplaması yapılmayacağı kuralı bulunmaktadır. Sayacın doğru tüketim kaydetmemesi hâlinde periyodik bakım kapsamında değiştirilen sayaçlara ilişkin fark veya iade hesaplaması yapılamayacağına ilişkin kuralın her iki taraf içinde geçerli olduğu, periyodik bakımda hatalı ölçüm yaptığı tesbit edilen sayacın değiştirilmesi nedeniyle tüketici lehine iade, dağıtıcı lehine de fark hesaplaması yapılamayacağı yolundaki kuralda, mevzuat gereği elektrik sayaçlarının periyodik muayenelerinin 10 yılda bir yaptırılmasının zorunlu olduğu, periyodik muayeneye alınan sayaçta kaçak elektrik tüketimi yapıldığına ilişkin bulguların raporlanması hâlinde kaçak elektrik kullanımına ilişkin hükümlerin uygulanmasında tereddüt bulunmadığı hususları dikkate alındığında kuralda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 43/6. maddesinde, düzenlenen kaçak elektrik tüketim faturasının en geç 3 iş günü içerisinde tüketiciye gönderileceği kuralına yer verilmiştir. Kaçak elektrik faturalarının en geç 3 iş günü içerisinde tüketiciye gönderilmesine ilişkin düzenlemenin, hukuken öngörülebilir ve uygulanabilir olmadığı, sürenin başlangıç tarihinde netlik bulunmadığı iddiası ileri sürülmüşse de, maddede faturanın düzenlenmesinden itibaren 3 iş günü içerisinde gönderilmesinin kurala bağlandığı açıktır. Ayrıca bu konuda, faturanın ivedilikle gönderilmesinde ve tahsilatın yapılmasında dağıtım bölgesindeki kaçak oranlarının düşmesini sağlayacak olması hususu dikkate alındığında düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Yönetmeliğin 17. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde" ifadelerinde; 24. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "imar ve yerleşim alanında bildirimi izleyen en geç bir gün içerisinde, imar ve yerleşim alanı dışında bildirimi izleyen en geç 2 gün içerisinde" ifadelerinde; 35. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "ve kesme bildiriminin bir örneği kullanım yerine bırakılır" ile "Tüketiciye elektriğinin kesildiği, ayrıca kalıcı veri saklayıcısıyla da bildirilir" ifadelerinde; 36. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "itirazın kendisine ulaştığı tarihten itibaren 5 iş günü içerisinde" ifadesi, aynı maddenin 5/a fıkrasının 1. bendi ve 2. bendinde yer alan "Taksitlendirme yapılması hâlinde vade farkı alınmaz" ile "Bu bent kapsamında yapılacak hesaplamalarda ve taksitlendirmede gecikme zammı uygulanmaz." ifadelerinde; 37. maddesinin 3. ve 10. fıkraları ile 43. maddesinin 6. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 22/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.