Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2009/7187
Karar No: 2009/8188

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2009/7187 Esas 2009/8188 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Davacı, davalılar adına kayıtlı olan bir taşınmazın kıyıda kalan kısmının tapusunun iptali ile üzerindeki müştemilatın yıkımını istemiştir. Mahkeme, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermiş ancak davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya incelendikten sonra 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve yıkım isteğine ilişkin dava hak düşürücü sürede açıldığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Ancak bu karar, kıyı kenar çizgisini belirleme yöntemiyle ilgili kanun maddelerinin açıklandığı 5/3 Sayılı Karar'ın uygulanması gerektiği gerçeği göz önüne alınmadan verilmiştir. Harita düzenlendiğinin ve bilimsel verilere dayanarak kıyı kenar çizgisi belirlendiğinin anlaşılması durumunda bu çizgi Tapu Fen Memuru sıfatını taşıyan uzman bilirkişinin krokisine yansıtılmalı ve sonuca göre hüküm verilmelidir. Kararda geçen kanun maddeleri: 3621 Sayılı Kıyı Kanunu, 3402 Sayılı Yasa, 5841 Sayılı Yasa.
1. Hukuk Dairesi         2009/7187 E.  ,  2009/8188 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : GİRESUN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 28/04/2009
    NUMARASI : 2006/95-2009/174

    Taraflar arasında görülen davada;
    Davacı, davalılar adına kayıtlı olan 1003 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürüp, kıyıda kalan kısmının tapusunun iptali ile üzerindeki müştemilatın yıkımını istemiştir.
    Davalılar C... ve K... , davanın reddini savunmuşlar, diğer davalı yanıt vermemiştir.
    Mahkemece, “davacı tarafından açılan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine” karar verilmiştir.
    Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
    Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve yıkım isteğine ilişkindir.
    Mahkemece, hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1003 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 31.11.1952 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları sırasında dere yatağı olarak tescil harici bırakılan ve bilahare 11.11.1963 tarihinde Ç... Köyü Tüzel Kişiliği adına ihdasen tescil edilen 557 sayılı parselin ifrazından oluştuğu ve halen davalılar adına kayıtlı bulunduğu, başka bir ifadeyle ilk tesisinden kadastro tutanağına bağlanmadığı anlaşılmaktadır.
    Bilindiği gibi, 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesi ile buna bağlı olarak 25.2.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesiyle 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen hüküm ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesi hükmü, kadastro çalışmaları sırasında tutanağı düzenlenmek suretiyle sınırlandırma ve tespiti yapılan taşınmazlar hakkında uygulanır.
    Öyle ise, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın uygulama olanağı bulunmadığı ve bunun sonucu olarak ta 5841 Sayılı Yasanın uygulanamayacağı tartışmasızdır.
    Hemen belirtmek gerekir ki, davada ileri sürülen iddianın ve savunmanın içeriğine göre; yanlar arasındaki uyuşmazlığın, "kıyı kenar çizgisinin" saptanmasından kaynaklandığı açıktır.
    Bilindiği üzere; son kez yürürlüğe giren 362l Sayılı Kıyı kanunu"nun "kıyı kenar çizgisini"belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9. Maddeleri, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kapsamı dışında bırakılmış; anılan kanun maddesinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekle olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararın da "kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin adli yargıya ait olduğuna;ancak 3621 Sayılı Kıyı Kanunu"nun 9.maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine" işaret edilmiştir.
    Hal böyle olunca; öncelikle idare tarafından 362l Sayılı Kanunun 9.maddesi hükmüne göre "kıyı kenar çizgisi" haritasının düzenlenip, düzenlenmediği araştırılmalı, ondan sonra, üç jeolog veya Jeoloji mühendisi veya Yüksek mühendisinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve Tapu Fen Memuru aracılığıyla yerinde keşif yapılmalı; harita düzenlendiğinin ve yukarıda değinilen İçtihadı Birleştirme Kararı"nda belirtildiği şekilde işlem gördüğünün, böylece davanın taraflarını bağlayan bir içerik kazandığının anlaşılması durumunda"kıyı kenar çizgisi" idarenin düzenlendiği harita ya değer verilerek saptanmalıdır.Harita düzenlenmediğinin yada düzenlenip de 5/3 Sayılı Kararda yazılı olduğu gibi bizzat bildirim yapılmadığının veya ilanen bildirime karşın, idari yargıya başvurulmadığının ortaya çıkması halinde ise, kıyı kenar çizgisi, bilimsel verilerden ve düzenlenmiş olmakla birlikte bağlayıcılık niteliğini kazanamamış haritadan delil olarak yararlanılarak belli edilmeli belirlenen çizgi Tapu Fen Memuru sıfatını taşıyan uzman bilirkişinin krokisine infazda kuşkuya yer bırakmayacak biçimde yansıtılmalı ve sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
    O halde, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde gerekli araştırma, inceleme ve soruşturma yapılması, mevcut raporlar arasındaki çelişkiler giderilmesi suretiyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere somut olayda uygulama yeri bulunmayan hak düşürücü süreden sözedilerek davanın reddedilmiş olması doğru değildir.
    Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 9.7.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

     



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi