Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı (birleşen dosya davalısı) A...; miras bırakan adına kayıtlı olan eski 368, yeni 165 ada 4 parsel sayılı taşınmaza komşu 26 sayılı parsel maliki olan davalılarla aralarında sınır ihtilafı bulunmazken, 2859 Sayılı Yasa uyarınca yapılan yenileme çalışmaları sonucu hatalı olarak düzenlenen haritaya göre çekişme meydana geldiğini, zira taşınmazın bir kısmının davalılar lehine küçültüldüğünü ileri sürüp, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuş, birleşen davanın reddini savunmuştur.
Müdahiller, 4 nolu parselin kayıt malikinin mirasçıları olduklarını ve yenileme çalışmalarında, ölçümde ve kağıda aktarma sırasında hata yapıldığını belirterek tapu iptal ve sicillerin düzeltilmesini istemişlerdir.
Davalı, birleşen dosya davacısı M...kayden paşdaşı olduğu 26 parsel sayılı taşınmazına davalı A..."in cam sera yapmak suretiyle kısmen müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve inşaatın yıkımını istemiş; asıl davanın da reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Diğer davalılar yenileme sonucu kendi taşınmazlarının miktarlarının da azaldığını ifade etmişlerdir.
Mahkemece, yenileme kadastrosunda yapılan ölçümün yanlış olduğuna ilişkin bir hususun tespit edilemediği, yenileme kadastrosuyla oluşan kayıt ve kroki dikkate alındığında 26 nolu parsele müdahale olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve katılanlar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü
-KARAR-
Dava, 2859 Sayılı Yasa uyarınca yapılan yenileme çalışmaları sırasında davacı taraf parselinin bir bölümünün davalı taraf taşınmazına dahil edildiği; iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil; birleşen dava ise, taşkın seranın yıkımı suretiyle elatmanın önlenmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 165 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kayden davacı ile müdahil davacıların mirasbırakanına ait olduğu, 165 ada 26 sayılı parselin ise davalı Erkan ile davalı birleşen dosya davacısı Muhammet adlarına paylı mülkiyet üzere kayıtlı bulunduğu, davalı Mustafa"nın ise kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, davalı Mustafa yönünden verilen ret kararı sonucu itibariyle doğrudur.Bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine.
Davacı ve katılanların diğer davalılar hakkındaki temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere; tapulama ve kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların hukuksal ve geometrik durumlarını tesbit eden görevlilerin, ölçü hesaplama ve çizimlerde hata yaptıkları, kadastral kroki ve paftaların her zaman mülkiyet durumunu doğru olarak yansıtmadığı uygulamada bilinen bir gerçektir. Zamanımızda, kadastral ölçü ve hesaplamalarda kullanılan araç, gereç ve cihazların çok gelişmiş olmasına rağmen bu tür hatalara yine rastlanılmaktadır. İşte bu hataların düzeltilmesi zorunluluğu karşısında daha önce bazı yasal düzenlemeler yapılmışsa da; yetersiz kaldığından 25.6.1983 tarihinde 2859 Sayılı Tapulama ve Kadastro paftalarının yenilenmesi hakkındaki yasa yürürlüğe konulmuştur.
Söz konusu yasanın 1. maddesinde belirtildiği üzere “teknik nedenlerle yetersiz kalan uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevki ya da ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen tapulama ve kadastro paftaları...” yenilenir.
Yenilemenin yapılış biçimi uygulanacak teknik yöntemler uygulanması gereken usul ve kurallar ise bu yasanın 6. maddesi hükmü uyarınca çıkarılan yönetmelikte daha detaylı olarak açıklanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki; yenileme işlemi, önceki kadastro ile saptanan mülkiyet ve geometrik durumu yok sayan veya tamamen hükümsüz kılan yeni bir kadastro çalışması değil mümkün olduğu ölçüde aslına sadık kalınarak onun eksikliklerini tamamlayan sınırlarında ve yüzölçümlerinde görülen yanlışlıkları “orantı” ve “dengeleme” kurallarına göre düzelten bir önceki kadastroya ek bir işlemdir. Bunun doğal sonucu olarak yözölçümünde ve sınırlarında herhangi bir yanlışlık ve eksiklik bulunmayan parseller yenileme dışı bırakılır, üzerinde hiçbir değişiklik yapılamaz.
Somut olayda; mahkemece yerinde iki kez uygulama yapılmıştır.
Her iki uygulamada da tapulama paftasında gösterilen sınırlar ile yenileme sonucu oluşan paftada belirtilen sınırlar krokiye bağlanmış ve buna ilişkin raporlar düzenlenmiştir.
Keza heriki uygulamada tapulama ile yenileme paftaları arasında fark bulunduğu gözlenmektedir. 6.10.2005 günlü keşif sonucu düzenlenen 11.10.2005 tarihli ve buna ek 27.10.2007 ile 12.6.2008 tarihli raporlar ve raporların eki olan krokiler takeometrik ölçüm yöntemiyle düzenlenmiş ve paftaların çekiştirilmesi ayrıntılı bir şekilde izah edilmiş olduğundan hükme elverişli ve yeterli oldukları sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca 6.10.2005 günlü uygulama sonucu düzenlenen rapor ile 27.12.2007 tarihli rapor ve eki kroki esas alınmak suretiyle davalılar Erkan ve Muhammet hakkındaki iptal ve tesçil davasının bu rapor doğrultusunda kabulüne; birleşen dava açısından da fen bilirkişi krokisinde "C" harfi ile gösterilen bölümle sınırlı olmak üzere davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacı ve katılanların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 9.7.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.