1. Hukuk Dairesi 2021/8256 E. , 2021/7413 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DAVACILAR : ... V.D.
DAVALILAR : ... V.D.
Taraflar arasında görülen tapu iptali-tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları İbrahim Karadeniz"in maliki olduğu 122 ada 4, 131 ada 24 ve 25, 132 ada 1 ve 2, 135 ada 3, 137 ada 42, 144 ada 1, 2 ve 26, 159 ada 10, 160 ada 4,5,7,8 ve 9 ile 166 ada 30 parsel sayılı taşınmazlarını satış göstermek suretiyle davalı oğullarına temlik ettiğini, yapılan işlemlerin kız çocuklarından mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, dava konusu taşınmazların bir kısmının muris babaları tarafından kendilerine 1973 yılında resmi yollarla bağışlandığını, diğer bir kısım taşınmazın ise babalarından intikal etmeyen taşınmazlar olduğunu, kaldı ki dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında on yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin 16/12/2008 tarihinde kesinleştiği ve 159 ada 10 parsele yönelik kadastro tespitinin de 15/10/2009 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 21/11/2019 tarihinde açıldığı ve davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davası olduğu, murisin de kadastro tespitinden önce vefat ettiği, bu kapsamda 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiş, verilen karara karşı istinaf talebinde bulunulması üzerine, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince, davacılar vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere; 492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesinde "Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men"i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır. Gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harç, gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır. Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tespit ettirilir. Tespitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz. Noksan tespit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır." hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re"sen) gözetilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu"nun 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı vurgulanmıştır. Aynı Yasa"nın 30. maddesinde ise; "Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır."" düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, dava 20.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açılmış; ne var ki, yargılama sırasında dava konusu taşınmazların değeri keşfen saptanmamış, harç da ikmal edilmeden sonuca gidilmiştir.
Hâl böyle olunca; dava konusu taşınmazlar başında keşif yapılarak Harçlar Kanunu′nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin belirlenmesi ve ondan sonra işin esası değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, dava değeri belirlenmeden hüküm kurulması doğru değildir.
Davacıların açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi uyarınca Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun′un 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın kararı veren Of Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın temyiz eden davacılara iadesine, 01/12/2021 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.