Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,davalılar adına kadastro ile tespiti yapılan 1102 parsel sayılı taşınmazın miras bırakandan intikal ettiğini ileri sürüp tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiş,yargılama sırasında davasından feragat ettiğini belirtmiştir.
Asli müdahil hazine,1102 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında senetsizden vergi kaydına istinaden davalılar adına tespitle tescil edildiğini,gayri sabit hudutlu vergi kaydının miktarı ile geçerli olduğunu ileri sürüp vergi kaydı miktar fazlasının hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar,dava konusu taşınmazla bir ilgilerinin olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,davacının ve hazinenin davasının reddine ilişkin karar,7.Hukuk
Dairesince; “davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir” gerekçesiyle bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı Hazine tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava,tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden;çekişme konusu 1102 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları ile 16.10.1978 tarihinde senetsizden vergi kaydına istinaden A... Ö... P... adına tespit olunduğu,davacının taşınmazda kendi payının da bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açtığı,ancak 09.07.1981 tarihinde HUMK.nun 151. maddesi uyarınca usulü dairesince imzası ile tasdik ettiği beyanı ile davasından feragat ettiği, feragat tarihinden sonra 25.01.1982’de hazinenin vergi kaydı miktar fazlasının hazineye ait olduğunu ileri sürerek müstakil hak talebiyle davaya müdahale talebinde bulunduğu, mahkemece müdahale talebinin kabul edilerek işin esasına girildiği ve yapılan araştırma sonucunda davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, feragat kati hükmün hukuki neticelerini meydana getirir ve yapıldığı anda sonuç doğurur.
Oysa,davacı davasından feragat ettikten sonra Hazine tarafından müdahale talebinde bulunulduğu,bir başka ifadeyle elde bulunmayan ve feragatle sonuçlanan ve bu şekilde o anda hükümlerini doğurarak kat’i hükmün hukuki neticesini meydana getiren davaya müdahale istenildiği açıktır. Feragat anında ,dava sonuçlanacağına göre derdest bulunmayan bir davaya müdahale edilmeyeceği sabittir. Buna göre,müdahale talebinin hukuki sonuç doğurmayacağı ve dinlenemeyeceği de tartışmasızdır.
Öyle ise, davanın feragat nedeniyle reddine, müdahil davacının hukuken elde var sayılan bir davanın bulunmadığı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek sonuca gidilmesinin yasal olduğu söylenemez. Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.5.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.