3. Hukuk Dairesi 2016/17442 E. , 2017/10798 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dava dilekçesinde;.... parsel sayılı tapuda kayıtlı 221.720 m2 alanındaki gayrimenkulün, ....h Hukuk Mahkemesinin 1988/1007 Esas sayılı dosası üzerinden yürütülen ortaklığın giderilmesi davasında ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiğini, bu satış neticesinde tebligat yapılamadığı için kendilerine kayyım atanan dava dışı..... Sara"nın hazineye devrolan satış bedellerinin adı geçen şahısların varisleri olan müvekkillerine verilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 37.716,93.TL"nin Maliye Hazinesine intikal tarihinden (17.02.2005) itibaren yasal faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından idare aleyhine ileri sürülen iddiaların incelenmesi ....k denetimi tarafından rapor düzenlenmesi gerektiği, davacı tarafın haksız usul ve yasaya aykırı davasında ileri sürülen diğer talepler gibi faiz taleplerinin dahi taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını; ayrıca davacıların yabancı uyruklu olduğu, ... miras yolu ile taşınmaz mal edinmeleri ya da bedelini talep etmeleri mütekabiliyet ilkesine bağlı olup bu nedenle dahi davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile; 37.716,93 TL’nin 17/02/2005 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalı hazineden tahsil edilerek kök muris Hatice Adile (İstanbul 8. Sulh hukuk mah. 2012/232 esas 2012/329 karar sayılı veraset ilamına ilişkin) miras hissesi oranında verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2)Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması suretiyle gerçekleşir. (TBK m. 117; BK m.101)
Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez.
Somut olayda; davacı tarafından, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünü gösteren bir belge sunulmamıştır. Bu nedenle, temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabulü, talep edilen faizin işlemeye başlayacağı tarihin de dava tarihi olması gerekirken, ödeme tarihinden (17.02.2005) itibaren faiz işletilmesi doğru değildir.
Ancak, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği ve "hakimin takdir yetkisi kapsamında" kalmadığından; hükmün, HUMK 438/7, C2 hükmü ve 6100 sayılı HMK 370/2 ek 3/1 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1. fıkrasındaki ‘17/02/2005’ tarihinin silinerek yerine ‘dava’ ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.