(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2017/1175 E. , 2020/7883 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : 3. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı, kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı ..., davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... Belediyesinin istinaf başvurusunun kabulü ile ... 5. İş Mahkemesinin 2015/482 Esas, 2016/391 Karar sayılı kararının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/b-3. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının asgari geçim indirimi alacağının ödenip ödenmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, dosyada bulunan davacıya ait ücret bordrolarının bir kısmında asgari geçim indirimi tahakkuku bulunmaktadır. Ücret bordrolarının imzasız olduğu ve davalı Belediyenin hesap numarası bildirdiği göz önüne alındığında, banka kayıtlarının celbi ile söz konusu tahakkukların banka kanalıyla davacıya ödenmiş olması halinde yapılan hesaplamadan mahsup edilmesi gerekmektedir. Bu husus dikkate alınmadan yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulması hatalı olmuştur.
3-Davacının yıllık izin ücreti alacağı olup olmadığı konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu"nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Sözleşmenin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da, iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
Yıllık izin hakkı anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf dava dilekçesinde 2005-2008 döneminde üç yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını, diğer yıllarda da kıdemine bakılmaksızın sürekli 14 gün esasıyla kullandığını iddia etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 170 gün yıllık izin hakkı bulunduğu, davacının kullandığını beyan ettiği 42 gün mahsubuyla 128 gün yıllık izin hakkının bulunduğu belirtilerek hesaplama yapılmıştır.
Ne var ki, yapılan hesaplama davacının talebiyle örtüşmemiş ve talebi aşılmıştır. Davacı 2005-2008 yılları arasındaki dönemde hiç izin kullanmadığını daha sonraki yıllar da ise 14 gün izin kullandığını beyan ettiğine göre sadece 3 yıl için 14 gün izin kullandığı kabulüyle 42 gün mahsubu hatalıdır. Diğer yandan, dosyaya sunulan yıllık izin defterinde imzayı havi 2006 yılına ilişkin 10 gün, imzayı havi 2007 ve 2008 yıllarına ilişkin 14’er gün izin kullanıldığı görülmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemsince değerlendirilmemesi de hatalı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 25.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.