14. Hukuk Dairesi 2019/2956 E. , 2020/3941 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09/08/2010 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27/03/2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, suya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davacı, Kuzgeçe Köyü, Oluklu Dere Mevkisi’nde bulunan dava konusu suyu, borular ile taşımak ve bahçesindeki havuzda toplamak suretiyle yaklaşık 1000 adet fidanını suladığını, davalı belediyenin ise bu suda hakları olduğunu iddia ederek su borularını tahrip ettirdiğini belirterek davalının dava konusu suya müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... temsilcisi, dava konusu suyun kendi köylerinin su kaynağı olduğunu ve davacının dava konusu suyu kullanması halinde, köylerinin suyunun azaldığını bu nedenle davacının dava konusu suyu kullanmasını istemediklerini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen ilk karar, 3. Hukuk Dairesinin 06.11.2012 tarih, 2012/18120- 22779 Esas ve Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne dair verilen ikinci kararın temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 20.12.2007 tarih, 2015/5986E-2017/9569 K sayılı ilamıyla, “Bozmaya uyulmuş ise de, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Davacı Kuzgeçe köyünden, davalı ise Özbaraklı Köyündendir. Bu durumda çevre köylerden seçilecek mahalli bilirkişiler ve tarafların gösterdikleri ya da gösterecekleri tanıklar mahallinde dinlenmek suretiyle önceki bozma ilamında vurgulandığı gibi kadim yararlanma hakkı tespit edilmeli, ondan sonra öncelikle içme suyu ihtiyacı, daha sonra sulama suyu olarak kullanma ihtiyacı değerlendirilerek, davalı belediyenin içme suyuna ihtiyacı olup olmadığı, davacının ihtiyacını başka kaynaktan sağlayıp sağlayamayacağı araştırılmalı, bütün bu araştırmalardan sonra davacının suya ihtiyacı olduğu anlaşılırsa, tarafların suya olan ihtiyaçlarını belirten ayrıntılı rapor bilirkişilere düzenlettirilip, tarafların içme ve kullanma suyu ihtiyaçlarına göre su rejimi kurulmak suretiyle sonuca gidilmelidir. Mahkemece, belirtilen tüm bu hususlar gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde, infazı da mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuşsa da gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma ilamında tarafların içme ve sulama suyu olarak kullanma ihtiyaçlarının değerlendirilmesi ve davacının ihtiyacını başka kaynaktan sağlayıp sağlayamayacağının araştırılması gerektiğine değinilmiştir. Ne var ki, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının suya olan ihtiyacı ayrıntılı olarak belirlenmemiş ve davalı taraf davacının dava konusu su kaynağından başka su kaynakları olduğunu ileri sürdüğü halde mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır.
O halde daha sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için mahkemece, suların en az olduğu dönemde mahallinde fen, ziraat ve jeoloji bilirkişisi ile keşif yapılmak ve tanıklar keşif mahallinde dinlenilmek suretiyle, davacının suya ihtiyacı olup olmadığı bilimsel verilere uygun olarak tespit ettirilmeli ve bu hususta bilirkişilerden ayrıntılı rapor alınmalı, davacının suya ihtiyacının olduğunun tespit edilmesi halinde bu ihtiyacını şebeke suyu veya başka kaynaktan karşılayıp karşılamadığı araştırılmalı, tarafların yararlandıkları başka sular varsa bunlar dikkate alınarak, içme suyu ihtiyacının sulama suyu ihtiyacına nazaran öncelikli olduğu ve kadim kullanım hakkı gözetilerek, sonucuna göre (gerekirse herkesin ihtiyaçları oranında yararlanabileceği bir su rejimi de kurularak) karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesi, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.