3. Hukuk Dairesi 2017/2524 E. , 2017/10939 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE )MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün,süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine;temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra,dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı ile 2011 yılında boşandıklarını, boşanma neticesinde davalı için aylık 200,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini,ancak davalının SGK"dan emekli olduğunu ve halihazırda kendisinden fazla geliri bulunduğunu, yine bu gelirinin de düzenli bir gelir olduğunu ileri sürerek; davalının emekli olma tarihinden itibaren lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece; davanın kabulü ile; mahkemenin 27/01/2011 tarih 2010/107 E. 2011/38 K. Sayılı ilamı ile davalı lehine hükmedilen ve mahkemenin 20/04/2015 tarihi 2015/9 E. 2015/93 K. Sayılı ilamı ile arttırılan yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava;yoksulluk nafakasının kaldırılması istemine ilişkindir.
TMK.nun 176.maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Yargıtay ...nun 7.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. ...nun yerleşik kararlarında "asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması," yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir. (HGK. 7.10.1998 gün 1998/2-656 E.,1998/688 K. 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 sayılı ve 1.5.2002 gün 2002/2-397-339 sayılı kararları).
Somut olayda;taraflar Çal Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi"nin 27.01.2011 tarih ve 2010/107 E. 2011/38 K. sayılı ilamı ile boşanmışlar, boşanma kararında davalı lehine aylık 200,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, davalının aynı mahkemede 22.01.2015 tarihinde açtığı yoksulluk nafakası artırım davası neticesinde ise, mahkemenin 16.04.2015 ./..
-2-
tarih ve 2015/9 E. 2015/93 K. sayılı kararı ile aylık 200 TL olan yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 275 TL"ye yükseltilmesine karar verilmiştir.
Eldeki dava dosyası kapsamında yer alan SGK"nun 24.11.2015 tarihli yazısı incelendiğinde ise; davalı kadının 01.05.2011 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya devam ettiğinin bildirildiği ve ekteki yaşılık aylığı dökümü incelendiğinde ise,davalının Kasım 2015 net maaşının 1.041,34 TL olduğu tespit edilmektedir. Yine, dosya kapsamında yer alan davalının sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağı incelendiğinde ise; ilgili tutanakta davalının ilgili adresten taşındığından bahisle sosyal ve ekonomik durumunun tespit edilemediğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında "asgari ücretle çalışılmakta bulunulması" yoksulluk nafakası bağlanmasını veya yoksulluk nafakasının ortadan kaldırılmasını gerektiren bir durum olarak kabul edilmemiştir. (HGK"nun 24.12.2014 gün 2013/3-1364 E.- 2014/1082 K. sayılı ilamı ile 1.5.2002 gün 2-397 E-339 K. sayılı ilamında olduğu gibi).
Bu nedenle, davalının 01.05.2011 tarihinden itibaren aldığı yaşlılık aylığı davalının yoksulluğunu ortadan kaldırmayıp, bu durumun sadece nafaka miktarının tayininde nazara alınması gerektiği de kuşkusuzdur.Kaldı ki, davalının davaya konu edilen nafakayı 2011 yılından itibaren aldığı, yine aynı mahkemede 2015 yılında açılan nafaka artırım davasında ise, 2011 yılından itibaren yaşlılık aylığı almasına rağmen aylık 200,00 TL olan yoksulluk nafakasının aylık 275,00 TL"ye yükseltildiği de dikkate alındığında mahkemenin nafakanın kaldırılmasına yönelik tesis ettiği hükmün yerinde olmadığı da açıktır.
Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle, davalı hakkında ikamet adresinin tespiti sonrasında etraflıca sosyal ve ekonomik durum araştırmasının yaptırılması, yine Dairemizin yerleşik içtihatları ve YGHK"nun içtihatları da dikkate alınmak suretiyle davalıya 2011 yılında bağlanan yaşlılık aylığının nafakanın tamamen kaldırılmasına neden olmayıp ""çoğun içinde az da vardır"" kuralı gereğince yoksulluk nafakasından indirime neden olabileceği dikkate alınmak suretiyle davalı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasında indirim yapılması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi suretiyle hüküm tesisi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere ,03.07.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.